Adnan Oktar'ın Kaçkar TV'deki canlı röportajı (21 Aralık 2010)
SUNUCU: İyi geceler sayın izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz. “Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri” programımıza Mavi Karadeniz Radyo, Kaçkar TV, Tokat Turhal Super TV ve Radio, Kütahya Destan TV ve HarunYahya.TV sitemizden devam ediyoruz. Buyurun Hocam.
ADNAN OKTAR:Seni dinliyorum Berker.
ALTUĞ BERKER:Hocam Fransa’da konferanslarımız olacak, inşaAllah. Onunla ilgili Fransa’da haberler çıkmaya başladı.
ADNAN OKTAR:O zaman şu Ceddin Deden’i hazırda tutun, çünkü ben bazen aşka geliyorum, tam dediğim anda başlasın. Şimdi Fransa falan dedin tüylerim diken diken oldu, çünkü orayı fethettik Allah’ın izniyle.
ALTUĞ BERKER:‘Fransa’da İslam’ isimli internet sitesinde, Fransa’da haberler çıkmaya başladı Hocam, sizin isminiz geçiyor. Paris sokaklarında büyük afişlerin, sizin adınıza afişlerin, şu an asılmış olduğunu söylüyorlar ve gösteriyorlar afişleri. Evrim Teorisi’nin çöküşü, hayatın kökeniyle ilgili ve İslam barış dinidir, Kuran mucizeleri; bu üç konuda konferanslar verileceğini anlatıyor, inşaAllah. 14-20 Ocak 2011 tarihleri arasında Nantes, Paris, Marsilya, Lion, Strasbourg şehirlerinde 8 tane konferansımız olacak inşaAllah. Sizinle de tele konferans sistemiyle bağlantı kurulacak Allah izin verirse.
ADNAN OKTAR:Şahane olur, şahane olur.
ALTUĞ BERKER:Fosil sergileri, kitap sergileri de olacak, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Fransızca’da açıklama yapabiliriz.
-VTR- Fransa konferansı.
ADNAN OKTAR:Ayet ayet Kuran, adım adım İslam. Türk-İslam Birliği’ni bütün dünyaya yayacağız, inşaAllah. Şu beladan, şu sıkıntıdan, kabustan bütün dünyayı kurtaracağız, inşaAllah. Kardeşim gece olunca bir mahzunluk çöküyor her yere, böyle olmaz. Geceler şen olması lazım, sabaha kadar. Nasıl böyle bayram ortamı oluyor, öyle bir ortam olması lazım. Güneydoğu’yu da öyle yapacağız, her yeri öyle yapacağız, Anadolu’nun her yerini o şekilde yapacağız Allah’ın izni ile. Sevgiye alışık olmayanlar, böyle ayı gibi homurdanarak uzaktan bizi seyrediyorlar. Bu nasıl bir dünya diyor, sevgi oluyor, iltifat oluyor, gönül alma oluyor. Adam temizliğe alışmamış, kaliteye alışmamış, Allah’ın güzelliklerine alışmamış, güzellikleri takdir etmeye alışmamış. Allah’ı sevmeye kalbinde eğilim yok, Peygamber sevgisi yok, Ehl-i Beyt sevgisi yok, Mehdi (a.s.) sevgisi yok, İsa Mesih (a.s.) sevgisi yok. Aç kalmış sığır gibi sesler çıkarıyor, ben ona ne diyeyim? Allah hidayet versin, inşaAllah.
Bak Üstadımız maşaAllah Ayet-ül Kübra Risalesi’nde, ne güzel bir açıklaması bak, nasıl aşkla bakıyor ki kainata, Allah kalbine ne güzel bir sevgi vermiş ki, o keskin aklıyla, keskin basiretiyle çok güzel bir üslupla konuları anlatmış. Bak diyor ki; “yüz bin çeşidin, sayısız fertlerinin suretleri, basit bir maddeden gayet muntazam açılıyor.” Bakın, “yüz bin çeşidin, sayısız fertlerinin suretleri,” bitkiler olsun, hayvanlar olsun, insanlar olsun. “Basit bir maddeden gayet muntazam açılıyor,” küçük bir tohumdan, “ve gayet şefkatle terbiye ediliyor ve gayet mu'cizane bir kısmının tohumlarına kanatçıklar verip,” bakın “tohumlarına kanatçıklar verip, onları uçurmak suretiyle çoğaltıyor.” Mesela bir sığırın aklına gelir mi bu? O Bediüzzaman Barla’da olsun, Kastamonu’da olsun kırlara çıktığında, o tohumların kanatlarına dikkat etmiş. Hani rüzgarda uçuyor ya pervane gibi, görmüşsünüzdür. Bakın, “tohumlarına kanatçıklar verip, onları uçurmak suretiyle çoğaltıyor ve gayet tedbirlice idare olunuyor.” Bakın, “gayet tedbirlice idare olunuyor ve gayet merhametle yetiştiriliyor ve besleniyor ve gayet rahîmane ve rezzakane sıfatıyla sayısız ve çeşit çeşit ve lezzetli ve tatlı rızıkları, hiçten ve kuru topraktan ve birbirinin misli ve farkları pek az ve kemik gibi köklerden,” yerin altındaki, “kemik gibi köklerden, çekirdeklerden, su katrelerinden yetiştiriliyor” diyor. Bak bizzat kendi gözlemini çok güzel bir Osmanlıca üslupla, Osmanlıca dilinin ağırlıklı olduğu bir üslupla anlatmış.
Bakın, “her bahara, bir vagon gibi,gaybdan hazinesine yüz bin çeşit gıda ve ihtiyaç mükemmel bir düzenle yüklenip canlılara gönderiliyor” diyor. Dünyanın her tarafında hakikaten hallere kamyonlarla, trenlerle yiyecek geliyor. Portakallar geliyor, elmalar, limonlar, muzlar gemilere doldurup gönderiliyor. Gemilere doldurup gönderen kimdir? Allah’tır. Nereden çıkıyor? Kuru topraktan. Kuru toprakta muz kaynıyor, portakal kaynıyor, karpuz, kavun kaynıyor, elma, zeytin aklına gelen her türlü gıda. Çilekler; bir de nefis kokular, nefis tatlarla, nefis güzellikte, Allah yerden kaynatıyor ve onları bak vagon gibi gönderiyor diyor Bediüzzaman. Hakikaten mesela gemilerle geliyor, tırlarla, onlara dikkat çekmiş, inşaAllah. Bediüzzaman’ın üslubu çok güzeldir, maşaAllah. Bediüzzaman’ın aslanları nasıl kükremeye başladılar.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah, Hocam vesilenizle.
ADNAN OKTAR:Bak onları yıldıramamışlar, onları şahs-ı manevi tuzağına düşürememişler. Şahs-ı manevi yalanıyla onları dumanlı hale getirememişler. Bak gürül gürül anlatıyorlar şahıs olduğunu ve Mehdi (a.s.)’ın geleceğini. Abdullah Yeğin Ağabeyimiz de, maşaAllah bak çakı gibi, Allah sağlığını, sıhhatini arttırsın. O da bak Mehdi (a.s.)’ın geleceğini ve İttihad-ı İslam’ı müjdeliyor, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:En büyükleri de o Hocam, inşaAllah. 88 yaşında falan, Allah’ın izniyle.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, çakı gibi. Bekar değil mi Abdullah Yeğin Ağabey?.
ALTUĞ BERKER:Allahualem Hocam.
ADNAN OKTAR:Onun bereketidir, inşaAllah, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bediüzzaman’la ilgili Hocam yeni siteler hazırlatmıştınız, uygun görürseniz göstereyim Hocam, inşaAllah. www.RisaleiNurTavizsiz.Com
ADNAN OKTAR:www.RisaleiNurTavizsiz.Com
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Tavizsiz Risale-i Nur, yani Risale-i Nur’a ekleme yok, çıkarma yok, sahtekarlık yok, oyun yok, sahtekarların da burnunu sürten siteler, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bu sitede sizin anlatımlarınız var Hocam, inşaAllah, Üstad’la ve Risale-i Nur’la ilgili, Mehdiyet’le ilgili. Üstadın talabelerinin anlatımları var ve bu konuda, Risale-i Nur Külliyatı’nda değişiklik yapan kişiler ve konular.
ADNAN OKTAR:Şimdi bak Bediüzzaman’ın talebeleri ne diyor? Bediüzzaman’ın talebelerinin anlatımlarını, yalanlamaya çalışan veyahut yalanlama demeyelim de, o biraz ağır olur. Onu kabul etmeyen, kendi aklına göre bir şey ortaya çıkaranların izahları var, onlar da bu tarafta anlatılmış. Ama tabii bu iyi niyetli kardeşlerimiz, şu alttaki şahıs biraz ilginç bir tip ama Allah ona da hidayet versin, Allah aklını açsın. Ama diğer kardeşlerimiz onlar candanlar ama hakikaten cahilce hem Bediüzzaman’a direniyorlar, hem de Bediüzzaman’ın aslan talebelerine direniyorlar. Boşa uğraşıyorlar.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam, inşaAllah. Sizin Risale-i Nur Külliyatı ile ilgili, Bediüzzaman ile ilgili sizin eserleriniz, kitaplar da yer alıyor burada ve filmler de yer alıyor, inşaAllah. Diğer internet siteleri de Hocamwww.RisaleiNurArastirma.Com Burada da oldukça bilgi yüklü, inşaAllah. www.RisaleiNurOkuma.Comve bir dördüncüsü de www.RisaleiNurTastamam.Com, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Risale-i Nur tastamam taviz yok, ilave yok, ek yok, çıkarma yok, yalan yok, dolan yok, sahtekarlık yok. Demek ki bundan sonra sahtekarlığa son verdik, yalancılığa son verdik, üç kağıtçılığa son verdik. Bediüzzaman adına yalan söyletiyor muyuz? Söyletmiyoruz. Çıkartma yaptırıyor muyuz? Yaptırmıyoruz, müsaade yok, inşaAllah.
MaşaAllah bak diyor ki, bir dilekçe yazmışlar kardeşlerimiz dilekçe numarasını vermiş. “Fatura ile, 21.12.2010 tarihinde Başbakanlık sekreteri Dursun Ali Terzi’ye teslim edilmiştir” diyor. Bak çok güzel, teslimatı da bildirmiş kardeşlerimiz. Bu vatanı böldürmeyiz. Dünya güzeli bizim vatanımız. Ne parçalattırırız, ne böldürürüz, ne fitne çıkartırırız. Fitneye de müsaade etmeyiz. Başı açık, başı kapalı, yok Alevi, Sünni. O kadar tatlı insanlardır ki Aleviler, o kadar güzel insanlardır ki... Başı kapalı kardeşlerim kuzu gibiler, başı açık olanlar kuzu gibiler hepsi birbirinden güzeller. Fitneye asla müsaade etmeyiz. İnsanlık düşmanı, sevgi düşmanlarının kinlerine, nefretlerine onları muhattap etmeyeceğiz. Allah onlara hidayet versin. Eğer hidayet vermezse Cenab-ı Allah, kendi nefretlerinde onları boğsun. Benim canlarıma benim kuzularıma laf söyletmem.
ALTUĞ BERKER: Hocam bir haber vardı bugün Net Haber’de. Siz her zaman Darwinizm’in sonuçlarından bahsediyorsunuz ve Irak’taki. “14 yaşındaki Iraklı kıza tecavüz etti. Kızı ve tüm ailesini öldürdü. Amerikalı askerden itiraf; ‘Iraklıları insan olarak görmüyorum.’” diyor.
ADNAN OKTAR: Niye görmüyor? Çünkü eğitimi öyle alıyor. Darwinist, materyalist eğitim alıyor. Bakın kuzu gibi çocuk benim evladım bakın orada, adam da psikopat, Darwinist, materyalist eğitilmiş, manyak, klasik manyak. Adama soruyorsun; niye böyle itlik yapıyorsun, diyorsun. Adam Darwinist olduğunu, materyalist olduğunu söylüyor. Amerika adamı böyle yetiştirmiş. Amerika’daki üniversiteleri hepsi Darwinistler’in elinde, hepsi. Amerikan Başkanı adam ben kabadayıyım, delikanlıyım falan diye çıkmıştı. Ben Allah’a inanıyorum, Darwinizm’e inanmıyorum diyemedi adam. Diyemiyor, hiçbir Amerikan Başkanı çıkıp; ben Darwinizm’e inanmıyorum arkadaş, diyemedi. Darwinizm’e karşıyım, diyemedi. Bak dünyaya kafa tutuyor. Ben şöyle kabadayıyım, böyle delikanlıyım, bilmem ne falan, diyor. Bunlar hıyar tomurcuğu gibi böyle atıyorlar. Hıyar tomurcuğu, hıyarda ufak bir tomurcuk olur, o anlamda. Bir kıymeti yok. Dürüst olacaklar, akıllı ve hakikaten cesur olacaklar, inşaAllah. Hıyar kötü birşey değildir. Hıyar hayırlı demektir.
ALTUĞ BERKER: Fosil gösterebilir miyiz Hocam?
ADNAN OKTAR: Evet.
ALTUĞ BERKER: 58 milyon yıllık Karaağaç yaprağı. 58 milyon yıldan beri aynı, hiçbir değişikliğe uğramamış. Yusufçuk; 150 milyon yıllık. Bakın en ufak bir değişiklik yok. Bugün günümüzde yaşayan yusufçukla 150 milyon yıl önce yaşayan yusufçuk, hiçbir farkı yok, demek ki evrim geçirmemiş, değişiklik yok. 23 milyon yıllık istiridye kabuğu, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bu böyle büyük bir taş parçası iken bölünüp, açılıp içinden çıkarılıyor bu şekilde. Genelde de bu şekildedir fosiller, çift parça olurlar fosiller. Fosiller hakkında zaman zaman bilgi vermemiz iyi olur.
“Es Selamu Aleykum mübarek Hocam.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatühü. “Bu akşam haberlerinde CNNTürk kanalı Şeyh Nazım Kıbrısi Hocamız’ı canlı yayına bağladı. Hocamız bir şey anlatırken Hocamız’ın sözünü kesip, ki sözünü kestikleri an Hocamız’ın söylediği sözle onu güya susturmak isterler gibi bir üslup vardı. Ama Şeyh Nazım Hocamız bütün canlılığıyla, bütün keskinliğiyle, sağlıklı sıhhatli görünümüyle muhteşem konuştu. Çok etkileyici oldu” diyor, maşaAllah. Herkes anlatıyordu, bizim kardeşler de anlatıyordu. Hocamız on misli daha iyi olmuş Hocam, inşaAllah duanızın bereketidir, inşaAllah, diyorlar. Bütün Müslümanların duasının bereketi. Nazarlar keskinleşmiş, üslup keskin, çok şakacıdır Şeyh Nazım Hocam, çok rahat da konuşur, sohbeti, nazı da geçer. Dünya tatlısı, bak gösterdiği keramete bütün dünya şahit oldu. Adamlar gayri Müslim, hiç bilmez, etmezler. Yerin altında bir harikalık olmuş, olağanüstü bir şey olmuş. Bir zuhurat meydana gelmiş. Onun Şeyh Nazım Hocamızın vesilesiyle olduğunu anlayınca, onun yanına geldiler, inşaAllah. Dolayısıyla Şeyh Nazım Hocamızın konuşmaları, üslubu pek şekerdir, bayağı güzeldir. “Hocamız’ın yanına herkesin gitmesine de gerek yok” demişler. Doğru söylüyorlar. “İnternetle de ona sevgilerini ifade edebilir” demiş kardeşlerimiz, Arifan’dan bir kardeşimiz sormuş. Doğru olur, benim Şeyhimi yormasınlar, inşaAllah. O dünya tatlısını yormasınlar. Onun sevdikleriyle de gidip görüşmek, o da yeterli olur. Onun sevdiklerini görsünler, ona sevgilerini iletsinler, internetle de olur tabii. Hocamızı sevdiklerini iki satır yazıyla ifade edebilirler. Gönlünün bağlandığını, muhabbet duyduğunu, derin saygı duyduğunu belirtirse Hocamızın talebesi olmuş olurlar, inşaAllah. Fakat Hocamıza dua etsinler. Bak dua çok iyi geliyor Hocamıza gördünüz, Allah vesile etti. Bayağı canlanmış, çok iyi olmuş. Bütün büyüklere dua etsinler. Şeyh Nazım Hocamız bir, Seyyid Salih Özcan Hocam iki, Abdullah Yeğin Hocamız üç, Sait Özdemir Hocamız dört ve diğer bütün değerli büyükler. Şeyh Nazım Hocamız bizim canımız. O çok çok önemlidir, o ana santral, Kutbul Aktab’dır, inşaAllah. Fakat Bediüzzaman’ın aslanları manevi kılıçları çektiler, ilim kılıçlarını. Allahualem bundan sonra ne sahtekarlar dayanabilir onlara, ne üç kağıtçılar dayanabilir. Hepsini dümdüz edecekler gibi görünüyor.
ALTUĞ BERKER: Vesile oldunuz Hocam inşaAllah, maşaAllah
ADNAN OKTAR: Hani şahs-ı maneviydi Mehdi (a.s.)? Bak gürül gürül, onları fıtık edeceğim bu üç kağıtçıları. Peş peşe gösterin. Sait Özdemir ağabeyi de gösterin. Diğer Seyyid Salih Özcan Hocamı da gösterin. Önce Abdullah Yeğin Ağabeyimizi gösterin. Çünkü daha yeni göstermeye başladık onu, inşaAllah.
-VTR- (Abdullah Yeğin)
ADNAN OKTAR: Şimdi böyle imanı zayıf, enesi kavi bazı ahmaklar Bediüzzaman’a bir türlü güvenemiyorlar. Bakın Hocamız ne diyor, Abdullah Yeğin Ağabeyimiz? Mezarının yıkılmasına varıncaya kadar, bakın 40 yıl öncesinden söylüyor, ölüm tarihini söylüyor. Bir insan nereden bilebilir mezarının yıkılacağını? Nasıl bilsin? İnsan ölüm tarihini bilir mi? Mezarının yıkılacağını bilir mi? Çok müthiş detaylar bunlar. Aynısıyla çıkıyor. Mesela; 1971’de 12 Mart Muhtarasının verileceğini ve anarşinin başlayacağını yıllar öncesinden söylüyor. Mesela 28 Şubat’ı 60 yıl öncesinden söylüyor, net söylüyor. Tarih vererek, Kuran ayetiyle, bu ayet buna işaret ediyor, diyor. Bir tane, iki tane, on tane, yirmi tane, otuz tane değil, böyle ne söylerse tamamı çıkmış. Sahtekar herif, hepsinin doğru çıktığını görüyorsun. Peki öbürlerine niye inanamıyorsun? Öbürlerini üstelik hadis destekli söylüyor, bunlarda hadis yok. Bu ilhamla söyledikleri ama bu hadis destekli söylüyor. Orada niye işine gelmiyor? Holding çalışanları belki rahatsız olur. Şimdi senin holdingine de, senin şeyine de kimse değer vermez, önem vermez. Bizim önem verdiğimiz ahirettir. Onun için, holdingi cennetten daha büyüktür belki. Kim bilir ne kadar büyük, haşa Allah’tan da önemli görüyor holdingini. Hepsinden önemlidir ahiret. İki günlük dünya, o kadar çabuk vakit geçiyor ki. Mesela bu 18 yaşındaydı, kaç yaşındasın şu an?
ALTUĞ BERKER: 43
ADNAN OKTAR: Buyur, daha dün gibi. Bu gelmişti, yakasız gömlek giyerdi. İlk geldiklerinde bunlar saçlarını ortadan ayırırlardı. Hepsinin saçları ortadan ayrılıyordu, oradan anlaşılıyordu zaten bakar bakmaz. Adnancı diye gizlenmenin münkünatı yoktu zaten. Sünnet olduğu için biz saçımızı ortadan ayırırdık. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ortadan ayırırdı saçlarını, biz de ortadan ayırıyorduk saçlarımızı. Bakan tabii şak anlıyordu. O zaman namazları herkes sarıklı kılardı. Yıllarca öyle, çok uzun süre herkes sarıklı kıldı. Herkes belinde sarığıyla gezerdi. Sarıklarını çıkarırlardı namazda, böyle papatya tarlası gibi olurdu, camiinin içi dolardı. Herkesin başında beyaz sarıklarla. Akik taşlı gümüş yüzükler herkesin elinde. Kendimizi gizlemenin mümkünü yoktu. En zor şartlardan geçtiler bunlar, maşaAllah. Defalarca tutuklandılar, kaç defa suikast atlattılar benimle beraber.
ALTUĞ BERKER: Vesilenizle imana kavuştuk Hocam, Allah razı olsun. Şuurlandık, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Sayın Adnan Oktar Hocam sizin yüzünüz o kadar kalbimize işlemiş ki, Ay tutulmasında bile sizi görüyoruz. Bugünkü tutulma sırasında Ay’ın görüntüsü kırmızı olduğunda, sol tarafta bir insan resmi görülüyor. Youtube’daki videoyu mutlaka yayınlayın.” Oh bir bu eksikti. Bismillah şu an tamamlandı. Neydi o bir İsa Mesih (a.s.) olduğunu söyleyen?
ALTUĞ BERKER: Hasan Mezarcı
ADNAN OKTAR: Hasan Mezarcı, şimdi aynen onun iddiasına benzedi. Allah aşkına yapmayın, beni seviyorsanız yapmayın. Allah rızası için yapmayın. Ne alaka ayda benim görüntümün olması? Sevmeleri güzel. Bakın ayet ve hadisin dışına çıkmasınlar, sakın ha. Hüsnü zan güzel ama o kadar; hüsnü zanda bıraksınlar. Şimdi Ay’da, Merih’te artık; öyle cins tipler var, çünkü görüyorum, Bir tip daha var öyle, ayda resmim var, işte şurada resmim var, görüntüm var falan. Herkese benzer Ay eğer o gözle bakarsa, dünyadaki herkesin yüzü çıkar orada. Böyle şeylere inanmayın, böyle şeylere de bağlanmayın. Bunların aslı astarı yok, yapmayın, etmeyin. Bak ne güzel Hocam açıklamada bulundu, Abdullah Yeğin Ağabey. Ne dedi?
ALTUĞ BERKER: “İslam Birliği olduğunda o kendini belli eder” dedi Mehdi (a.s.) için.
ADNAN OKTAR: İsa Mesih (a.s.) ile namazı kıldı mı, İslam aleminin de başında, tartışma olmaz artık. Onun dışında ayda gördüm, güneşte gördüm yapmayın bunu, istirham ediyorum olmaz.
“Selamlar,”Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Muhammed Adnan Hocam keşke Almanya’ya gelseniz” diyor Burak Yıldız. Almanya’ya gelelim... Geleceğiz, geleceğiz. Almanya, Fransa, dünyanın her tarafını gezeceğiz. Mehdi (a.s.) ile birlikte, İsa Mesih (a.s.) ile birlikte. Ben de onların kapıcısı olacağım, ayakkabılarını taşıyacağım, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Biz taşırız Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Benden kapacaksın ayakkabıları; olmaz. Ben ayakkabı taşıyıcıları olacağım, inşaAllah. Kapıcıları olurum ben, sen de ayakkabıları taşırsın, inşaAllah. Madem öyle o görevi alacağım diyorsun.
“Selamun Aleykum Hocam ben Yusuf, Vahhabi selefiyim, bizi desteklediğiniz için Allah sizden razı olsun. Sizi her gün dinliyorum. Bana dua eder misiniz? Çevreden arkadaşlarım, yanında başı açık bayanlar var eleştirilerini dinliyorum, Adnan Oktar Hocamın deyince ama ben hemen cevabı yapıştırıyorum. Her insanın İslam’da nasibi vardır dedim” diyor. Özellikle bunu anlatıyor. Türkiye’nin bakın yüzde 70-80 hanım kız kardeşlerimizin hepsi başı açıktır. Cumhuriyet nesli, zinde, çakı gibi genç kızlardan oluşuyor. Filinta gibiler, maşaAllah. Hepsi yüzde yüz Müslüman, tertemiz imanlı insanlar. Kuran’ı, İslam ahlakını bilen tertemiz Müslüman evlatları. Oturup fitne çıkarmak için yeni bir kulfar çıkarırlarsa, bu sefer başörtülü kardeşlerimizin de başını derde sokuyorlar. Bu fitne yüzünden onları da okula giremez hale getiriyorlar. Senelerce iş çıkardılar. Kardeşim fitne niye çıkarıyorsun? Hepsi birdir, başörtülü, başörtüsüz. Sen başörtülüden de nefret ediyorsun. Allah kalbindeki nefreti alsın, Allah hidayet versin sana. Başörtülüyü kafir gibi görüyor, fasık görüyor. Cehennemin odunu bunlar diyor başörtülüler. Niye, diyorsun. Çarsafı yok da onun için, diyor. Adam çarşaf giyiyor geliyor, yine fasıksın, diyor. Ne yapmam gerekir diyor. Yüzün açık, diyor. Yüzünü kapatıyor adam, yüzünü yarım kapatması lazım, diyor. Kapatıyor, tek gözün açık, yine olmaz diyor. Peçe takıyor o zaman da niye sokağa çıktın diyor. Kardeşim deliysen Allah’a yalvar, ne yapıyorsun sen? Cumhuriyet nesli acayip zinde, şirke karşı da kaleler, maşaAllah. Çok aydın ve yaman. Delikanlılar da çok yamanlar, genç kızlarımız da öyle, hurafeye kapalı, hiçbirini kandıramazlar hurafe ile, hiç kaale almazlar, çakı gibiler, maşaAllah. Hepsi Mehdi (a.s.)’ın aslanları, inşaAllah. Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın aslanları hepsi. Hepsi nur gibi tertemizler, ellerinden, yüzlerinden nur akıyor, maşaAllah. Bıraksınlar bu fitneyi. Selefi olan, Vahhabi olan kardeşlerimiz de bizim can kardeşlerimizdir. Nur gibi, tertemiz, tavizsiz Müslümandır, nefis Müslümanlardır. Şiiler; şahane insanlardır. Aleviler; Allah aşkı ile dönerler böyle, samah yaparlar, cezbeye gelir, Allah aşkı ile cezbeye gelirler. O dedeler; onların sohbetine doyum olmaz o dedelerin. Çok muhterem insanlar, hepsinin ellerinden öpüyorum. Hep Allah aşkını, Allah sevgisini, insan sevgisini, bitki sevgisini, hayvan sevgisini insanlara öğretirler, koçyiğit ve delikanlıdırlar. Sünniler de; nur gibi Müslümanlardır, nur gibi nur, nur, maşaAllah hepsi kardeş. Dünyaya İslam ahlakını Allah’ın izni ile hakim edeceğiz, İttihad-ı İslam’ı. Hepsi kucaklaşacaklar, bağırlarına basacaklar. Genç kızlar görülmemiş bir hürriyet içinde olacaklar, ‘oh dünya varmış’ diyecekler, caddelerde kol kola gezecekler, inşaAllah. Nereye gidiyorsunuz diyeceğiz, Şam’a tatlı yemeğe gidiyoruz Hocam, diyecekler. Atlayacaklar uçağa; uçaklar sudan ucuz olacak böyle, sudan ucuz. Yemeklerini yiyecekler, tatlılarını yiyecekler, akşam buradalar. Soracağız size; siz hiç laf atan oldu mu? Haşa, diyecekler. Hocam tek kelime, Allah’ın izni ile gayet saygılıydılar, diyecekler. Bir kişi yapamaz, bir kişi, bir kişi. Göğüslerini gere gere gezecekler. Bu çocukların üzerindeki bu korku, gerilimi, tedirginliği tamamen kaldıracağız, Allah’ın izni ile. Başörtülü genç kızlar, çarşaflı kız kardeşlerimiz; çok yakışıyor çarşaf, helal olsun, acayip güzel oluyorlar, iftihar edeceğiz onlarla da, inşaAllah. Biz hepsini çok seviyoruz, sakın fitnecilere aldanmasınlar, gönülleri çok rahat olsun.
“İyi geceler Adnan Hocam” diyor. Kerata şunu desene; Allah iyi geceler versin desene. İyi geceler; ortalı bir laf iyi geceler, olmaz. Allah güzel geceler versin de, Allah’ın adını anarak. Onu dedim ya; Allah bereket verir, Allah’ı unutturan bir üslüp olmaz. Yüce Rabbimiz’i, güzeller güzeli sonsuz güzell Allah’ımızı her yerde, her vesile ile anacağız. Mesela inşaAllah’ı neden sık sık söylüyoruz? İnşaAllah dediğimizde o sonsuz güzel olan Allah’ımızı vesile edip anıyoruz. Herhangi bir şeyde, mesela bardağı buraya bırakırken ‘inşaAllah’ diyoruz. Amaç ne? Allah’ı anmak, Allah’ı tesbih etmek. Kalbimize ferahlık gelir, güç gelir. Allah’ı unuttuk mu, kafamız da kararır, beynimiz de kararır, bedenimiz kararır, bir beladır çöker insanın üzerine, Allah vermesin. Allah’tan kopan her şey çürür, her şey ölür, her şey azap çeker. Allah ile bağlantı kesilmez, sakın ha. “Allah iyi geceler versin Adnan Hocam” diyor, güzel. “Sayenizde” ;vesilenizle, vesilenizle, benim ne gücüm olur? Ben Allah’ın gariban bir kuluyum. “Vesilenizle bilim adı altında din düşmanlığı yapan kişiler etkisiz hale geldiler. Dünya çapında eserleriniz baş ucu kaynak kitabımız oldu.” diyor Kahraman. Allah kahramanlığını arttırsın, seni cennet kahramanlarından yapsın, inşaAllah. Cennette de kardeşimiz yapsın. Üslübum biraz sert, siz hiç onu kaale almayın. Yani hakikaten yüzüme bakıyorum, çok yırtıcı ve çok keskin. Fakat çok şefkatli bir insanım, çok mülayimim, karıncayı bile ezmem, bilirsiniz, görüyorsunuz.
“Almanya’dan çok selam ederim.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatühü, Mehmet Nehir. “Selamun Aleykum Muhammed Adnan Hocam. Sizin programlarınız aracılığıyla tüm Alevi kardeşlerimizden ön yargılı olduğum için özür dilemek istiyorum.” Helal olsun, helal olsun canıma benim. “Sizin verdiğiniz bilgilerden sonra Alevi kardeşlerimizi Allah için çok seviyorum, hepsi benim kardeşimdir” diyor. Elhamdülillah, maşaAllah. Kardeşim Hacı Bektaş’ın bir elinde ceylan, bir elinde aslan, nedir bu? Bu Allah aşkı işte, bu sevgi. Çok mübarek, muhterem insanlardır Aleviler. Çok delikanlıdırlar, dürüsttürler, bütüm milletimiz gibi, inşaAllah.
“Sayın Hocam, Numan Kurtulmuş Hoca belki pişmanlığını anlamıştır. Kanatimce tevbe edip gelse, Erbakan Hocamız onu kabul edecektir. Siz de aynı kanaatte misiniz?” diyor. Numan Hoca ile benim bir daha görüşmem lazım. O kafayı iyice bir temizleyelim; onda o sosyolist, sol, mol karmakarışık ilaveler var. Onları bir süpürelim kafasından Hoca’nın, hiçbir şey kalmasın. Normalde mazlum, efendi bir insan, çok terbiyeli. Fakat ona böyle yamuk yumuk bazı adamlar, böyle beton kafalı adamlar yanaştı; böyle kafasına kamyon çarpmış gibi tipler var, yani mantık olarak. Hoca’nın çizgisini büktüler ve; mesela gitti, Taha Akyol’un etkisinde kalıyor. Taha Akyol kim kardeşim, ne alaka? Senin nur gibi mürşidin, Hocan var, Erbakan Hocamız var. Sen ne alaka gidip ondan akıl alıyorsun? El pençe divan gitti onun karşısına; haklısınız efedim, doğrudur efendim. Biz kükreyince buradan, pır; ilimle, bilimle, sevgiyle. Yalnız Erbakan Hocamı o devirde yalnız bırakanlardan daha hala şikayetçiyim. Bir türlü kalbim yatışmadı, nasıl kıyarlar benim Hocama ben anlayamadım. Nasıl bir vicdandır bunu kabul eden? Şimdi de kabadayı kesilmişler, Erbakan Hocamın resmini kullanarak siteler açıyorlar. Keratalar daha önce neredeydiniz? Hiç çıtınız çıkmıyordu, hatta Erbakan Hocamı eleştiriyordunuz, yaşlandı kenara çekilsin, falan feşmekan, beni konuşturmayın. Sonradan da yok şöyle yok böyle, olmaz. Ben o konuda sakinleşmiş değilim, defalarca özür dileyeceksiniz, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Bir haber vardı Hocam.Azerbaycan’ın Milli Meclisi, Azerbaycan ve Türkiye Cumhuriyetleri arasında stratejik ortaklık ve karşılıklı yardım sözleşmesini onaylamış, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Azerbaycan’da koç yiğit delikanlılar, bütün kasabaları köyleri sardılar elhamdülillah. Azerbeycan bizim canımız, etimiz, kemiğimiz. Kolumuz nasıl parçamız, asla ayrılmayız. İran’la görüşmeler yapılsın, İran bize bir koridor versin, 20 km. genişliğinde bir koridor. Bu jesti Türk-İslam Birliği’nin bir damgası olmuş olur İran’ın. Açsın, Azerbaycan ile bağı biz kuralım. Mesela 16 şeritli; 8 sağda, 8 solda geniş bir cadde, dümdüz basıp geçeceğiz, sadece nüfus cüzdanı cebimizde o kadar. ‘Azerbaycan’a hoş geldiniz’ onu göreceğiz, o kadar. Gençler de buraya gelsinler, kardeşlerimiz de hep Azeri gençleri burada ağırlasınlar evlerinde. Birçok kardeşimizi misafir etsinler aileler, Azerbaycanlı gençleri. Mesela hanım kızları, hanım kızlar karşılasınlar, evlerinde misafir etsinler. Onları bir ayrı odada, kız arkadaşları. Delikanlılar, delikanlıları misafir etsinler, çağırsınlar, onlar bizim parçamız, onlar bereketiyle gelirler, inşaAllah. Çok sevelim, inşaAllah. Her şeyleriyle çok muhterem insanlardır Azeri gençler. Moderndirler, aydındırlar, yobazlığa da karşıdırlar onlar, gericiliğe karşı eğitimlidirler. Orada Azerbaycan’da öyle bir şey gelişmez. Yalnız bakın bir daha söylüyorum, başörtülü, başörtüsüz yüzde yüz, yüzde yüz, nur gibi ikisi de aynı Müslüman, hiç fark yoktur. Bunu Azerbaycan’daki kapalı hanım bacılarımız da, kız kardeşlerimiz de iyi vurgulasınlar, buradakiler de iyi vurgulasınlar. Bakın aksi fitnedir, fitnede devlet müdahale eder, katilden beter fitne, bu sözümü tutsunlar. Başı açıklarla falan kol kola gezsinler, birbirlerini çok sevsinler, kardeş olsunlar, aleyhte birbirlerine tek kelime söz söylemesinler. Fitne olmazsa, Allah onların yolunu açar. Fitneyi kaldırmaları şart, inşaAllah.
Berker var mı anlatacağın?
ALTUĞ BERKER:Hocam DNA’nın kopyalanmasında enzimlerin akılcı faaliyetlerine dair bir gösterim hazırlatmıştınız. Uygun görürseniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tamam.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Resimlerini kartonlara yapıştırarak Hocam hazırlatmıştınız. DNA’nın kopyalanmasında enzimlerin akılcı faaliyetleri var. Vücudun bilgi bankası DNA sarmalı, bu gördüğümüz sarmal. DNA kopyalanmadan önce, DNA şeridini ikiye ayırmak için özel bir enzim geliyor.
ADNAN OKTAR: Şeridi ayırmaya adamlar karar veriyorlar.
ALTUĞ BERKER: Evet.
ADNAN OKTAR:Kardeşim o şeridi ayırmak zaten; bir insana desen ki şeridi ayır, zaten ayıramaz, paramparça olur, darmakeşan eder. Yani hem ayrılmaz hem de paramparça eder, çünkü ayrılacak gibi değil yapısı. Oraya geldiğinde o elemanlar, o ayrılma işlemi çok kolay oluyor. Çekti mi adamlar, fermuar açar gibi açıyorlar. Bakın protein, insan aklının üstünde bir akıl gösteriyor ama bütün dünyadaki insanların aklının üstünde bir akıl gösteriyor. Zifiri karanlığın içerisinde, milimetrenin milyonda biri yahut daha da ince bir yapıyı, hiç kırıp yıkmadan, titizlikle ayıracaksın deseler bir insana, yapabilir mi? Paramparça olur ama adamlar gayet ustaca ayırıyorlar.
ALTUĞ BERKER:Burada turuncu renkle görülen bu enzim, DNA’nın heliks şeklinde sarılmış kollarını bir fermuar gibi açar. Yeşil renkle gösterilen enzim, DNA’nın kolları birbirinden ayrılırken, yeniden dolanmalarını engellemek için her iki kolu sabit tutar.
ADNAN OKTAR: Adamlar da asılıyorlar yapışmasın diye bak, diğer proteinler de. Diyorlar ki; şimdi biz bunu bırakırsak bunlar yapışır, ayrılmış bunlar. Biz bu işlem devam edene kadar buna asılalım, tutalım ve yapışmasınlar diyorlar. Bu protein, insan aklının çok üstünde bir akıl. Zifiri karanlıkta sen nereden biliyorsun da gidip orada onu tutuyorsun? Neresine yapışırsın da, hangi kuvvetle onu tutar da, birbirine yapışmasını engellersin?
ALTUĞ BERKER:Bu esnada bir başka enzim, her iki DNA şeridinin karşısına uygun bilgileri ekler; sarı renkte görülüyor onlar.
ADNAN OKTAR: Bilgiyi ekliyor.
ALTUĞ BERKER:Bilgiyi ekliyor, evet Hocam. Böylece iki ayrı DNA sarmalı oluşmaya başlar.
ADNAN OKTAR: Karşılıklı, buna paralel, aynısı paralel bilgileri eklemeye başlıyorlar.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Kardeşim bir kere buradaki bilginin ne olduğunu nereden biliyorsun sen, ona karşı o paralel bilgiyi nerede imal eder getirirsin? Çok karmaşık, çok ince, bilgisayardaki bilgiyi andıran bir bilgi. Onu alıp adam teker teker teker teker tam aynısını yerleştiriyor. Bakın özel imal ettiriyor, alıp getiriyor ve tam karşıtı olan hangi harfse, neresiyse tam onun karşısına gidip yapıştırıyor adam. Yapabilir misin sen?
SUNUCU:Mümkün değil.
ADNAN OKTAR: Adam yapıyor; protein. Bütün dünyadaki insanların aklından daha fazla akla sahip protein.
ALTUĞ BERKER:Özel görevli bir enzim, DNA zincirindeki tüm basamakları tek tek kontrol eder ve bir hata varsa tespit eder. Bulduğu bir hata olduğunda onu yerinden çıkarır.
ADNAN OKTAR: Bakın,adam geliyor diyor ki; bu arkadaş yanlış yapmış, diyor. Bütün, on binlerce, milyonlarca molekülü kontrolden geçiriyor, burada hata var, parça yanlış, diyor hop alıp çıkartıyor adam onu, onu götürüyorlar. Evet devam et.
ALTUĞ BERKER:Bu sırada bir başka enzim, boş kalan yere doğru parçayı getirir ve yerine yerleştirir.
ADNAN OKTAR: Hemşerim bak bu yanlış parça gelmiş, diyor. Biz doğrusunu bulalım o zaman diyorlar, diğer doğru parçayı alıp-gelip şak onu oraya yerleştiriyorlar. Evrimciler ne diyor biliyor musun? Tesadüfen oluyor bunlar, diyor. Şimdi bakın ahirette bu arkadaşlar bunu aynı dille, aynı ferahlıkta, böyle göbeklerini yayarak, bacaklarını ayırarak anlatabilecekler mi Allah’ın karşısında; çok merak ediyorum, bakayım nasıl anlatacaklar.
ALTUĞ BERKER:Devreye giren üçüncü bir enzim de DNA zincirindeki kopukları görüp gelir ve uygun malzemeyi kullanarak tamir eder.
ADNAN OKTAR: Bakın, arada kopukluk varsa, parça kopukluğu varsa, arada bir yaralanma varsa, öbürü de onu tamamlıyor. O lastik gibi sündürenler de iş bittikten sonra, hemşerim biz gidebilir miyiz, işimiz bitti mi, diyorlar. Bitti, siz arkadaşım gidebilirsiniz, diyorlar. Onlar gidiyor, şak öbür ekip de geliyor, yapıştırıyor. Tesadüfen olur mu bunlar?
SUNUCU:Mümkün değil.
ADNAN OKTAR: Tesadüfen oluyormuş evrimcilere göre. Hürriyet’in ekip komple hepsi tesadüf diyor. Aydın Dede’nin torunları, takımı. Bir tek seninki o, E. Ö.’müdür, nedir? O Allah var ama din yok gibi bir üslup kullanıyor. Bir şeyler yapıyor kendine göre.
ALTUĞ BERKER:Evet, son zamanlarda hepsi kabul ediyor Allah’ın varlığını.
ADNAN OKTAR: Ben bir din çıkarttım, diyor. Kendisi bir inanç sistemi çıkartmış, ben ona uyuyorum, diyor. Bakayım ahirette aynı ferahlıkta olabilecek mi? Altmış yaşına girmiş, babam da yetmişinde ölmüştü, on senem kaldı yaklaşık, diyor. Tam panik halde. Çünkü çok acayip bir şey, tabii Allah hayırlısıyla ömrünü uzun etsin, Allah hidayet versin ama on yıl kaldı ne demek? İdam cezası alan adamın zaten mahkemesi on yıl sürüyor, en fazla, sonra da idam oluyor. Bu idam mahkumu gibi görüyor kendisini, on yıl sonra infazım gerçekleşecek, diyor. Şu andan kararım alındı benim, diyor ve bu kafayla bakıyor. Ondan sonra şarabın tadını iyi bilirim, uzman oldum. Bizim yeni yeni dünyayı tanıyan takım özentilikten artık kavun gibi yarılıyorlar. Şimdi Avrupalıların yaptığı ne varsa, onu en kötü şekilde taklit ediyorlar. Mesela adam şarabı alıyor böyle, şak şak damağına vuruyor, işte yüz senelik Porto şarabı falan, diyor. Helal olsun adama, bak nasıl bildi falan diyorlar, marifetmiş gibi. O zaman, suyuna siyanür damlatacak adam, işte diyecek ki; yüzde bilmem kaç oranında siyanür var, şak şak damağına vuracak. Aynı üslup, o da zehir, o da zehir, zehir uzmanı adam. Yüzyıllık zehir, amma güzel tespit ettim, diyor. Ne marifet, ne marifet. Ondan sonra ya siroz oluyorlar, ya başka bir şey, perişan oluyorlar. İçkiden her sene yüz binlerce insan vefat ediyor, içki sebebiyle, alkol tahribatı nedeniyle. Hiç bundan bahsetmiyorlar. Alkolün insanlara bir faydası yok, zararı var. Faydalı olmasını istiyorsan, alırsın üzüm suyunu, güzel ala içersin. Mineralini de alırsın, vitamin de alırsın, antioksidan da alırsın, hepsini alırsın. Bozulmuş yemek nasıl yemiyorsak, bozulmuş üzüm suyunu da içmeyiz, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam, “Hz. Mehdi (a.s) kelimesi büyük bir kelimedir” Şeytanı çok kızdıran kelimeler arasındadır. İttihad kelimesi de çok kızdırır şeytanı. Kardeşlerimiz şeytanı kızdırmak istiyorlarsa, bu kelimeleri dillerinden düşürmesinler. Çok zevkli bir şeydir şeytanı kızdırmak.” dediniz.
ADNAN OKTAR:Bakın Muhammed Mehdi (a.s), iblis takımını acayip kızdırır, bakın Muhammed Mehdi (a.s), acayip rahatsız eder, İttihad-ı İslam acayip rahatsız eder.
Benden bir ricaları var kardeşlerimizin, evet ben söylemiştim dün. Bizim kitaplarımızı sürekli İngilizceye çeviriyoruz. İngilizceye çevirirken tercümana ihtiyacımız oluyor ama tabii çok mütehassıs olması lazım, yetenekli olması lazım. Tabii ona bütün gününü ayıracağı için kardeşimiz, bir meslek olacağı için, normal ücreti neyse onu takdim edeceğiz. Onun için iyi İngilizce bilen kardeşlerimiz bize müracaat etsinler. Tercüme yapabilecek gibi olan kardeşlerimiz, kitap tercüme edebilecek iyi İngilizce bilenler, çünkü sürekli her kitabımızın her yazımızın tercüme edilmesi gerekiyor. Özellikle İngilizcede geniş çaplı bir çalışma yaptığımız için, o yönde yetenekli olan kardeşlerimizin bize müracaat etmelerini istirham ediyoruz, inşaAllah. Gereken ücretlerini takdim edeceğiz, inşaAllah.
Şeytandan Allah’a sığınıyoruz. Hicr Suresi, Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. Mekke’de indirilen bu Sure 99 ayetten oluşuyor. “Elif, Lam, Ra. Bunlar, Kitab'ın ve apaçık olan Kur'an'ın ayetleridir.” Nasılmış Kuran? Apaçık, kapalı değil. “O inkar edenler Müslüman olmayı nice kereler dileyecekler”. Şiddetle arzulayacaklar. Böyle gönülleri hasretlere düşecek. Ahirette bin pişman olacaklar, keşke Müslüman olsaydık diye. “Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) amel” boş işler “oyalayadursun. İlerde bileceklerdir.” Bak; “yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) amel, boş işler oyalayadursun. İlerde bileceklerdir.” Bakın dikkat edin, hakikaten bu tipler yer içer, boş işlerle uğraşırlar akşama kadar. Ama ileride bilecekler diyor Allah. “Biz, kendisi için bilinen (takdir edilmiş) bir kitap olmaksızın hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmadık. Hiçbir ümmet, kendi ecelini ne öne alabilir, ne de onlar ertelenebilirler”. Dört ve beşinci ayetlerde geçiyor birleşince ne olur?
ALTUĞ BERKER:45, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bediüzzaman ne diyor? “Hicri 1545 gibi Kıyamet kopacak” diyor, inşaAllah. “Onlar: ‘Ey kendisine Kitap indirilen (Muhammed (s.a.v.)). Gerçekten sen cinlenmiş (bir deli)sin,’ dediler.”Peygamberlere hep deli isnadı hep verilmiştir. Bediüzzaman’a da deli dediler, biliyorsunuz. Bediüzzaman bir mücahidtir. Peygamber değil ama Peygamberlere uyanlara da deli deniyor. Mücahidlere de hep tarih boyunca deli denmiştir.“Eğer doğruyu söylüyor isen, bizlere melekleri getirmeli değil miydin?" diyorlar Peygamberimiz (s.a.v)’e. Getir, başının üzerinde bir bulut olsun, bu Peygamberdir diye söylesinler, diyor o zamanın yobazları, Peygamberimiz (s.a.v)’in devrinin yobazları. “Hak olmaksızın Biz melekleri indirmeyiz. O zaman da onlara göz açtırılmaz.” Biz melek indirirsek diyor Allah, zaten kaçacak delik ararlar. Mahvederim onları melek indi mi, diyor. Demek ki melek görünmüyormuş, görünmeden iniyor. Mehdi (a.s)’ın başının üstündeki melek ne yapıyor? Görünmüyor. Meleklere müjde veriyor, insanlara görünmez. “Hiç şüphesiz, zikri (Kur'an'ı) Biz indirdik Biz; onun koruyucuları da gerçekten Biziz”.Kuran’ı kim koruyor? Allah, Ben koruyacağım Kuran’ı, diyor. Kuran değişmeyecek diyor Allah ve değiştiremediler. “Andolsun” diyor Cenab-ı Allah yemin ediyor,“senden önce geçmiş topluluklara da elçiler gönderdik” Peygamberler. “Onlara herhangi bir elçi gelmeye görsün, mutlaka onunla alay ederlerdi”. Mehdi (a.s) gelince ne yapacaklar? Mehdiyet’le de alay edecekler. Allah’ın sünneti bu.“Böylece Biz onu (alayı), suçlu-günahkarların kalplerine sokarız.” Alayı kim yaptırıyormuş? Allah yaptırıyormuş. Adam diyor ki; kafir alay ediyor. Kim alay ettiriyor? Allah alay ettirir. Niçin alay ettirir? Sevap kazansınlar diye, inşaAllah. Mehdiyet ve Peygamberlerin sevap kazanması için. “Onların üzerlerine gökyüzünden bir kapı açsak, oradan yukarı yükselseler de, Mutlaka: ‘Gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyülenmiş bir topluluğuz’ diyeceklerdir”. “Gökyüzünden kapı açsak ve gökyüzüne yükselsek.” Normalde gökyüzü çekimden dolayı çıkılamıyor biliyorsunuz. Ama uzay araçlarında, roketlerde iyi bir ivme kazandırıldığında, yüksek bir hıza kavuştuğunda, atmosferi delip geçebiliyorlar. Ayet ne diyor? “Gökyüzünden bir kapı açsak, oradan yukarı yükselseler,” Allah açıyor kapıyı, inşaAllah. Ebcedi 1996 tarihini veriyor. 1996 yılında Türksat ilk uydusunu göğe göndermiş. Bak ebcedi 1996 tarihini veriyor. Türksat ilk uydusunu göndermiş o tarihte.
Berker’im seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Bediüzzaman Hazretlerinin deccalin İslam aleminin şikakından faydalanarak az bir kuvvetin onları esir edeceğini söylediğini anlatıyorsunuz Hocam, inşaAllah hep. “İslam’ın ve beşerin hırs ve ayrılığından ifade ederek” diyor Bediüzzaman Hazretleri. “Az bir kuvvetle tüm insanları darmadağın eder ve koca alem-i İslam’ı esareti altına alır” diyor.
ADNAN OKTAR:Şu an öyle oldu ve cahil hocaları da kandırdılar, onları da kendi saflarına aldılar. Bir kısmı şahs-ı manevi diyor, bir kısmı ruhani bir varlıktır görünmez diyor, bir kısmı geldi, geçti diyor, bir kısmı İttihad-ı İslam diye bir şey yok zaten, olsa Peygamber (s.a.v) zamanında olurdu, diyor. Bir holdingci takımından bir kardeşimiz konuşmuş; onlar da bambaşka laflar ediyorlar. Allah garip çizgilere sokmuş bunları. Allah hidayet versin, Allah akıllarını açsın. Mehdiyet’in içerisinde birleşmek en akılcı ve doğru yoldur, inşaAllah. Kuran’a sıkı sıkıya sarılmak, Peygamber (s.a.v.)’in sünnetine sarılmak ve Mehdiyet’in etrafında birleşmek, inşaAllah.
Mübarek mürşidlerimizi dinlemeye devam edelim. Abdullah Yeğin ağabeyimizi dinleyelim.
-VTR- Abdullah Yeğin diyor ki
ADNAN OKTAR:İslam ahlakının dünyaya hakimiyetinin tarihini de veriyor Bediüzzaman . “Benden yüz yıl sonra” diyor ve açık açık en az on yerde bunu vurguluyor. Bak Eddai’de de, oradaki şiirinde de söylüyor, vakti de bildiriyor. Hicri 1400’de Mehdi (a.s) zuhur edecek. Benden yüz yıl sonra Mehdi (a.s) ve şakirdleri gelecek ve hicri 1545 gibi de kıyamet kopacak diyor. Hicri 1506’ya kadar Mehdiyet ve İseviyet güçlerini devam ettirecekler diyor. İseviyet; Müslüman olmuş İseviyet, güçlerini devam ettirecekler. Hangi vakte kadar? 1506’a kadar. Ama hicri 1545 gibi de Kıyamet kopacak, diyor. 2120 gibi. Bu 70 yıl içerisinde Bediüzzaman İslam ahlakının dünyaya hakimiyetinin biteceğini söylüyor, hepsi olacak. İslam’ın hakimiyeti, Hz. İsa (a.s) inişi, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışı hepsi olacak, diyor. Sungur Ağabey de onu açık açık anlattı, boş yere çırpınıyorlar, 300 yıl ilave ediyorlar, 500 yıl ilave ediyorlar, ondan bir netice çıkmaz.
O 7000 yıl ile ilgili çalışmamız var onu da görelim
VTR: Dünyanın ömrünün 7000 yıl olduğu ile ilgili.
ADNAN OKTAR: İyi, güzel olmuş. Böyle filmle anlatmak iyi bir yöntem, daha detaylı, daha delilli oluyor, iyi oluyor, inşaAllah. Holdingci dünyaperestler paniğe kapılıyorlar ama doğrusu bu, inşaAllah. İnşaAllah onların holdinglerinin de bir hikaye olduğunu anlayacaklar. Holdingleri onların kafalarında gösterilen bir görüntü. Dışarıda holdingleri simsiyah ve saydam. Bir de bunlar zaten yemek de yiyemiyorlar, çoğu hasta adamların. Mesela kiminin şekeri var, kiminin böbreklerinde hastalık var, Yemek de yiyemiyorlar, o paraları da kullanamıyorlar ama buna rağmen deliler gibi dünyaya bağlandılar, artık dini imanı unuttular. İslam ahlakından, Kuran’dan açıkça taviz veren, hasta insanlar haline geldiler. Ama sorduğunda da takva olduklarını iddia ediyorlar. Evliya gibi akıl veriyorlar, böyle bir üslup geliştirdiler. Allah hidayetlerini arttırsın. Deccaliyetin etkisi bu, deccaliyetin etkisi altındalar. Deccaliyet büyü yaptı insanlara, dünyaya. O büyüyü, ısrarlı telkinler, ısrarlı anlatımlar gittikçe kıracaktır, o hipnozdan çıkacaklar, inşaAllah. Deccaliyet ile ilgili bir video vardı, ona da bakalım.
VTR: Deccaliyet ile ilgili anlatım.
ADNAN OKTAR: Evet, biz sürekli deccali deşifre etmeye ve Mehdiyet’i anlatmaya devam edeceğiz. İnsanların kafasındaki büyüyü, hipnozu böylece uzun vadeli bir çalışmayla kaldıracağız, inşaAllah. Bir anda gitmez bu. Allahualem bayağı uğraşacağız, bir dahaki sene de, sonraki sene de ama 2012 den itibaren ciddi bir ivme kazanacak, bunu göreceksiniz. Mehdiyet gittikçe gündem olmaya başlayacak, deccaliyet de gittikçe deşifre olacak, insanlar hakikaten deccaliyetin insanları boğduğunu görecekler, çünkü farkına varmışlar. Deccaliyet onları tamamen kapatmış, nasıl böyle sıcak; mesela çok kızgın bir ortamda olan bir insan alışırsa fark edemiyor, insanlar bu belanın içinde olduğu için fark edemiyorlar. Anlattıkça deccaliyetten kurtulduğunu tahayyül ettiğinde anlayacak deccaliyetin ona nasıl bir bela getirdiğini. Lüzumsuz bir korku, acı ve gerilim içinde yaşıyor insanlar, haberleri bile yok. Cinayetler çok normal zannediliyor, düşmanlık normal zannediliyor, mezhep kavgaları normal zannediliyor, psikopat çeteler normal zannediliyor, bir insanın gece dışarı çıkamaması normal zannediliyor, sokakta yalnız yürüyememesi normal zannediliyor, birbirlerine hakaret etmeleri, kavga etmeleri normal zannediliyor, bunların hiçbiri normal bir şey değil. Belanın içine girdiğimizi gösteriyor. Allah’ın inkarı çok normal karşılanıyor. Bütün dünyada artık otobüslere yazıyorlar artık Allah’ı inkar ettiklerini. Bunlar da çok normal karşılanıyor. Bakın anlatıyoruz; molekül artık bütün dünyadaki insanlardan daha yüksek bir akıl gösteriyor. Allah mucize meydana getiriyor, bunu da normal karşılıyorlar tesadüfen açıklanmasını. Kafa beyin bir çok insanda dağılmış vaziyette, bunu toparlamaya çalışıyoruz, inşaAllah.
“Selamun Aleyküm Hocam” diyor, Aleyküm selam. Kıbrıs’tan yazmış kardeşimiz Merve. “Hocam kitaplarınızı tercümeyi şerefle bu görevi ifa edebilirim” diyor.
“Hayırlı geceler Hocam. Biz de Belarus Minsk kentinde eğitim görmekten iki tercüman adayı talebeyiz. Biz Allah rızası için bu görevi yaparız” diyor. Olmaz, Allah rızası için tabii ki yapacaksınız ama talebesiniz, hakkı neyse onu takdim ederiz, çünkü ona vaktini ayıracak. Tabii ki Allah rızası için yapılır ama yemek yiyeceksiniz, kendinize bakacaksınız, normal ihtiyacınız var. Talebenin iaşesi olur, inşaAllah. Ama ihtiyacı yoksa tamam, ona bir şey demeyiz. Allah rızası için hizmet ediyorsa ona bir şey demeyiz ama ihtiyacı olduğu halde; aç kalacak, yemek yemeyecek, nasıl yapacak, olur mu? Olmaz, inşaAllah. MaşaAllah, maşaAllah bir çok yerden öyle kardeşlerimiz yazmışlar, dünyanın her tarafından, hadi bakalım hayırlısı, inşaAllah. Evet Berker’im senin var mı anlatacakların?
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Peygamberimiz (s.a.v.) önce deccalin çıkacağını söylemektedir Hocam. Hz. Mehdi (a.s.)’ın da, deccal tahribatını yaptıktan sonra o tahribatı ortadan kaldıracağını söylüyor, şöyle diyor: “Önce deccal çıkar, planladığı sinsi icraatını kademe kademe yapmaya başlar, artık ızdıraplı bir dönem başlar, son derece sıkıntılı günler yaşanır” diyor, Müslim’de.
ADNAN OKTAR: Müslim; sahih hadis kitabı, tabii. Kardeşlerimiz diyor ki; Mehdi (a.s.) ile, deccal çıkar, Mehdi (a.s.) deccal çıkar çıkmaz vurur onu, indirir aşağıya. Peki o zaman deccal görevi nasıl yapacak? O deccal olmaz ki, o başka bir şey olmuş oluyor. Deccal küfri eyleminde bir başarı kazanmış oluyor. Dünyanın büyük bir bölümünü, yüzde 99’nu dinsiz yapıyor. Süfyan İslam alemini mahvediyor. Adam diyor ki; falanca kişiyle, falanca kişi aynı anda çıktılar ve onu etkisiz hale getirmeye çalıştı, getirebilir mi? Getiremez, çünkü o süfyanlık görevini yapacak, deccal de deccallik görevini yapacak, durdurması mümkün değil. Ne zaman durdurulur? Tahribatını tam anlamıyla yapar biter, tahribatı oturur ve insanlar tarafından artık o bir hayat şekline dönüşür, işte o zaman Mehdi (a.s.) ortaya çıkıyor. Ondan sonra kazıyor; onun yıktığı, yaktığı tahrip ettiği yerleri yeniden tanzim ve tamire başlıyor ve düzeltiyor. Kardeşlerimiz diyor ki; olur mu? İkisi aynı zamanda çıkması gerekir. Aynı anda çıkarsa, şimdi ya süfyan Mehdi (a.s.)’ı ortadan kaldırır, ya Mehdi (a.s.) süfyanı ortadan kaldıracak, olmaz ki. O zaman başarılı olamazlar. Önce süfyan çıkıyor tahribatını yapıyor, Mehdi (a.s.) geliyor o tahribatı kaldırıyor. Önce deccal çıkıyor, Mehdi (a.s.) çıkıyor onun tahribatını kaldırıyor ve İsa Mesih (a.s.) da ona siyasi yönde yardımcı oluyor, dünya siyasetine hakim oluyor Hz. İsa Mesih (a.s.). Hafız Esad mahvetti İslam alemini, süfyandır. Zehirli gazlarla, bombardımanla mahvetti ve ideolojik olarak İslam aleminin hepsini komünist sol çizgiye, materyalist, Darwinist çizgiye çekti. Ama oğlu çok iyi tabii, Beşir Esad maşaAllah, koç yiğit, inşaAllah. Evet Berker seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Bediüzzaman Hazretleri de, deccaliyetin Darwinist ve ateist olduğunu ifade ediyor Hocam bildiğiniz gibi, siz her zaman söylersiniz. “Maddiyun, tabiiyun (materyalizm ve Darwinizm) felsefesindentevellüd eden (doğan) bir cereyan-ı Nemrudane (isyankar bir cereyan), gittikçe âhir zamanda felsefe-i maddiye vasıtasıyla, (materyalizm).
ADNAN OKTAR:Darwinizm, materyalizm evet.
ALTUĞ BERKER:“Yoluylaintişar ederek (yayılarak) kuvvet bulup, uluhiyeti (Allah'ın varlığını) inkâr edecek bir dereceye gelir.” diyor.
ADNAN OKTAR:Evet şu anda da öyle oldu, diyor Bediüzzaman. Dünyaya hakim oluyor deccaliyet. İşte ona karşı da küçük bir grup olarak Mehdiyet göreve başlıyor, gittikçe intişar ederek, gelişerek bütün İslam alemine, sonra da bütün Hıristiyan alemine ve bütün dünyaya hakim oluyor; İsa Mesih (a.s.)’ın desteğiyle, yardımıyla, inşaAllah.
Evet şimdi başka hangi ağabeyi dinleyelim. Seyyid Salih Özcan Hocamız’ı bir daha dinleyelim, çünkü o bayağı ciğerlerine oturtuyor o açıklamalarıyla.
VTR: Seyyid Salih Özcan: Mehdi (a.s.) Bir Şahıstır.
ADNAN OKTAR: Mehdi (a.s.)’ın İstanbul’da çıkacağına dair olan videoya da bakalım.
Vtr: Bediüzzaman Said Nursi’nin Has Talebelerinden Seyyid Salih Özcan, Hz. Mehdi (a.s.)’ın İstanbul’dan Çıkacağını Anlatıyor
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah, bak bir tek Allah’tan korkar bu koçyiğit Hocamız, bu mübarek. Ne holdinglerin etkisinde kalmıştır, ne çıkar gruplarının etkisinde kalmıştır, ne sahtekarların etkisinde kalmıştır. Bir tek Allah’tan korktuğu için bak gürül gürül, yiğitçe, aslanca söylüyor. Ama köpek gibi, it gibi korkanlar, çıkar ehli, holdingci takımın bazı; işte beş-on kişi onlar, çakalları, Bediüzzaman’ın adını kullanarak alçakça yalan söylüyorlar ve Bediüzzaman’ın ifadelerini değiştirmeye çalışıyorlar, buna müsaade etmeyeceğiz. Ama cahilliğinden, bilgisizliğinden yapanları tenzih ediyoruz.
Ekşi sözlüğün cinleri de bizi takip ediyorlar, İnci Sözlük, Ekşi Sözlük falan, çok yamanlar. Şimdi onların sorularına cevap vermesek olmaz tabii. Onları da çok seviyoruz. Arada böyle haytalık yapıyor keratalar, sorular soruyorlar ama güzel sorular, nezih sorular. Onları adam yerine koymayıp cevap vermezsek olmaz. Tabii ki cevap vereceğiz, inşaAllah. Ama herkese karşı şefkat, herkese karşı sevgi duyduğumuz da bilinsin. Ayırım yapmayız, hepsi bizim kardeşimizdir, hepsini dost biliriz. O haytaları da seviyoruz, inşaAllah. Hangi soruyu kimin sorduğunu, onu burada söylesem şimdi nutukları tutulur, isim olarak da verebilirim. Ama o tabii onları vazgeçirtmesi ihtimali olacağı için söylemiyoruz, teşvik ediyoruz, hoşumuza gidiyor. Onların bizleri izliyor olması, dinliyor olmaları güzel. Ama gönülleri isterse isim isim de söyleyeyim hangi mesajı kimin gönderdiğini, inşaAllah.
Şeytan’dan Allah’a sığınırım. Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla; “Ha, Mim. Apaçık Kitab'a andolsun; Gerçekten Biz onu mübarek bir gecede indirdik, gerçekten Biz uyaranlarız.” diyor Cenab-ı Allah. Sürekli Allah Kitab’ın apaçık olduğunu söylüyor, Kuran’ın apaçık olduğunu söylüyor. Yobaz takımı da Kuran’ın anlaşılmaz olduğunu söyler. Hiçbir şekilde biz anlayamayız der. Kim anlayacak? Anlayamayız, diyor. Hurafeyi iyi anlıyor musun? Hurafeyi çok iyi anlarım ben, diyor. O zaman olmadı işte. Hurafeyi çok iyi anlıyorsan, Kuran’ı da anlayamıyorsan, bir hastalık vardır sende, Allah’a dua edeceksin. “(Bu duman) insanları sarıp-kuşatır. İşte bu, acı bir azaptır.” diyor Duhan Suresi 11. ayette, ne anlıyorsun?
ALTUĞ BERKER: 11 Eylül, demiştiniz Hocam, inşaAllah onu hatırlıyorum.
ADNAN OKTAR: Doğru, evet. Daha önce sohbetlerde sık sık anlattığımız bir konu, inşaAllah. Evet, www.HarunYahya.TV’den devam mı ediyoruz?
SUNUCU: İnşaAllah. Bizi yarın 22:00’den itibaren HarunYahya.TV, Mavi Karadeniz Radyo, Samsun Aks ve TV Kayseri’den takip edebilirsiniz.

