24 Aralık 2010 Cuma

Adnan Oktar'ın Samsun Aks TV'deki canlı röportajı (23 Aralık 2010)

SUNUCU:Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri programımıza Mavi Karadeniz Radyo, Samsun AKS, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv ve Harun Yahya Tv sitemizden devam ediyoruz. Buyurun hocam.

ADNAN OKTAR:Tamam haydi göster, anlatacaklarını görelim. Ama güzel şeyler anlatıyorsun.

ALTUĞ BERKER:Hocam, “gelecek işte bu coğrafyada” diyor Sabah Gazetesi’nde maşaAllah. Liderler İstanbul’da buluştu. “Asya’nın kalbi Boğazda atıyor” demiş hocam. 13 ülkenin Başkanları İstanbul’da buluştular hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR:Biz daha önce söylediğimizde hikaye anlatıyormuşuz gibi geliyordu insanlara. Bu toplantıları, bu birliktelikler hep Mehdiyetin heyecanının yansımalarıdır. Yani Mehdiyetin bereketiyle oluyor. Yoksa toplantı yaparsın hiçbir şey olmaz. İstediğin kadar toplanırsın. Ama bir İttihad-ı İslam olacağı, Türk-İslam Birliği olacağı bütün liderlerin kalbine Allah tarafından ilham edildi. Hepsinin kalbine ilham edildi. İlham-ı İlahiyle birleşmek için şu an can atıyorlar. Sürekli gayret ediyorlar. Bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Ama Mehdi (a.s.) olmadan birleşmeleri mümkün değildir. Yani bak, olur toplanırsın, “bir şey var eksik” diyecekler, yani bir şey var. “Bu birlikteliği engelleyen, birlik olmamızı engelleyen bir şey var” diyecekler. İşte o bir şeyin adı Muhammed Mehdi (a.s.)’dir. Muhammed Mehdi (a.s.) olmadan hiçbir şekilde olmaz. Yani sofrayı hazırlarsın, yemekleri hazırlarsın, misafirler oturur ama bir türlü yemeğe başlayamazsın. İllaki Mehdi (a.s.) “bismillah” diyecek, yemeğe elini uzatacak. Bu böyle inşaAllah. Evet, Beker’im seni dinliyoruz.

ALTUĞ BERKER:İnşaAllah hocam. 2012’de kıyametten kaçanlar, bu Fransız köyüne sığınıyor diye haber var hocam.

SUNUCU:Oraya gelmeyecek miymiş kıyamet?

ADNAN OKTAR:Ne oluyormuş o köyde?

ALTUĞ BERKER:O, Maya Takvimi’ne göre 2012’de kıyamet olacağına inananlar, orada toplanıyorlarmış.

ADNAN OKTAR: Köyde?

ALTUĞ BERKER:Bir tek orası kurtulacak inancındalarmış.

ADNAN OKTAR:Allah Allah. Fransa’daki o köy. Allah bunlara akıl fikir versin. 2012’de fevkalade olaylar olacak ama bakın, Mehdiyetin yansımalarını görüyor musun? Dünyada ne kadar çeşitli şekillerde, ışıklar halinde görülüyor. Mesela biri başka türlü yorumlayabilir ama herkes bir şey olacağını anlamış. Bir fevkaledelikler olacağını anlamış. Kimi “kıyamet olacak” diyor, kimi başka bir şey olacak diyor. Kimi. Yani işte “bütün bilgisayarlar duracak, elektronik sistemler duracak” diyor, şu olacak, bu olacak. Ama Allah onlara bunlara bunu hissettiriyor. 2012’de tabii ki bir şeyler olacak. Yani olduğunda görecekler. Bu Mehdiyetle ilgilidir, İsa Mesih (a.s.)’in inişiyle ilgilidir. Gelişecek olaylar. Ona kalırsa 2014 de çok önemlidir, 2017 de önemlidir, 2019 da önemlidir, 2021 de önemlidir, 2023 de önemlidir. Yani bunlar çeşitli zaman aralıkları ama her şey Mehdiyete göre gelişiyor. Mesela bak, bu haber de. Şu gazete haberi de doğrudan Mehdiyetle ilgilidir. Mesela Maya Takvimi yine Mehdiyetle ilgilidir. Mehdiyetin çok eski peygamberlerden beri bilindiğinin ilmi delilidir bu. Maya Takvimi’nde bunun açıklanması ne demek? Eski peygamberler, Hz. İbrahim (a.s.)’den önceki peygamberlerde Mehdi (a.s.)’yi bildiğini gösteriyor. Ve bu artık taş yazmalara geçmiş. Eski el yazmalarında, değil mi? O Ölü Deniz tomarlarında, hepsinde Mehdiyetten bahis vardır. Tevrat’ta Mehdiyetten bahsedilir. Zebur’da Mehdiyetten bahsedilir. Dolayısıyla Mehdiyet dünyanın en büyük gerçeklerinden birisidir. Bunu dünya istese de, istemese de yakında görecek, inşaAllah.

ALTUĞ BERKER:Hocam, İmam-ı Rabbani Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.)’nin makamını anlatmış. Kısaca okuyayım mı?

ADNAN OKTAR:Oku, evet.

ALTUĞ BERKER:“Öyle makamlar da vardır ki, cezbe ve sülûk oraya yanaşamaz. Bu son makamlar çok yüksek, pek kıymetlidir. Peygamberimizin (s.a.v.) Ashâb-ı Kiramı’nın 'aleyhimürrıdvân', hepsi bu makamlara kavuşmuş, bu büyük nimet ile şereflenmiştir. Bu makamların sâhibleri, başka makamların sâhiblerine benzemez. Başka makamların sâhibleri ise, birbirlerine az çok benzer. Bu makam, Ashâb-ı Kirâmdan sonra, Hazret-i Mehdî’de görünecektir. Tasavvuf büyüklerinden pek az kimse, bu makamdan haber vermiştir. Bu makamın ilimlerinden, marifetlerinden söyleyen ise, yok gibidir. Bu makam, Allah-ü Teala’nın, öyle büyük bir nimetidir ki, dilediği, seçtiği bahtiyarlara nasip olur” diyor hocam. Mektubat-ı Rabbani, sayfa 56’da.

ADNAN OKTAR:İmam-ı Rabbani Mektubatı’nda Mehdi (a.s.)’ı çok detaylı, çok kapsamlı anlatmıştır. Eski büyükler, eski alimler sürekli Mehdi (a.s.)’den bahsederdi. Bu çağda, özellikle son 30 yıldan beri Mehdi (a.s.) konusunu anlatmak en tehlikeli, en yasaklanmış konulardan biri haline geldi. Evde konuşturmaz, televizyonda konuşturmaz, radyoda konuşturmaz. Radyoda konuşsan adamın görevine son verirler. Evde konuşursan evden kovarlar. Mehdi (a.s.)’ı bahsetmeyeceksin ama her şeyden bahset. Neden bahsediyorsan bahset. Fakat Mehdi (a.s.)’ı ağzına almayacaksın, Mehdi (a.s.) konusunu. Dolayısıyla bu Mehdi (a.s.)’ın geldiğine dair çok ciddi bir alamettir. Mehdi (a.s.) konusuyla ilgili Bediüzzaman’ın sözleri değiştiriliyor. Konular kapatılmaya çalışılıyor. Daha önce hadislere saygısı olan adamlar hadisleri reddeder hale geldiler. Kuran’da var deyince bu sefer de Kuran’ı reddetmeye kalkıyorlar. Bu, paniğin şiddetini gösteriyor. Mehdiyet durdurulabilecek bir olay değildir. 2. 2. 2022, bu da çok önemlidir. Unutmasınlar, bir yere yazsınlar. 2.2. 2022, inşaAllah. Saat 22, inşaAllah. Evet, yani dünyada nadir rastlanan tarihlerdir bunlar. Bir yere not alsınlar, görecekler, inşaAllah. Yazsın bir yere, kenara. “Demişti” derler, inşaAllah.

ALTUĞ BERKER:Hocam önümde Mektubat-ı, İmam-ı Rabbani’nin sayfalarca Hz. Mehdi (a.s.)’den bahsi var.

ADNAN OKTAR:Anlat, anlat.

ALTUĞ BERKER:Mesela Hz. Mehdi (a.s.) velayetin en yükseğindendir” diyor. Mektubat, sayfa 357’de.

ADNAN OKTAR:Velayetin, evet akmeli velayettir. En yüksek velidir, gelmiş geçmiş en büyük velidir Mehdi (a.s.). Hatta dünya yaratılmadan önce “Mehdi (a.s.) yaratıldı” diyor Tevrat’ta. “Allah, Mehdi (a.s.)’yi yarattı” diyor Tevrat’ta. Bakalım.

VTR:Tvnet Gizli Dosyalar Programındaki Yanılgılara Cevap.

ADNAN OKTAR:Şimdi arkadaşlar Tv Net’te kıyametin yakın olmasından tedirgin olmuşlar. Birçok kişi. Özellikle holding sahipleri, şunlar, bunlar panik halindeler. Süreyi uzatmaya çalışıyorlar. Cübbeli’si, Kubbelisi, bilmem nesi falan, hepsi kendilerince ilaveler, ekler yaparak; Cenab-ı Allah ilave ve eki dinlemez. Vakit, zaman geldi mi kıyameti koparır. Boş yere çırpınıyorlar. Boş yere milleti yanlış yöne yönlendiriyorlar. Bak, “25” diyor, 1525, nerede oradaki 25 ifadesi.

ALTUĞ BERKER:Hiç geçmiyor öyle bir şey hocam.

ADNAN OKTAR:Yani onu kitapla göstermesi lazım, kitabı açıp göstermesi lazım. Hep ezberden ve doğru olmayacak şekilde konuşuyorlar. Doğru konuşmaları için mutlaka kitaptan göstermeleri lazım. Biz kitaptan kaynak veriyoruz. Ve hadisten kaynak veriyoruz. Ne kitaptan, ne hadisten kaynak veriyorlar. Böyle olmaz. Bir de kıyameti yine uzatmaya çalışıyor kendince. Halbuki Bediüzzaman diyor ki; “Hicri 1506’da artık Müslümanlık yavaş yavaş gerilemeye başlayacak” diyor, Müslümanlar. Ve dolayısıyla Hristiyanlık ve Musevilik. “1542’ye kadar devam edecek bu” diyor. 1542’den sonra hiç kalmayacak diyor, 45’e kadar, hiç. Ne Müslümanlık, ne Hıristiyanlık, hiçbir şey, “Allah inancı kalmayacak” diyor. Ve “1545’te de kıyametin kafirin başına kopmasına remzen ima eder” diyor. O da diyor ki; “kıyamet alametleri başlayacak 1525’te” diyor. Daha yeni yeni başlayacakmış. Yani süreyi uzatacak, yani inanılır gibi değil bu pervasızlıkları, inanılır gibi değil milletin gözünün içine baka baka yanlış bilgilendirmeleri. Biz de bu hataları sürekli kaynaklarından göstererek doğrusunu anlatacağız. Bir panik var, Mehdi (a.s.) paniği var. Ve bir kıyamet paniği var, İsa Mesih (a.s.)’in inişi paniği var. Bu bütün dünyada var. Bak görüyorsunuz, Fransa’da da var, başka yerlerde de var, Amerika’da da var. Dehşete düştüler. Yani bunu durdurmaya çalışacak, “acaba” diyorlar, “dünyadan kaçsak mı?” “Yeni bir gezegende bir yer var mıdır?” Geçen günler görüyorsun değil mi? Anlatıyorlar. Gezegen içinde kendilerine yer arıyorlar. Bir de “vakit de dar” diyorlar, vakit de az. O arada nasıl yapacağız? Gemiye, memiye binip kaçsak buradan. Kaçsan da orada vuracak seni Allah, kaçtığın yerde de seni vuracak. Bütün kainatta kopuyor kıyamet. Her yerde kopacak kıyamet. O zannediyor ki kaçtığı yerde rahat duracak zannediyor. Bir de buzul bir yer ayarlamışlar. Bak, bilmem kaç km kalınlığında, buzulla kaplı bir şey Avrupa isimli bir yıldız; onun buzlarının altında, kilometrelerce altında canlı olacağını düşünüyorlar. Onlarla bir şekilde bağlantıya geçeceklerini, o balıklarla falan arkadaş olacaklarını, orada ıstakoz türü canlılar olabileceğini düşünüyorlar. Onların da bir gün insan olabileceğini düşünüyorlar. Yani Allah-u alem iptal olmuş vaziyette benim gördüğüm korkudan. Bunları bıraksınlar da Allah’a tam teslim olsunlar, samimi olsunlar. Münafıklara ayrı, cahil cühela ayrı, her yerde bak görüyorsunuz bir panik var. Ve dünyanın bir numaralı konusu şu an. En önemli konu. Yani CIA bunun farkında, Amerika da bunun farkında. Onlar da İsa Mesih (a.s.)’ın inişi için yanlış yollara gidiyorlar. Gittiler Irak’ı işgal ettiler İsa Mesih (a.s.) inecek diye. Müslümanların Mehdi (a.s.)’sini engellemek için. Müslümanların Mehdi (a.s.)’si İsa (a.s.) ile beraber hareket edecek. Neyini engelleyeceksin sen orada? İsa (a.s.) onun veziri olarak geliyor zaten. Ve senin atom bomban, tankın, topunla duracak bir konu değil bu. Bak, tıpış tıpış geri gidiyorsun. Dolayısıyla ahir zaman çok heyecanlıdır, çok hareketlidir. Kardeşlerimiz bizimle bağlantılı olarak olayları takip etsinler. Ben daima dürüst ve samimi bilgi veriyorum. Tam kaynaktan bilgi veriyorum. Mesela Risale-i Nur’dan çıkartma yaptıklarında çıkartılan yer burası diyorum. Bak, habere adamı çıkarıyorlar. Yanlış söylüyor. Açıkça 1525, hiçbir yerde böyle bir kaynak yok. Eğer TV net’deki arkadaşlar samimiyseler, çıkartsınlar kitaptan göstersinler. Bediüzzaman hayatı boyunca öyle bir kelime hiç kullanmamıştır. 1545, 1542, bu 1506, bu tarihler var. Ama diğerleri doğru değil. O yüzyıl ilave etmeleri de doğru değil. Yani 200 yıl daha ilave etmeleri. Biri de 1000 yıl ilave etti. Cübbeli 560 yıla çıkarttı. Bunları bıraksınlar, samimi olarak Allah’a teslim olsunlar. Dünyadan biraz daha yararlanmak için dünyanın süresini uzatmaya çalışıyorlar. Bak, tekrar tekrar söylüyorum. Onların uzatmaya çalışmasıyla kıyametin süresi uzamaz. Çocukluk yapmasınlar. Kıyamete çok az kaldı. 70 yıllık bir dönem içerisinde her şey olup bitecek. Ondan sonraki nesiller dinsizliği görecekler artık. Ateizmi görecek, son nesiller o. Onun için büyüklerimizden azami istifade edelim. Bir daha böyle büyük alimler de gelmez, sondur. Mesela Mahmut Efendi gibi bir alim bir daha gelmez. Fethullah Hoca gibi bir alim bir daha gelmez. Şeyh Nazım Hocam gibi bir alim bir daha gelmez. Gelmeyeceğini de biliyorlar, anlıyorlar da. Bu yeni nesilin içerisinden böyle bir insan Allahualem bir daha çıkmaz. Akıllarını başlarına alsınlar. Büyüklerimiz başımızdayken Türk-İslam Birliği’ni kuralım. İttihad-ı İslam’ı kuralım. Müslümanlığı insanlar tam yaşasınlar, huzur içerisinde, güzellik içerisinde 1506’ya kadar zaten devam edecek. Şu an 1431, 32 miyiz?

ALTUĞ BERKER: Yeni girdik hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: 32’deyiz evet. 1432’deyiz. Dolayısıyla vakit dar. Herkes bu konuda samimi olarak aşkla, şevkle hizmet etmeye gayret etsinler. Mesela bak Allah beni sürekli konuşturuyor, bana imkan sağlıyor. Bir de ben olmasaydım ne olacaktı, ben bunu düşünüyorum. Allahualem ört bas edeceklerdi konuyu. Başka da yapan yok. Varsa ben ayağının altını öpüp, peşinden gideyim. Bir tek Şeyh Nazım Hocam var, ondan sonra Şeyh Ahmed Yasin Hocamız var, onlar candan bu konuda. Mesela; Şeyh Nazım Hocam net söylüyor. “70 yıl var” diyor. Defalarca söyledi. Kubbelisi, cübbelisi, bimemnesi, HaberTürk’ü, Flash TV’si, hepsi Şeyh Nazım Hocamıza tavır aldı. Güya bana tavır alıyorlar ama ben bir üfürdüğümde onlar otuz takla atarlar böyle havada parendeler çizerler. Gelip böyle oturdukları yerin üstüne otururlar inşaAllah. Anlaşıldı mı? Şeyh Ahmed Yasin Hocam delikanlıların delikanlısı, koç yiğit, helal olsun ona, bir tek Allah’tan korkuyor. Böyle yiğit bir şeyh efendi, ben Şeyh Nazım Hocamdan sonra, diğer şeyhlerden sonra ilk defa görüyorum. MaşaAllah. Hak ne ise cayır cayır, Allah için söylüyor. Bir tek Allah’tan korkuyor. Tam yiğit. Talebeleri Hocamıza sıkı sıkıya sarılsınlar. Sıkı sıkıya güvensinler. Asla da peşini bırakmasınlar. Çok mübarek bir insan, Ahir zamanın çok önemli bir şahsı. Tabii, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in dostu, Allah dostu, halis muhlis, tertemiz yiğit bir Müslüman evladı ve hakiki bir mürşid. Gerçek bir mürşid, değerli Hocamızı seyredelim inşaAllah.

-VTR- (Şeyh Ahmed Yasin)

ADNAN OKTAR: Bak Resulullah (s.a.v.)’ın torununu görüyor musun? Ehli Beyt’in arslanlarını görüyor musun? Bak dedesi gibi asla hakikatlerden çekinmiyor. Bir tek Allah’tan korkuyor ve koç yiğit. Gürül gürül bak alametleri de gürül gürül söylüyor. birçoğunun işine gelmediği için bunları söyleyemiyor. Bak o coşkuyla ve şevkle, hiç gurur da yapmıyor, enaniyet de yapmıyor, baskıya da boyun eğmiyor. “Asarız, keseriz, yazarız, biçeriz falan” diyorlar. Hz. Ali (r.a.) gibi, dedesi Ali (r.a.) gibi koç yiğit hiçbir şekilde korkmadan, Müslüman evladı olarak, gerçek bir şeyh efendi olarak, bir mürşid olarak hakkı hakikati anlatıyor. Kimseden de pervası yok. Helal olsun. Allah ömrünü uzun etsin. talebeleri canı gönülden hocamızı sevsinler. Yanından ayrılmasınlar. Dizinin dibinden ayrılmasınlar. Hürmette, saygıda kusur etmesinler. Çok mübarek, muhterem bir insan Şeyh Yasin Hocamız. Ahir zamanın çok ehemmiyetli bir şahsiyetidir. Çok çok ehemmiyetli bir şahsiyetidir. Allah şevkini, nuraniyetini, bereketini, feyzini arttırsın. Allah uzun ömür versin inşaAllah hocamıza. Türk-İslam Birliği’nde, Mehdi (a.s.)’nin zuhurunda Allah ona güzel, çok mukaddes görevler versin inşaAllah. Cennette de kardeş etsin. cennet sofralarında, Cennet ortamında Resulullah (s.a.v.)’le, Hz. Hasan (r.a.)’la, Hüseyin (r.a.)’la, Bediüzzaman’la, Şeyhimizle; Şeyh Nazım Hocamızla beraber büyük Cennet sofralarında zevkli sohbetler yapmayı, Allah’ın nimetlerini, o güzel Cennet yiyeceklerini hep birlikte yiyip Allah’a hamd etmeyi hepimize nasip etsin. Bütün kardeşlerimize inşaAllah.

TVnet’te bu konuşma, NTV’de de ayrı bir konuşma vardı. Başka o NTV’deki ayrı. Fakat TVnet’in bu hatayı düzeltmesi lazım. Yani eğer bu hatayı örtbas eder de bunun üstünde devam ederse bu çok büyük hata olur. Çünkü ben bunu Allah’ın izniyle söyleyeyim, yıllarca ben bunu gündemde tutarım. 10 yıl benim için bir yıl gibidir. En az 10 yıl falan ben bu konuyu gündemde tutarım Allah’ın izniyle. Mutlaka bu hatalarını düzeltsinler inşaAllah. Bir de evrim teorisiyle ilgili Başbakanımızdan biz istirham ediyoruz. TRT’de ve TV Şeş’te çok çok vahim olur. Bu uğursuzluk getirir. Bak çok büyük uğursuzluk getirir. Çok büyük uğursuzluk getirir. Bunu yapmasınlar. Gerçek bilime doğrulara dayalı olarak bilimsel, gerçek deliller ortaya sunsunlar. Yanlış olduğu herkesçe bilinen, doğru olmadığını açıkça, alenen bilinen yalış delilleri anlatırlarsa bu uğursuzluk getirir. Bu doğru olmaz.

ALTUĞ BERKER: Bu konuda hocam biraz öne bahsetmiştiniz yeni bir internet sitesi yapalım diye. Mevcut olan sitenizi de tanıtmak istiyorum uygun görürseniz. Netcevep.org her türlü yalan evrim haberine karşı cevabınız yayınlanıyor burada sizin hocam.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah www.Netcevap.org da bu en çok ziyaret edilen sitelerden birisi. Ama bir şey oldu kardeşim ben anlayamıyorum. İnanılmaz bir izleme rekoru var bütün Türkiye’de ve Avrupa’da. Neden olduğunu ben de anlamadım. maşaAllah. Bakıyorum o izleme ekranına bakıyorum. Bütün Avrupa heryer nokta nokta nokta nokta... Güney Amerika ülkeleri öyle, Afrika ülkeleri öyle, İslam ülkeleri, Türki devletlere bakıyorum öyle. Çok güzel bir sistem kurmuş kardeşlerimiz düğmeye basıyoruz. O nokta bir gelişiyor kaç kişi girdiği o bölgede olduğu gibi ortaya çıkıyor. Mesela; “3750 kişi” diyor bir şehirde. Bir basıyoruz “4918 kişi orada” diyor falan. Türkiye’nin üstü böyle artık görünmüyor maşaAllah. Allah teveccühü daha da artırsın inşaAllah. Elhadülillah, maşaAllah çünkü ben samimi insanım, hiç çıkarım da yok Allah rızası için anlatıyorum. Ve yamuk yumuk bir şey olduğunda gözümden kaçmaz mutlaka yakalarım. Bir de Türk-İslam Birliği bak herkes kafasına koysun. Onlar yobazlık gelecek zannediyorlar bir kısım avanaklar. Yani böyle koyu taassub, karanlık gelecek, onun adını Mehdiyet zannediyor. Halbuki Mehdiyet çok ışıklı ve aydınlık bir sistemdir. Gençlerin, genç kızların neşe içinde, bayram sevinci içinde yaşadıkları bir sistemdir. Zannettikleri gibi değil, ben onu söyleyeyim. Allah yobazlık yüzünden Müslüman ülkeri ne hale getirdi görmüyor mu bu insanlar? Yobazlıktan bu hale gelmediler mi? Bu perişanlık, bu zilletin sebebi yobazlık değil mi? Şimdi adam mikropla mikrobu ortadan kaldırmaya çalışıyor. Verem mikrobuyla, verem mikrobunu ortadan kaldıramazsın sen. Yobazlıkla yobazlık kalkmaz. Yobazlığı ne kaldırır? Tentürdiyot değil mi? Bastıracağız koyu tendürdiyotu üstüne orada mikrop bilmem ne, hiçbir şey kalmayacak inşaAllah. Ateş gibi yakacak Mehdiyet. Ve pırıl pırıl, zinde gürbüz bir gençlik ortaya çıkacak. Atatürk çok güzel bir zemin hazırlamıştır. Yani böyle bağnazlıktan uzak, berrak kafalı, zinde bir gençliği bize hediye etti maşaAllah. İşte bu zinde, berrak, zehirlenmemiş gençlik Türk-İslam Birliği’ni kuracak. Kafalarında hurafe yok, pislik yok, karanlık yok, mikroplardan arınmış kafası değil mi? Atatürk, Ahir zamanın mühim bir şahsıdır. Çok ehemmiyetli bir şahıstır. Hızır (a.s.)’ın özel yardım ettiği bir şahıstır, hayatidir. Yani Atatürk olmadan Mehdiyet olmazdı. Mutlaka ona ihtiyaç vardı, Atatürk’e ve geniş çapta Mehdiyet’e zemin hazırlamıştır. Türk-İslam Birliği’ne zemin hazırlamıştır ve “ileride olacak” dedi zaten. Türk-İslam Birliği’nin ileride oluşacağını, mütadil ifadelerle belirtmiştir. Rusya’nın yıkılacağını da belirtiyor. “Ve en sonunda da bütün dünya birlik olacak” diyor Atatürk. Bütün dünya, bu işte İsa Mesih (a.s.)’in inişi ile olacak olan birliktir. Ve Atatürk’ün mektubunu da bir türlü yayınlamıyorlar kardeşim. Ben bizzat elimle böyle üstten, nezaketiyle ayıracağım, mektubu çıkaracağım ve okutturacağım.

ALTUĞ BERKER: Vasiyeti inşaAllah

ADNAN OKTAR: Vasiyeti Atatürk’ün. Daha hala gizliyorlar. Atatürk; “açın vakti geldi” diyor. Açmıyor bunlar, bazı kardeşlerimiz. Muhafaza altında, orada Mehdi (a.s.)’den de, İsa (a.s.)’dan da bahsediyor Atatürk. Açacağız, onlar açmazsa ben açacağım Allah’ın izniyle. İnşaAllah. Allah açtırmıyor demek ki maşaAllah. “Es Selamu Aleykum Hocam.” Ve Aleyna Aleyum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Biz Konya Beyşehir’den.” Bütün Konya’ya selam, bütün milletimize. “Beyşehir’den Muhammed Emin ve Alparslan” ne güzel isimler maşaAllah. “Ellerinizden öperiz Hocam. Bizim Hocam size iki sorumuz var. ilki hocam Flash TV bugün yine Şeyh Nazım Hocam hakkında haber yaptı. Şeyh Nazım Hocamın Papa ie görüşmesini çarpıtarak yayınladı.” Kardeşim bunlar batından nasibini almamış, derinlikten nasibini almamış, gözü sadece ekmeği gören, yemeği gören, suyu gören adamlar, bunlar derinliği göremiyorlar bazı arkadaşlarımız. Şeyh Nazım Hocamın Papa ile görüşmesinin hikmetini, sebebini, anlamını çok sonra öğreneceksiniz. Sizin zannettiğiniz gibi birisi değildir Şeyh Nazım Hocamız. Papayı Kıbrıs’a çağıran kim, Papaya o sırrı veren kim? Bunu öğreneceksiniz acele etmeyin. Çarpıtsa ne olur? Çarpıtmasa ne olur? Bilmem ne olur? Kim takar demiş yani değil mi? Ve Şeyh Nazım Hocamızın üstüne dikkatlerin çekilmesi nedir? Demek ki ahir zamanın çok önemli bir şahsı Şeyh Nazım Hocamız. Demek ki Kutubluğu doğru. Bak Allah alçakların alçaklığını nasıl ortaya çıkarıyor Allah? Nasıl rezil rüsva ediyor? Nasıl aşağılıyor? Nasıl küçük düşürüyor, nasıl sıfıra düşürdü Allah? Nasıl Allah köpek durumuna düşüyor alçakları, alçakları? Çok büyük bir mucize bu ve Allah’ın zamanlamasına dikkat edin, Allah’ın zamanlamasına. En kudurduğu zamanda en alçak kişiler, en aşağılayıcı şekilde Allah aşağılıyor ve rezil rüsva ediyor. Bir anda bitirdi Allah. Bak kaç kişi birden kurtarmaya çalışıyor? Biri bacağından biri... ama artık leş haline gelmiş. Leşini kaldıramıyorlar. Bak kaç kişi birden çırpınıyor kurtarmak için? Leşinin kokusu her tarafı sardı. Rüzgar aldı, götürdü inşaAllah. Şeyh Nazım Hocamıza saldırmaları da yahut eleştirmeleri de veyahut kendilerince aleyhinde konuştuklarını sanmaları da o mübareğin velayetini gösterir, makamının yüksekliğini gösterir. Resulullah (s.a.v.) ile uğraşmıyorlar mıydı? Uğraşıyorlardı değil mi? Resulullah (s.a.v.) Nasarayla, Hristiyanlarla görüşmüyor muydu? Görüşüyordu. Müşrikler, münafıklar eleştiriyor muydu Peygamberimiz (s.a.v.)’i niye görüşüyorsun diye, eleştiriyorlardı. Şu anda da eleştiriyorlar mı Şeyh Nazım Hocamızı; eleştiriyorlar. Kimle görüşmüş? Papa ile görüşmüş. Papa’yı kim oraya çağırdı, Kıbrıs’a? Papa niye gitti Kıbrıs’a? Kimin ayağına gitti ve hangi sırrı aldı? Acele etmesinler inşaAllah.

“Adımı okumayın” diyor. Tamam. “Hocam dua buyurun ne olur” diyor. “Karşı komşum balkonda kendini atacak, korkuyorum dua edin. Polisler var benim evde” diyor. Çok şeker, atmaz atmaz, bir şey olmaz inşaAllah. Böyle atma tutma olayında çok uydurma tedbir alıyorlar kardeşim. Küçücük bir branda getiriyorlar. Gayet kolay bir şey kauçuktan, çok geniş mesela yüzlerce metrelik kauçuktan brandaya benzer bir teknik sistem kurabilirler. Yahut bir anda havayla şişen büyük bir hava yatağı oluşturabilirler. Konu biter. Ayrıca bayıltıcı gazla o kişiler rahatça bayıltılabilirler. Adam iki saat konuşuyor. Ver bayıltıcı gazı bayılt beş dakika, al götür. Ameliyatta da bayıltıyorsun bir şey yok ki bunda. Yok sigara sunuyorlar, hemşehrim muhabbetine giriyorlar. Allah’ım Ya Rabbim. Sen nerelisin? Ben nereliyim bilmem ne falan adam da kendini kaldırıp atıyor. Öyle olmaz mutlaka bayıltılması lazım. Gazla da bayıltılabilir, bir yiyecekle de bayıltılabilir. Ama mutlaka altına çok geniş çaplı şişme yatak, uydurma bir şey çekiyorlar. Onu da yetiştiremiyorlar altına, adam oradan değil, diğer taraftan atlıyor güm! diye betona düşüyor. Olmaz orada belli ki aklına bir şey gelmiş. Cinnet geçiriyor. Bir de Allah’tan bahsederek, Ahiretten bahsederek yapmak lazım. “Hemşehrim biz de aynı meslekteniz bilmem ne işte aynı memleketteniz yak bir sigara bilmem ne” falan, bu yöntem mi? Adam manen iflas etmiş. Orada sen Allah’tan, Kuran’dan bahsetsene, kalbini ferahlatsana adamın. “Allah esirgesin böyle yaparsan sonsuz Cehennem’de olursun, bir problemin varsa mutlaka hallolur. Kader içerisinde hareket ediyor. Sana bu zorluğu veren de Allah. Ben sana yardımcı olacağım söz veriyorum” dersin. “İnşaAllah bu üstünden gidecek, gelip geçici bir şey, ondan sonra çok mutlu, rahat, güzel yaşayacaksın. Uzun ömrün olacak” dersin. “Allah’a sığın, Allah’a tevekkül et, Allah’a kendini bırak” dersin, bu şekilde. Tek kelime Allah’tan bahsetmeden orada adamla hemşehrim muhabbetiyle olursa.

SUNUCU: Hocam bir şey soracağım. Cinnet hali Allah’tan gelmiyor değil mi?

ADNAN OKTAR: Allah’tan gelir tabii ki.

SUNUCU: Geliyor

ADNAN OKTAR: Tabii o intiharı yaptıran da Allah’tır.

SUNUCU: Öyle mi? Ama günah intihar etmek.

ADNAN OKTAR: Tabii. Şimdi bak onu açıkladım. Açıkladım fakat ben bu kadarını açıklayabilirim. Bir kere “cinnet hali var” diyoruz. Cinnet ne demektir? O adam daha önce ölmüş anlama gelir cinnet. Cinnette akıl gider. Akıl gider, artık şahıs üçüncü bende konuşur. Mantık kalmaz adamda yani sen onunla mantıklı konuşamazsın. Mesela gece rüyasında konuşan adam olur. Ona dersen mesela “rahatsız olma, rahatına bak” dersen, “iyi teşekkür ederim. Allah razı olsun” der. Uykusunda şuurlu olarak konuşur seninle, hipnozda da bu böyle. Ama bu nedir? Üçüncü bendir. Üçüncü ben artık, ölüyor senin konuştuğun. İnsan uykudayken ölüdür. Sen onun cesediyle konuşuyorsun orada, cesettir insan, ölü insan ceset halindedir, ölüdür. O üçüncü benle, seninle konuşur. Ama tabii kimseye tavsiye etmem. Yapmayın çünkü onu sarsabilir.

SUNUCU: Uykuda konuşuluyor mu?

ADNAN OKTAR: Çoktur tabii uykuda konuşanlar çok fazladır.

SUNUCU: Herkes değil yani

ADNAN OKTAR: Yaygındır %70, 80

SUNUCU: Mesela birisi bana soru sorsa ben cevap verir miyim?

ADNAN OKTAR: Verirsin tabii. Eğer konuşmaya geçtiysen konuşuyorsan, mesela diyor ki “ben dışarıya çıkmak istiyorum” diyor, “ne yapacaksın boş ver hava soğuk” dersen o sana cevap verir mantıklı cevap verir. “Niye soğuk olsun ki” diyor “ben üstümü giyinirim o zaman” mantıklı konuşur ama hiçbir şekilde kendinde değildir. Üçüncü bendedir, şuuru tam kapalı olarak üçüncü benden konuşur. Üçüncü benden de insanlar vardır dünyada ölü olarak gezer, üçüncü benden konuşur, ama insanlar onu canlı zannederler. Allah diyor ki ayette; “sen onu bakar görürsün ve canlı olduğunu zannedersin, halbuki onlar ölüdür” diyor. Çok fazla ölü insan vardır dışarıda gezen. Sağ insan sayısı bazen çok azalır dünyada, sağ olan hep ölüdür, dışarıya gider ölü farkına varmazsın. İntihara karar veren insanda intihardan çok önce bazen canı alınır. Konuşur seninle üçüncü bende, hatta bazen hastaneye adamı getirirler derler, yüzünün nuru gitmiş derler, ölüdür o. O konuşur komaya girmek üzeredir, ölmüştür, ama nefes alıp verir konuşur bakar eder ama şuursuz konuşur. Vefat edebilir daha önceden de vefat edebilir yani canı alınır. Dolayısıyla bu konuları öyle biraz derin düşünülürse anlaşılacak konulardır. Ama bakın açıkça söylüyorum Cenabı Allah samimi olan, seven, kalbi Allah aşkı ile dolu olan bir insanı cehenneme hiçbir şekilde koymaz. İlahlığının vasfı olarak, Allah olmasının vasfı olarak bu Allah’ın değişmez kanunudur bu.

SUNUCU:İntihar etse bile mi?

ADNAN OKTAR:Zaten cinnet hali geçirirse, cinnet geçerli olmaz.

SUNUCU:Ben duymuştum ki her türlü intihar eden hiçbir şekilde cennete alınmaz.

ADNAN OKTAR:Yok olur mu öyle bir şey. Şuuru kapanır mesela mümin muttakidir namazını kılar adam normal Müslümandır, şuuru gider, delirir cinnet geçirir intihar eder, geçerli olmaz o. Adam cennete gider. O çünkü üçüncü bende kendini öldürüyor. Yani cinnet geçirdiğinde artık daha önce ölmüş oluyor adam, o beden artık ölü bedeni ölü bedenle öldürmüş oluyor, nefes alıp vermesini durdurmuş oluyor. Üçüncü benden insan sorumlu olmaz. Üçüncü ben insanın kendisi değildir. Yani rüyadaki konuşması geçerli olur mu bir insanın? Olmuyor değil mi? Konuşuyor adam değil mi saatlerce konuşur, ne sorsan cevap verir ama geçerli olmaz fakat tabi kimseye tavsiye etmem çünkü psikolojik olarak onu tabi yorabilir, sarsabilir, tehlikeli olabilir öyle bir şeye kimse girmesin. Bazıları münasebetsizlik yapıp konuşmaya kalkıyorlar, tehlikeli olur o. Çok bitkin ve yorgun kalkabilir, riskli olabilir öyle bir şey. Ani korkabilir birden uyanır, korkar böyle bir şeye kimse girmesin inşaAllah. Şuuru açık olarak zaten bir insanın kendini öldürmesi Allah-u alem imkansız gibi bir şey. Tam cinnet halinde çünkü acayip pervasız oluyor. Hiçbir sebebi yok mesela gencecik bir kız, çok güzel bir insan, tutturuyor “intihar edeceğim” diyor “ yavrum etme diyorsun, bir şey yok” “yok ben illa yapacağım” diyor. Allah’ı hatırlatmak lazım o zaman o üçüncü benden Allah onu çıkarabilir. Çünkü Allah ismine karşı, Muhammed ismine karşı insanlara bilinçaltında uyarıcı bir hafıza vardır. Allah’ı duydu mu insan bir dirilir, kalbi hemen ferahlar. Allah, Allah, Allah onun için sürekli Allah’ı zikreder.

SUNUCU:Allah onun ölüm şeklini intihar olarak belirlemiş olabilir mi?

ADNAN OKTAR:Tabii kaderde o şekilde olabilir.

SUNUUCU:O zaman biz her türlü ne dersek fayda etmez.

ADNAN OKTAR:Yok durduramazsın kaderindeyse mutlaka yapar. Hiç kimse onu hiçbir olay, bütün dünya bir araya gelse durduramaz. Yani bir ülkenin de yıkımına Allah karar verdi mi “hiç kimse onu durduramaz” diyor ayette. Ülkelerin yıkımında ve yeni bir devlet kuruluşunda hep Hızır görev alır. Mesela İstanbul’un fethinde de Hz. Hızır fetih anında surlarda oturuyormuş, etrafı seyrediyormuş, inşaAllah. Kimse de bir şey yapamaz, öyledir inşaAllah.

Tamam ismini de okumuyorum. Dua ediyoruz ama bu olay da kaderde. Polisi oraya getiren yine Allah’tır, o arkadaşı da oraya çıkaran Allah’tır, sana bu yazıyı yazdıran Allah, beni konuşturan Allah, daha biz anamızdan doğmadan daha dünya kurulmadan biz bu konuşmaları yapmıştık hepsi bitmişti inşaAllah.

Pakistan “Merhaba sayın Adnan Oktar Allah sizi korusun programınız gece 02:00 ‘de Pakistan’da Harun Yahya TV’de izliyorum ve çalışmalarınızı gerçekten çok seviyorum. Benim sormak istediğim şey şu siz Allah’ın istediği bir vakte kadar Hz. Mehdi (a.s.)’nin ve deccalin toplum içinde bilinmeyeceğini söylemiştiniz acaba bu dönem boyunca ikisi arasında yoğun bir mücadele gerçekleşecek mi? Allah razı olsun.” Tabii, Mehdi (a.s.), süfyaniyet ve deccaliyetle onların yaptığı tahribatla savaşır. Onlar yıkımını yapmadan Mehdi (a.s.) gelmez. Onlar yıkım yaparken gelen Mehdi (a.s.) ile zaten başedemezler onunla. Çünkü o yıkımını bitirecek yıkıma gelmiş o. Aynı anda geldiğinde o Mehdiler kısmen müdahale edebilirler. Ama durduramaz. O etkisini tam yapar bitirir. Ona karşı direnenler o anda, hapse de atar, ezer de ve durduramaz. Ancak tahribatını yapar bitirir, o yangın biter artık külleri kalır ondan sonra Mehdi (a.s.) devreye giriyor o bütün enkazı kaldırır Mehdi (a.s.) inşaAllah. Almanya’dan Ercan. “Hocam siz Mehdi (a.s.) hakkında çok net ve kesin konuşuyorsunuz çünkü siz geldi diyorsunuz eğer gerçekten çıkmışsa Mehdi (a.s.) siz onu tanıyorsunuz ve gizliyorsunuz bunu, bence Mehdi (a.s.)’nin yapacağı şeyleri siz yapıyorsunuz, o çıktı da gizliyor musunuz?” Mehdi (a.s.)‘nin yapacağı şeyler tabii ki her Müslüman Mehdi (a.s.)’nin yapacağı görevleri yapar her Müslüman bir Mehdi (a.s.) talebesidir, istese de istemese de. Bu gece bu vakitte anlatış nedir; tabii ki Mehdiyet’e hizmettir. “O çıktı da gizliyor musunuz?” Olabilir. ”Çünkü konuşmalarınızdan anlaşıldığı kadarıyla kendisi geldi ve faaliyete geçti dediniz. Acaba diyorum siz onu gördünüz üzerinde çok duruyorsunuz inşaAllah, gelmiştir gerçekten hocam. İyi yayınlar diliyorum sizi çok seviyorum Hocam.” Şimdi ben gece yarısı 2:00 ’de 1:00 ’de bir fevkaladelik olmasa dünyada, ben bu konuyu bu kadar ön plana alır mıyım? Milyarlarca lira para harcanıyor buna ve yüzlerce insan geceli gündüzlü gayret ediyor. Fevkaladelik olmasa, ben boş bir amaç, bir gaye olmayan bir şey için bu kadar yeri göğü birbirine katar mıyım? Bayağı aklı başında bir adamım bir de laik bir ailede yetiştim ben, Ankara’da Kurtuluş Lisesi’nde yetiştim ben, böyle hayta cin takımı bizim okul, semt de öyleydi. Ondan sonra Akademide okudum. Malum Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisi. Yani Atatürkçü aydın bir gencim. Bayağı da aklı başında bakıyorum olaylara, yani yüzde yüz emin olmasam, hiçbir şekilde reddedilemeyecek kesin delillere ulaşmış olmasam bu kadar emin konuşur muyum? Hiç benden hurafe gördünüz mü? Hurafeye karşı vargücümle mücadele eden bir insanım. Bayağı aydın kafalıyım ben ve ilericiyim ben. Bir bildiğim var ki bu kadar emin konuşuyorum değil mi? Bir de her dediğimin çıkması bunun delili değil mi? Bak 1300’e vardı benim dediklerim. Kardeşim bir tanesi de çıkmamış olur, hepsi çıkıyor ne dersem çıkıyor. Elhamdülillah maşaAllah. Bak yer gök inliyor Türk İslam Birliğiyle sallanıyor, her gün gazeteler Türk İslam Birliği’ni anlatıyor. İki yıl önce ateşledik elhamdülillah. İki yıl önce tek kelime duyuyor muydunuz? Çok nadir. Bak yer gök oynuyor şu an.

ALTUĞ BERKER: Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bir hadisini okuyabilir miyim Hocam? “Ümmetimin sonunda öyle kimseler olacak ki ümmetimin ilklerine verilen sevabın aynısı onlara verilecektir. Fitne ehliyle mücadele ederler ve münkerdan nehyederler.” diyor hocam.

ADNAN OKTAR: Murat kardeş Cübbeli Hoca’ya sahip çıkmışsın. Cübbeli’ye tombul gözlüklü de sahip çıkıyor, Fatih Altaylı da sahip çıkıyor, sen de sahip çıkıyorsun iyi sahip çıkmalar bir şey demiyoruz. Ama Cübbeli’nin tahribatını durdurmak bizim boynumuzun borcu. Eğer Cübbeli’ye biz buraları bıraksaydık Cübbeli’nin yapacağı tahribatın sonucunda, Murat Efendi bu enkazın altında kalırdın sen. Meydana gelecek tahribatı tahmin tahayyül edemezdin. Çok büyük bir beladan kurtulmana vesile oldum, çok büyük beladan. Cübbeli ve Cübbeli zihniyetini durdurduk elhamdülillah. Bak bugün Milli Güvenlik Kurulunda irtica tehlike olmaktan çıkarıldı. Bak irtica tehlike olmaktan çıkarıldı. Kim vesile oldu, kimler vesile oldu bir düşün bakalım. Boynun altında kalacaktı vesile olduk elhamdülillah. İslam alemini cayır cayır yakacaklardı, bunu durdurduk buna vesile olduk, topyekün kitle katliamı olacaktı bunu durdurduk elhamdülillah ve bunun yerine doğrudan Türk İslam Birliği ve İttihad-ı İslam’ın güzel nuruna zemin hazırladık ve o ışık gittikçe parlamaya başladı.

Uğur Karabacak diyor ki “Hocam 2012 de ben askerde olacağım, neler olacak” diyor. MaşAllah Uğur Allah seni uğurlu kılsın, gönlün rahat olsun 2012 bizlerin, 2014 bizlerin, 2017 bizlerin, 2019 bizlerin, 2021 bizlerin ve 2.2.2022 de bizlerin, bunu kafana koy, yaz bir yere inşAllah. Hiçbir güç, hiçbir şey durduramaz bunu bak açıkca meydan okuyorum Allah adına, Allah için meydan okuyorum, hiçbir güç durduramayacak göreceksiniz. Amerika, Rusya böyle kuzuya dönüşecekler, küçük kuzuya böyle, göreceksiniz; çünkü biz onlara da sahip çıkıyoruz. Hiçbir millete, hiçbir halka, hiçbir topluma düşman değiliz hepsine şefkatle bakıyoruz, hepsine merhametle bakıyoruz, hepsini Allah’ın kulları olarak korumak, kurtarmak istiyoruz.

Hareket halinde olan bir ceddin deden var, bir de Rus Kızıl ordunun Ceddin deden var hareket halinde olan ceddin deden de önemlidir.

-VTR- Mehter

Dünya tarihinin en etkili, en güzel askeri bandosu Mehterdir. Dünya tarihinde başka olmamıştır. Bütün dünya bandolarının en mükemmelidir. Bütün dünyanın da kanaati bu, sırf benim kanaatim değil. En mükemmel askeri bandodur. Eskiden mehter çaldığında Osmanlı padişahları ayakta dinliyorlar, hiçbir şekilde oturarak dinlememişlerdir mehter takımını. Çok nadir çıkıyor mehter ortaya çıktığında yeri göğü inletiyor normalde devenin üstüne o dev kösler konuluyor, yani birkaç devenin üstüne konuluyor aslında İstanbul taa Fatih’e kadar sallanıyor, şimdiki mehterler daha küçük yaptılar azalttılar mehter ekibinin çok büyük olması lazım katlarla belirtilir. Küçük katlarla kullanılıyor büyük katlar kullanılması lazım, çok büyük evelerin üstüne yüklenmesi lazım asıl süsü oradadır. En az üç devenin üstünde olacak kösler inşaAllah. Vurdu mu mehter taa diğer semtlerden duyulması lazım Padişahlar da Cuma selamında olsun, mutlaka ayakta dinliyorlar mehteri. Yani yeniçerililer mehtere vurdu mu kendini kaybeder, o dönemde öyleydi inşaAllah.

ALTUĞ BERKER: Siz Kıbrıs’a Osmanlı’dan sonra ilk mehtere siz vurdurdunuz Hocam.

ADNAN OKTAR: Mehdiyet, Peygamber efendimiz (s.a.v) diyor ki “Allah’ın Resulü buyurdu” Resulullah’ın ferman ediyor. “Ben Hz. Mehdi (a.s)’ı Peygamberlerin suhufunda şöyle bulurum; Hz. Mehdi (a.s)’ın amelinde ne zulum ne ayıp yoktur.” Peygamberlerin suhufunu, hangilerini görebiliyoruz Tevrat ve Zebur ama diğer peygamberlerin suhufunda böyle bulurum bu ne demek Peygamberlerin suhufu Peygamberimiz (s.a.v)’e gösterilmiş. Bulurum diyor, bizzat müşahade etmiş Peygamberlerin suhuflarını görüyor orada kendine arz edilen bilgi şu vahiy ile bildirilen bilgi bu “Hz. Mehdi (a.s)’ın amelinde ne zulum ne ayıp yoktur.” Ebu Davud bak sahih hadis kitabı. Naim Bin Hammad ve Hakim Ebu Saydın tahric ettiler Resulullah (s.a.v) buyurdu ferman ediyor Resulullah “Hz. Mehdi (a.s) bendendir” benim oğlumdur, benim torunumdur, bendendir diyor burnunda hafif bir çıkıntı var ona dikkat çekiyor Peygamber Efendimiz (sav), bir de açık alınlıdır. “Zulümle dolu olan dünyayı” küfürle, dalaletle, anarşiyle dolu olan dünyayı “adaletle dolduracak ve yedi yıl dünyaya tam malik olacaktır.” Hz. İsa Mesih (a.s) geldikten sonra, dünya hakimiyeti tam sonlandıktan sonra yedi veya dokuz yıl son bir dünya hakimiyeti var. Ama taakutuplara kadar Yeni Gine Bisao, Pakistan’ın en uçları, Eskimo’lara varıncaya kadar her yere hakim oluyor, yedi veya dokuz yıl bu son hakimiyeti dönemi. Mübareğin bütün ömrü cihadla geçecek inşaAllah. “Ya Resulullah (s.a.v)” diyorlar; “o gün insanların imamı kimdir?” Yani Ahir Zamanda Müslümanların imamı kimdir diye soruyorlar Resulullah (sav)’e. “Resulullah (sav) ferman etti Allah’ın Resulü ferman ediyor evlatlarımdan, hep evladım, benden hep kendi sahip çıkarak onun oğlu olduğu için, onun torunu olduğu için ondan bir parça olduğu için hep sahip çıkarak üslup kullanıyor Resulullah “evlatlarımdan kırk yaşındaki Hz. Mehdi (a.s)’dır” diyor “yüzü parlayan bir yıldız gibi yanağında bir ben vardır” diyor “üzerinde iki parça elbise vardır” diyor “tavrı beni İsrail’e benzer” diyor, beni İsrail görünümlüdür cismi ve tavrı bir rivayette cismi diye geçiyor, Cübbeli de ona boyu diyor, boyla cismi ne alaka, bilmeyen oldu mu Cübbeli coşuyor; hazineleri çıkarır ve şirk beldelerini fetheder, şirk beledeleri; bütün İslam alemindeki bütün müşrik ve münafıkatı, münafıkun ve münafıkatı, iblusun ve iblisatı ve ehli küffarı, kafirun ve kafirat hepsini yok edecek inşaAllah, etkisiz hale getirecek.

Mahmut Efendi de diyor, bu yüzyılda Mehdi (a.s.)’ın çıkacağını belirtiyor” diyor. “ Şeyh Nazım Hocamız da bunu söylüyor” diyor. Bu yüzyılın müçtehidlerinden biri de Mahmut Efendi’dir.” Doğru. Şeyh Nazım Hocamız da bu asrın müçdehidlerindendir. Fethullah Hoca da müçtehitlerindendir. Fas’ta, Tunus’ta Cezayir’de, Afganistan’da yüzlerce, binlerce bu asrın müceddidleri ve müçdehitleri vardır. Ama hepsinin müceddidi ve müçdehidi Muhammed Mehdi (a.s.)’dır. Şiilerin de, Alevilerin de, Sünnilerin de, hepsinin mürşidi olacaktır ve bütün 12 büyük tarikatın da, hepsinin lideri ve imamı O’dur. Bütün tarikatlar lağv edilmiştir. Hepsi Mehdi (a.s.)‘a bağlanmıştır. Nakşi, Kadiri, Şazeli bütün tarikatlarda mürşid O’dur şu anda. Bunu kim söylüyor? Şeyh Efendilerin bizzat kendileri söylüyor. Bak en muteber, en büyük Şeyh Efendilerden örnekler vereyim. Mesela Seyyid Muhammed Raşit Erol Kaddesallahu Sırruhu, Seyda Hazretlerinin Hayatı diye bir eser var. Doktor A. Selahattin Kınacı kardeşimiz yazmış. Sey-Tac Yayınları’ndan. Bu kitabın 72.sayfasında ne diyor. “Gavs Hazretlerine sorulmuş: "Efendimiz bu kadar cezbe ehli, muhabbet ehli, vird ehli vardı.” Var demiyor, vardı, kalmamış. “Şimdi hepsi gevşemişler” bak istisnasız. “Hepsi gevşemişler ve tembellik içindeler. Bunun için böyle oluyor efendim.” Diyor. “Gavs Hazretleri buyuruyor: Evet artık hidayet kalmamışta ondan. Bizimkisi bu zamanda vallahi” vallahi diyor bak, Allah adına yemin ederek söylüyor. “ Vallahi bir idaredir. Aldatmaca gibi bir şeydir. Çünkü tam hidayet artık, artık bu zamandan sonra Hz. Mehdi (a.s.)’ın elinde şu an” diyor. Hidayet. Yani bütün tarikatlar onda toplandı. Bütün tarikatlar lağv olmuştur. Mahmut Hoca da Mehdi (a.s.)’a bağlıdır. Gavs Gazretleri de Mehdi (a.s.)’a bağlıdır. İskender Paşa Cemaati de Mehdi (a.s.)’a bağlıdır. Nur talebeleri de Mehdi (a.s.)’a bağlıdır. Bütün Fas, Tunus, Cezayir’deki Şeyhler, Kadiri büyükleri, müceddidler, mücdehitler tamamı Mehdi (a.s.)’a bağlıdır şu an. “ Çünkü tam hidayet artık Hz. Mehdi (a.s.)’ın elindedir. Tam manasıyla” bak hiç hidayete biz sebep olmuyoruz demiyor. Kısmen oluyoruz diyor. “Ama tam manasıyla hidayeti Mehdi (a.s.) yapacak diyor. “Biz ise çoluk çocuk nasıl aldatılırsa, eğlendirilirse, öyle yapıyoruz” diyor. Şu an bizim irşadımız, hidayet yönünde geçerli olmuyor“ diyor. Çünkü Allah, hidayet gücünü Mehdi (a.s.)’a verdi diyor. “ O’nun vesilesiyle yayılıyor” diyor. “ Artık vesile o” diyor. “ Eskiden bizdik vesile” diyor. “ Ama şimdi Mehdi (a.s.)’ın elinde” diyor. Dolayısıyla ben de Mehdi (a.s.)’ın talebesiyim. Hidayetin yayılmasına Mehdi (a.s.) vesile olduğu için, O’nun himmeti altındayız. O’nun zıl ve gölgesi altında gelişiyor bütün dünyada olaylar şu an. Kutbul irşaddır inşaAllah. Şu an dünyadaki en büyük Kutub O’dur inşaAllah. Herhalde kardeşimize yeterli cevap olmuştur.

“Adım Zekeriya Okumuşoğlu, değerli Adnan Hocam. Her insan Hızır (a.s.) ile karşılaşır da haberi olmaz mı? Yoksa her insan karşılaşmaz mı? Saygılarımla.” Arhavi, Artvin. Karadeniz’in arslanı. Hızır (a.s.) ile insanlar sık sık karşılaşırlar. Fakat farkına varmazlar. Yani caddelerde gezer, sokakta gezer, hiç ummadığın yerlerde olur Hızır (a.s.). Sürekli şekil değiştirdiği için insanlar fark edemezler. Mehdi (a.s.)’ın dostudur. Mehdi (a.s.) muhaliflerine, Allah tarafından karşı koymak için, özel olarak Hızır (a.s.) görevlidir. Mehdi (a.s.)’ın düşmanlarını tahmin edemeyecekleri yerlerden, tahmin edemeyecekleri şekillerde etkisiz hale getirir Hızır (a.s.). Aynı şekilde İsa (a.s.)’ın zıtlarını, düşmanlarını da öyle inşaAllah. Hiç ummadıkları yerden hiç ummadıkları şekilde hiç ummadıkları olaylarla etkisiz hale getirir Hızır (a.s.) inşaAllah.

“Selamün aleyküm” Aleyküm selam verahmetullahi veberekatühü. “Değerli Muhammed Adnan Hocam benim size belki tuhaf gelecek bir sorum var cevaplarsanız sevinirim inşaAllah.” diyor. “Siz Mehdi (a.s.) ile bizzat veya mana aleminde görüştünüz mü?” diyor Salih kardeşimiz. Mana aleminde Mehdi (a.s.)’yi görmüş olsam zaten söylemem, bizzat görüşsem yine söylemem, Hızır (a.s.)’ı görsem yine söylemem. O zaman bilgi alınması ihtimali yok inşaAllah. Ama şunu söyleyeyim bak Şeyh Ahmet Yasin Hocam altını çizerek açık açık söylüyor Mehdi (a.s.) geldi diyor ve biliyorum diyor. Şeyh Yasin Hocamız, Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin güzel bir gülüdür. O gül ağacının bir dalıdır. Gül ağacı bilgiyi, suyu nerden alır gülün kökünden alır değil mi? Gülün kökü Şeyh Nazım Kıbrisi Hazretleridir inşaAllah. Hal ehlidir. Zahirine bakıp hüküm verirsen Hızır (as)’ı da tanıyamazsın. Şeyh Nazım Hocamızın zahirine bakıp hüküm verirlerse onu tanıyamazlar, anlayamazlar. Boş laflarla vakit kaybederler. Onun derin yönüne mana yönüne iyi baksınlar inşaAllah.

ALTUĞ BERKER: Salih Özcan Ağabeyimiz de “yakında İstanbul’da göreceğiz” diyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bak Seyyid Salih Özcan Hocam Bediüzzaman’ın has talebesi bak “alnıma böyle vurdu” diyor. Özellikle vuruyor ki Bediüzzaman hatırlasın, unutmasın, hiç unutmamış bak sürekli söylüyor, alnıma vurdu diyor. O özel bir vuruştu alnına. Ve vefat edinceye kadar alnında o eli hissedecek Bediüzzaman’ın elini. Sürekli hatırlıyor hiçbir şekilde unutamaz. “Ben görmedim” diyor “Keçeli ben görmeyeceğim” ama böyle alnına vuruyor şak diye “sen göreceksin” diyor. Bak geçenlerde bizim çocuklar gittiğinde Mehdi (a.s.) geldi demiş. Kaç defa demiş biliyor musun? Üç defa. Hocanıza da söyleyin Mehdi (a.s.) geldi demiş. Ve İstanbul’da çıkacak Mehdi (a.s.) diyor yer de söylüyor. Ve Hocama akıl almaz iblisane baskılar yaptılar o mübareğe, Mehdi (a.s.)’yi savunduğu için şahsı manevi demediği için acayip eziyet ettiler, tecrit etmeye kalktılar. İblisun ve iblisat üstüne çökmeye kalktı aslan gibi ayakta bak. Berrak bir ruhla, berrak bir hafızayla ,vargücüyle Allah için mücadele veriyor. Ama dua etsinler hocalarımıza çünkü ins ve cins şeytanlar bu mübarek velilerin üzerine çöktü. Allah onların bu üzerindeki iblisun ve iblisatın ve şeytanların, ins ve cin şeytanların kötülüklerinden o mübarekleri korusun, dua etsin kardeşlerimiz inşaAllah. Aynı şekilde değerli muhterem hocalarımız da öyle; Sungur Ağabeyimiz de öyle, Seyyid Salih Özcan Hocamız ve diğerleri hepsi öyleler inşaAllah. Şimdi en ziyade bunaldıkları konulardan bir tanesi de Said Özdemir Hocamız. O mübareğin konuşmasından çok mutazarrır oldu bir kısım. Bak Mehdi (a.s.) gelecek dedi ve şahıs olarak değil mi? Buyrun dinleyelim.

-VTR- BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ’NİN 12 VEKİLİNDEN BİRİ OLAN HAS TALEBESİ SAİD ÖZDEMİR İTTİHAD-I İSLAM’I VE HZ. MEHDİ (A.S.)’I ANLATIYOR.

ADNAN OKTAR: Az önce bahseden hanım. “Adamı pencereden gidip yakaladılar ama şimdi de bana garez ederse diye kendi canımdan endişeliyim. Bana dua edin” diyor. Ama adam hakikaten cins bir şeye benziyor, onu bu tip vakalarda hemen bırakıyorlar halbuki çok hatalı olur mutlaka hastanede müşade altına alınması lazım, gözlem altına alınması lazım, hadi kurtuldun geçmiş olsun, adam gidiyor başkasını vuruyor veya kendisi intihar ediyor falan feşmekan. Ama sen iyi niyetlisin sana hiç bir şey olmaz, gönlün rahat olsun. Sen samimiyetle yaklaşıyorsun, onun iyiliği için gayret ediyorsun seninle ne alakası olsun. Ama tabii Müslüman bir kadın hiçbir zaman için yalnız gezmesin çünkü güvenilmez bir devirdeyiz, zor bir devirdeyiz tek başına gezecekleri bir ortam yok. Ne evde tek başına kalsınlar, ne sokakta tek başına gezsinler değil mi? Tek olmaz mutlaka yanında ya bir akrabası yahut güvendiği, çok değer verdiği bir insan olması lazım. En az bir kişi.

SUNUCU: Ama Hocam o her zaman mümkün olmayabiliyor.

ADNAN OKTAR: Eğer evdeyse evin kapısı güçlü olması lazım, omzunu vursan açılacak gibi bir kapı hiç hükmündedir o kapı, yani ha sokakta yatıyor ha zayıf bir kapı değil mi? Güçlü çelik kapı olması lazım, uydurma kapı olmaz. İtti mi açılan kapı olur mu öyle şey. Özellikle hanımlar yatarken birine kendini emanet etsin, yanına da telefonunu koysun her an bir şey olduğunda bir arkadaşına haber verecek gibi olması lazım. Hatta arkadaşı ara ara arayıp onun sağlığını, sıhatini sorması lazım, bir kadının tek başına kalması çok vahimdir, çok tehlikelidir. Bir psikopatın haberi olmuş olsa, şeytan onu dürter, Allah vermesin, başına her türlü işi getirebilir. Onun için o konuda çok titiz olmaları lazım.

“Selamun aleyküm hocam.” Aleyküm selam. “Ben Ermenistan’dan Zeykur kardeşimiz Velekov sizi gecenin bu saatinde dinliyorum inşaAllah siz bizleri aydınlattığınız yolda İslam’ın ilerlemesini görüyoruz” diyor, “İslamiyet’in; sizi çok seviyoruz burada bir çok Müslüman arkadaşlarım oldu inşaAllah sayenizde. Türkiye’de doğdum tekrar Ermenistan’a geldim burada sizin kitaplarınızı dağıtıyorum inşaAllah.” Ermenistan bizim, bizim canlarımız, Türk İslam Birliğinde ilk birleşeceğimiz ülkelerden birisi, küçücük bir ülke ne işi var orada Ermeni kardeşlerimizin, açacağız kapılarını gelsinler Antalya’ya, İzmir’e bağrımıza basalım biz de oralara gidelim açalım orada ne alaka. İstedikleri gibi özgürce ibadetlerini yapsınlar onlar bizim canımız. Hz. İsa Mesih (a.s.) geldiğinde de ona aşkla muhabbetle sarılacaklar, hepsi Müslüman olacaklar inşaAllah. Zor yok, severek, isteyerek, aşkla, şevkle. Said Özdemir ağabeyim ne diyor ağabeyimiz. Hutbeyi Şamiyeyi anlattı değil mi? Bediüzzaman ne diyor? “30, 40 yıl sonra ve bir de 50 yıldan” bahsediyor. “30 yıl sonra 81 ediyor 1981, 40 yıl sonra 91, yarım asır sonra” diyor. “50 sene sonra dediği de 2001” hani 200 sene ilave edenler, gelsinler anlatsınlar Said ağabeye, 200 sene daha ilave ettik desinler. Gelsinler Sungur ağabeye 200 sene daha ilave ettik desinler bakalım, Seyid Salih Özcan Hocamıza söylesinler 200 sene daha ilave ettik desinler, Cübbeli gelsin 560 sene daha ilave ettiğini söylesin 570 sene değil mi? 5 dakikamız varmış Berker Hocam buyurunuz.

ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam, fosil göstere bilir miyiz hocam?

ADNAN OKTAR: Göster.

ALTUĞ BERKER: Yusufçuk fosili 125 milyon yıllık.

ADNAN OKTAR: Yalnız orjinalini göstermene gerek yok çünkü zaten herkes biliyor yusufçuğu değil mi? Görüyorsunuz sokakta yusufçuk işte gördü mü tanırlar. Kaç milyon yıllık?

ALTUĞ BERKER:125 milyon yıllık.

ADNAN OKTAR: Değişmiş mi?

ALTUĞ BERKER:Hiç değişmemiş.

ADNAN OKTAR: Aynısıyla duruyor, bak TRT’deki, Şeş Tv’deki yönetici arkadaşlar bilimsel çalışma yapmak istiyorlarsa buyursunlar onlara bilimsel materyal verelim bu bilgileri, bu dökümanları yayınlasınlar. Alsınlar üniversitede inceletebilirler baksınlar.

ALTUĞ BERKER:95 milyon yıllık kedi balığı.

ADNAN OKTAR: Ama bunu gösterebiliriz kedi balığının orjinalini, çünkü bilmeyebilirler. 95 milyon yıldan beri ne kediye dönüşmüş, ne köpeğe dönüşmüş olduğu gibi duruyor, buyrun. Bak çok şeker bir şey, uslu uslu duruyor orada, hiçbir değişikliğe uğramamış.

ALTUĞ BERKER:60 milyon yıllık kaplumbağa.

ADNAN OKTAR: 60 milyon yıldan beri değil mi? Arkadaşların açıklamasına göre bu şu an uçan daireye dönüp, kimbilir ne olacaktı. Böyle delille konuşacaklar. Bak biz bir konu oldu mu Risale-i Nurdan, Kuran’dan, hadisten ispat ediyoruz. Bilimsel bir konuda da, doğrudan ilgili materyali getirip gösteriyoruz. Resmini bile göstermiyorum bak direkt kendini gösteriyorum. Böyle olur bilimsel, akılcı çalışma.

Resullullah buyurdu (s.a.v.) ferman ediyor Resulullah “Hz. Mehdi (a.s.) sanki Beni İsrail'den bir Resuldur. Tavrı onlara benzer yani heybetli ve acar.” "Mehdi (as) insanlar arasında otuz dokuz yıl bekler kırka da çıkar).” Bak mücadele devresini de biliyor kırka da çıkar, “küçükler büyük, büyükler de küçük olmak temennisinde bulunur." “Ne güzel zaman” diyor küçükler, “keşke büyük olsak da biz daha çok gezebilsek, görebilsek her yeri” diyorlar. Büyükler de “keşke küçük olsak da bu zamanı daha çok yaşayabilsek” diyorlar. Bunu kim söylüyor? Allah’ın Resulü (s.a.v.) söylüyor. Binlerce hadis, sahabeler her gördükleri yerde Resulullah (sav)’a soruyorlar Mehdi (a.s.) o kadar çok seviliyor sahabe devrinde. Hz. Musa (a.s.) üç kere dua ediyor Hz. Mehdi (a.s.) olmak için, o kadar çok seviyor Mehdi (a.s.)’yi. “Yarabbi beni Mehdi (a.s.) yap, ben Mehdi (a.s.) olayım” diyor. Üç defa çünkü Tevrat da yüzlerce Mehdi (a.s.) ile ilgili hüküm vardır. Kuran Tevrat’a dikkat çekiyor, Tevrat’da olduğunu belirtiyor bu açıklamaların, ayetle Allah açıklıyor. Tevrat’a dikkat çekmesi Kuran ayetiyledir. Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ferman ediyor. “Mehdi bizim Ehlibeytten bir gençtir.” Bu da ayrı bir ifadesi görüyor musun Peygamberimiz (sav)’in Her seferinde ayrı bir ifade kullanıyor “Mehdi bizim Ehlibeyttendir,benim ailemden bir gençtir.” İleri yaşlarda bile genç olarak geçiyor ifadesi, gençtir, ”İhtiyarlarımız ona yetişemeyecek, gençlerimiz ise onu ümid edeceklerdir.” Ümitle bekleyecekler Bediüzzaman ne diyor; “ben yetişemeyeceğim” diyor, Bediüzzaman’ın da bir ifadesine de hadis de ifade etmiş oluyor. Bak diyor ki “İhtiyarlarımız ona yetişemeyecek, gençlerimiz ise onu ümit edeceklerdir.” Seyid Salih Özcan Hocamız, Said Özdemir ağabeyimiz, Sungur Ağabeyimiz; Sungur ağabey söyledi mesela değil mi? Sen vardır gittiğimizde, “ben görmeyeceğim, sen göreceksin dedi”, dedi Sungur Ağabeyimiz net “Allah dilediğini meydana getirecektir” diyor hadiste.” Evet şimdi bu güzeller güzeli kapanış konuşmasını yapacak hadi bakalım, inşaAllah.

SUNUCU:Bizi yarın saat 22 den itibaren Harun Yahya Tv, Mavi Karadeniz Radio ve Kocaeli Tv’den takip edebilirsiniz. İyi geceler.

ADNAN OKTAR: Bismillah bir ayet okuyalım İbrahim Suresi, “Andolsun Musa (a.s)'yı: “Kavmini karanlıklardan nura çıkar ve onlara Allah'ın günlerini hatırlat diye ayetlerimizle göndermiştik.” İbrahim suresi, “Elif, Lâm. Râ. Bu Kitapdır ki, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan nura” Risali-e nur’a da burada bir işaret var, ayette “nur’a o güçlü övgüye lâyık olanın Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdik.” Harun Yahya Tv’den devam ediyoruz.