Adnan Oktar'ın Gaziantep Olay TV'deki canlı röportajı (21 Aralık 2010)
SUNUCU:Programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu arada aramızda yeni bir konuğumuz var. Ceylan hoşgeldin. Hocam siz de hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR:Hoş bulduk efendim. Herkes hoş geldi.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Berker Hocam neler anlattınız ben yokken?
ALTUĞ BERKER:Hocam münafık ayetlerini okuduk, inşaAllah. Sizden öğrendiklerimizi anlattık. Kuran’ın yeterliliğini anlattık, inşaAllah. Bir kaç dakika da Darwinizm’den bahsettik, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, iyi elhamdülillah. Ne anlatayım? Senin var mı anlatacağın bir şey?
ALTUĞ BERKER:Müsade ederseniz, basında çıkan bazı yazarlar ve haberler vardı Hocam.
ADNAN OKTAR:Tamam.
ALTUĞ BERKER:Bugün Gazetesi’nde Prof. Doğu Ergil, bir düşünürün fikrinden yola çıkarak “Allah’ın sadece dünyayı ve insanları yarattığını, ancak dinlerin inanmak ihtiyacından kaynaklanan (haşa) insan ürünlü fikirler olduğunu” yazmış Hocam. “Dinlerin de aynı ideolojiler gibi inanma, dayanışma ve dünyanın bilinmeyen yönlerini anlamlandırmaya çalışan bir inanç sistemi olduğunu” söylemiş.
ADNAN OKTAR:Ama dünyayı ve insanları Allah yarattı diyor.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Ama Allah’ın bir gayesi yok muydu diyor, yaratırken.
ALTUĞ BERKER:Ona getiriyor evet, Hocam. Dediğiniz gibi.
ADNAN OKTAR:Şimdi bu biraz acayip. Biraz da değil, çok çok acayip. Bunu bu kadar düşünemeyecek bir insan mı bu? Şimdi kromozomları milyarlarca özelliği ile ve teknik mükemmelikle bir mühendislik harikası olarak yaratıyor. Hücreleri, bir hücrenin içi şehir gibi. Bir şehirde nasıl ince detaylar varsa, aynı öyle hücrenin içerisi de. Onu da Allah öyle detaylı yaratıyor diyor. Gözü görmek için yaratıyor, burunu koklamak için, kulağı duymak için yaratıyor, diyor. İnsanı ne için yaratıyor, diyorsun. Hiç, diyor. Şimdi bu olmadı. İnsanlardan ve dünyadan habersiz bir Allah’tan bahsediyor. Hem sonsuz bir güçten bahsediyorsun sen; bütün kainatı, sonsuz alemi yaratan, sonsuzluğu yaratan, atomları, nötronları, protonları yaratan, yoktan var eden bir Allah’tan bahsediyorsun. Sonra da; niye yarattı, dediğimizde, hiç, hiç bir amacı yok, diyorsun. Şimdi bu oldu mu Doğu Ergil? Profesör müdür bu adam nedir?
ALTUĞ BERKER:Profesör Hocam, siyasi analizler yapıyor genelde ama.
ADNAN OKTAR: Bak okuya okuya, olmadı, olmadı. Bunu çocuk olsa bilir bu mantığı. Allah’a inanan bir insanın, dine inanmaması mümkün değildir. Allah olacak, fakat ilgilenmeyecek. Dünyadan da haberi olmayacak, sonsuz kainattan da haberi olmayacak, hiç bir şeyden haberi olmayacak. Bağlantısı da olmayacak, bilgi de alamayacak. Fakat bütün sonsuz alemi, sonsuz gücüyle yaratmış olacak. Geçmiş ve geleceği yaratacak. Zamanı yaratacak. Bak zamanı yaratacak, mekanı yaratacak. Zamanı ve mekanı yaratan Allah. Geçmişi ve geleceği yaratan Allah, ne yaptığından haberi olmayacak. Şimdi bu Doğu Ergil Hoca’nın çok büyük bir hatası. Allah hidayet versin, Allah aklını açsın. Hoca ile bir görüşsek aslında düzelir ama, inşaAllah. Doğu Ergil, bu Abant toplantılarına katılıyormuydu bu?
ALTUĞ BERKER:Zannedersem katıldı Hocam, evet.
ADNAN OKTAR:Hatırlıyorum, ama feyzlenememiş demek ki.
ALTUĞ BERKER:Özdemir İnce’nin de bugün bir yazısı vardı Hocam. “HAS Parti’nin kendisini Müslüman sol olarak tanımlamasını eleştirerek, “hiç bir zaman dini kullanarak fakir ve zayıf insanları sola çekemez. Bu şekilde ancak teröre, irticaya ve kökten dinciliğe hizmet etmiş olursunuz,” diyor. “Ayrıca dine yönelen insanların (haşa) dinden, mezhepten, tarikattan bir fayda gelmediğini anlattıklarında, zaten bilinçlenip kendi kendilerine solu seçeceklerini,” söylemiş. Özetle; “dine yönelen insanlar zamanla zaten kendi ayaklarıyla sola geleceklerdir” diyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Tam tersi, sol İslam’a gelecektir. Çünkü sol içi boş, hiç bir insani, vicdani ve akli hedefi olmayan, insanların maymundan geldiğini düşünerek, böyle hiç yerine koyan, insanları solucanlardan, bakterilerden üremiş mahluklar olarak gören bir sistem. Dolaysıyla insanın ruhunu reddeden, insanın manevi yönünü reddeden, sevgi, şefkat, merhamet, dostluk gibi, güzel duygularını, psikolojik yönünü tamamen reddeden, sadece maddeye bakan bir sistem. Dolayısıyla bakın neticesini gördük. Rusya’da insanların yüzü rustik bir yüz aldı. Çin’de insanları insanlıktan çıkarttılar, insanların yüzünde en ufak bir insani anlam kalmadı. Onların neşesini, sevincini tamamen boğdular. Komünizmin dünyaya ne getirdiğini herkes gördü, gürül gürül komünizm Rusya’da çöktü. Dolaysıyla Özdemir Dede daha hala eski model gitmesi ona yakışmıyor. Akılcı bakacak. Ayrıca Marksist felsefe, materyalist felsefe daha yeni çıkmış düşünceler. Marksizm sosyal adalet kavramını Tevrat’tan ve Kuran’dan almıştır. Dünya kardeşliği fikrini de aynı şekilde Mehdiyet’ten almıştır; Tevrat’ta geçen Mehdiyet. Moşiyah’ın vasfını anlatan kapsamlı Tevrat hükümlerinden almıştır. Çünkü Karl Marx biliyorsun hem anne tarafından, hem baba tarafından hahamdır, Musevidir köken olarak ve müthiş bir Tevrat bilgisi vardır, Karl Marx’ın. Tevrat’ta Kral Mesih’i, Moşiyah’ı, Şiloh’u çok detaylı öğrendiği için, onun dünya hakimiyetini gördüğü için, onun sosyal adalet, barış, kardeşlik, sevgi dağıtacağını gördüğü için; bunu madem Mehdi (a.s.) Allah sevgisi ile yapıyor, ben de komünist terörle, proletaryadiktatörlüğü ile, devrimci dehşetle yaparım dedi ve ortaya çıktı. İşte neticeyi buyurun gördünüz, battılar sonunda. Onun için Özdemir Dede dünyadaki gelişmeleri görmesi lazım. Darwinizm’in çöktüğünü görsün, Marksist felsefenin ilkel yapısını görsün, çünkü Darwinizm’e dayanıyor. Darwinizm çökünce geriye bir şey kalmıyor.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Ertuğrul Özkök’ün Hürriyet’teki yazısında Hocam, röportaj yapmışlar, Beşer Esad’la, Suriye Başkanı’yla. Şöyle demiş Beşer Esad: “Bir Müslüman olarak aşırılıklarla mücadele etmeliyiz. Ilımlı bir Müslüman topluma sahibiz. Dinimizin özünde açıklık vardır. Diğer dinleri de kabul etmeli, onlarla birlikte yaşamalı, çatışmaktan, öldürmekten kaçınmalıyız.” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Güzel, demek ki Mehdiyet’in terbiyesini almış. Mehdiyet’in kokusunu almış, güzel konuşmuş. Çünkü Müslümanlıkta diğer dinlere saygı vardır. Museviliğe, Hıristiyanlığa saygı vardır. Bütün mezheplere karşı şefkat ve sevgi vardır. Cübbeli kafasında olduğu gibi kıtır kıtır doğrama, asma, biçme, kesme yoktur. Bak adamlar bir kere diğer mezhepleri siliyorlar. Maliki, Şafii olan kişilerle de pek bağlantıları yok. Hanefi olan kişilerle bağlantıları var, Hanefi kardeşlerimizle. Biz de diyoruz ki, madem böyle bunlar, Hanefileri bağırlarına basarlar herhalde diyoruz, öyle değil. Nakşibendi olacak. Nakşibendi olmak kurtarıyor mu? O da olmuyor. Cübbeli’ye bağlı olması gerekiyor. Çünkü bak Şeyh Nazım Hocamıza akıl almaz, ağız dolusu hakaretler etti, o dünya güzeli, mübarek insana, ki bütün dünya hayran. Dünyanın her yerinden ona geliyorlar. Kerametlerini, harikalarını bütün dünya görüyor. Bu dünya iyisi insana ağıza alınmayacak hakaretler etti. Çünkü niye? Kendinden değil. Kendi tarikatından olmasını istiyor. Halbuki bakın o da Nakşibendi. Nakşibendi olduğu halde ona da saygısı yok. Mesela Menzil Cemaati ile hiç bağlantısı yoktur. Hiç duydunuz mu bir günden bir güne Menzil Cemaatini övdüğünü, ordaki o mübarek Şeyh efendilerden bahsettiğini gördünüz mü?
ALTUĞ BERKER:Hayır.
ADNAN OKTAR:Etmez. Dolaysıyla bölünme ve parçalanma üstüne kurulu bir sistemi savunuyor ve bazı onun muhiblerini görüyoruz biz, internette bakıyorum bazen, Facebook’ta orda burda. Nefret, nefret, nefret, nefret, nefret tek bir kelime Allah sevgisi, Müslümanlara karşı muhabbet, coşku veya kardeşlik, affedicilik, koruyuculuk, derinlik, güzelliklerden bahsetmek, Allah’ın nimetlerinden bahsetmek; gören bana söylesin. Hep böyle kin, nefret, kin, nefret. Hepsini tenzih ediyorum da, bayağı bir kısmında var. Dolayısıyla Allah bu insanlara hidayet versin, akıllarını açsın, kalplerine sevgi koysun, Allah onlara sevgiyi öğretsin, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Mehmet Şevket Eygi Hocamız’ın bir yazısı bugün, Hocam şöyleydi.
ADNAN OKTAR:Muhammed Şevket Eygi.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Müslümanların üzerinde büyük bir oyun oynandığını yazmış. “Müslümanları başsız, lidersiz bırakmak istiyorlar, ülkemizi sekülerleştirmek istiyorlar. Ancak Müslümanların birlik ve beraberlik olması küfür için en büyük tehdittir.” Diye de eklemiş hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak, Muhammed Şevket Eygi Hocamız hakiki Ehl-i Sünnet, samimi, halis Müslümandır, çok güvenilir bir insandır, dürüsttür, dünyadan hiç alıp veremediği yoktur. Müslümanların bak başsız olmasını yıllardan beri geceli-gündüzlü anlatır. İttihad-ı İslam’ın önemini ve Müslümanların mutlaka bir başının olması, bir lideri olması konusunu. Birçok Nur talebesi bu konudan kaçınıyor, ağızına dahi almak istemiyor. Cübbeli bu konudan kaçınıyor. Zoraki konuşturdum geçenlerde, tamam dedi İttihad-ı İslam’ı söyleyeceğim, dedi. Bir kere söyledi konuyu bitirdi. Halbuki bu çok hayati bir konudur, geceli-gündüzlü anlatılması gereken bir konu. Muhammed Şevket Eygi Hocamız da çok güzel vurguluyor, maşaAllah. İttihad-ı İslam farzdır. En büyük farz diyor Bediüzzaman.
ALTUĞ BERKER:Evet, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Bir çok kişi bunu unutturmaya çalışıyor. Bir çok şahıs, bir çok topluluk, hatta yavaş yavaş kayboluyorlar. Holdingleşmişler adamlar, böyle siyasete girmişler, holdingleşmişler, bambaşka sisteme girmişler. İslam’ı, Kuran’ı, Allah’ı, Kitab’ı (haşa) unutmuşlar. Allah hidayetlerini artırsın. O kardeşlerimizi yeniden kazanmak için yoğun bir gayret yapalım, onları bir kenara atmak, atıl hale getirmek değil, çünkü onlar ölmediler, bayıldılar, onları diriltmek lazım. Onlara biraz su içirmek, biraz konuşmak lazım. Var öyle topluluk, şimdi ben tek tek saymayayım. Mesela bak, büyük bir cemaat vardı, holdingleşti, kendi içinde çürüdü çöktü ve bayıldı ama ölmediler, onları mesela kurtarabiliriz. Yine mübarek bir Şeyh efendi vardı vefat etti, onun talebeleri var, çok büyük değerli bir cemaatti, hiç adları, sanları duyulmuyor, yoklar. Başları olan delikanlı da dışarda. Mesela onları eski güçlerine ve hatta daha da canlı hale getirmek mümkün. O yönde kardeşlerimiz gayret etmesi lazım. Hem dua etmeleri lazım, hem de teşvik etmeleri lazım. Böyle çok iyi olur, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Yiğit Bulut’un bir yazısı vardı Hocam bugün. Sizin uzun zamandır söylediğiniz; faizin ekonomiyi batırdığı yönündeki açıklamarınızı teyid eder bir yazı yazmış bugün. “Başbakan Erdoğan’nın enflasyonun faizden kaynaklandığı açıklaması yaptıktan sonra, faizsiz Türkiye modeli için adımlar attığını ve faizleri en alt seviyeye çekmeye başladığını yazmış. Bunun Türkiye için radikal ve çok önemli ekonomik değişiklik olduğunu ve uzun vadede Türkiye’ye çok fayda getireceğini” söylemiş Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah. Yiğit Bulut adı gibi, maşaAllah. Keşke bu koç yiğit gibi böyle köşe yazarlarının sayısı çoğalsa. Var ama az, sayıları az. Çok olması lazım. Efendim, biraz da Kuran’dan okuyalım Berker’im.
ALTUĞ BERKER:Çok iyi olur Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet çünkü gazetelerin sayısı bir hayli var.
Hac Suresi. Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. Şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Ey insanlar, Rabbinizden korkup-sakının, çünkü kıyamet saatinin sarsıntısı büyük bir şeydir.” Meydana gelecek deprem ve sarsıntı büyük bir şeydir, diyor. Alıştığınız depremlere benzemez, alıştığınız sarsıntılara benzemez, çok şiddetli olacak, diyor Allah. “Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiğini unutup,” emzirdiği çocuğunu unutup “(kendinden) geçecek.” Bak kendini kaybedecek, kendinden geçecek ve çocuğunu unutacak, şuuru kapanacak ve çocuğunu unutacak, diyor Allah. “Ve her gebe kendi yükünü düşürecektir.” İnsan olsun, hayvan olsun, gebe olan her varlık mutlaka yükünü düşürecek, olayın şiddetinden, korkunun ve paniğin şiddetinden. Ayrıca bu mucize olarak oluyor, tabii normalde düşük yapmayabilir ama hepsi düşük yapacak, bütün gebeler, diyor. “Her gebe kendi yükünü düşürecektir. İnsanları da sarhoş olmuş görürsün.” Bakın, “İnsanları da sarhoş olmuş görürsün, oysa onlar sarhoş değillerdir.” Herhangi bir içki veya uyuşuturucudan kaynaklanan bir sarhoşluk içinde değillerdir. Korkudan, korkunun şiddetinden sarhoş hale gelmişlerdir, diyor Allah. “Ancak Allah'ın azabı pek şiddetlidir. İnsanlardan kimi, Allah hakkında bilgisi olmaksızın tartışır durur.” İşte Doğu Ergil Hoca gibi, ortaya çıkıyor konuşuyor. “Ve her azgın-kaypak şeytanın peşine düşer.” Nerede anormal bir fikir varsa, nerede anormal bir düşünce varsa, gider onun peşine takılır, diyor Cenab-ı Allah. “Ona yazılmıştır: ‘Kim onu veli edinirse,’” şeytanı veli edinirse, “şüphesiz o (şeytan) onu şaşırtıp-saptırır” Mutlaka insanı şaşırtıp-saptırır. Normal düşünceden, normal muhakeme ve yargıdan dışarı çıkarır, anormal düşünmesine sebep olur. “Ve onu çılgın ateşin azabına yöneltir." Onu cehenneme doğru çekmeye başlar. Cehennem ateşine doğru çeker, diyor. Enbiya Suresi’nde, 105. ayet. Şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Andolsun, Biz zikirden sonra” Tevrat’tan sonra. “Zebur'da da: ‘Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır’ diye yazdık.”2051 veriyor ebcedi. Bakın “Şüphesiz” diyor Allah. Şüphesiz demek ne demek? Mutlaka olacak. “Arz’a” dünyaya “salih kullarım” samimi olan kullarım “varisçi olacaktır.” Yani Mehdi (a.s.) ve talebeleri. “diye yazdık.” Bakın bir tane ebcedi, 2051 veriyor. Ama nerde yazdğını belirtiyor Allah. “Andolsun, Biz zikirden sonra Zebur'da da” diyor. O zaman biz ne yapacağız? Allah bize iki yer belirtmiş. Bir, zikir Tevrat, iki Zebur. O zaman demek ki Tevrat ve Zebur bizim vaktimize kadar kalacak ve doğru olan kısımları da kalacak. Demek ki Tevrat ve Zebur tamamen bozulmayacak, tamamen tahrif olmayacak. Doğru olan kısımları kalacak. Doğru olan kısımları hangi kısımlarmış? Muhammed Mehdi (a.s.) ile ilgili olan kısımlar ve diğer yerler. Bazı başka yerler de var, doğru olan birçok yeri var. Bozulan yerleri de var, bozulmayan yerleri de var. Ama bakın bozulmayan yerlerine Allah dikkat çekiyor. “Andolsun” Yemin ediyor, çünkü Allah yemin ediyor. “Biz zikirden sonra Zebur'da da: ‘Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır’ diye yazdık.” O zaman biz ne yapıyoruz? Tevrat’ı ve Zebur’u açıp bakıyoruz. Bir de bakıyoruz ki Tevrat’ta Mehdi (a.s.) çok kapsamlı tarif ediliyor. Şiloh ismi ile, Kral Mesih ismi ile ve bir çok Tevrat’ta yine Mehdi (a.s.)’ın lakapları vardır, güzel lakapları vardır. Bu isimlerle anıldığını görüyoruz. Yüzünün güzelliği, üslubu, tavrı, gidişatı, ne zaman çıkacağı, cismi, o devirde ekonomik kriz olacağı, insanların dinziliğe yöneldiği vakit çıkacağı, gökte alametlerin belireceği; Mehdi (a.s.)’ın çıkış zamanında. Kan akacağı, hercümerc ortamında, anarşinin yayıldığı ortamda çıkacağı, dünyayı dinsizliğin kaplayacağı ve Mehdi (a.s.)’ın da gelip dünyaya adalet sunacağı, ekonomik krizin duracağı, kanın duracağı, terörün, anarşinin duracağı, dünyaya hak dinin hakim olacağı, Tevrat’ta çok açık anlatılıyor, detaylarını anlatıyor. Kuran’ın ihbarına biz de uyarak açtık baktık Tevrat’ta ve bu gerçeği kitap haline getirdik. ‘Mehdi (a.s.) İbrahim (a.s.) Neslindendir’ diye kitap haline getirdik. 105. ayetti okuduğum ayet, Enbiya Suresi. “Gerçek şu ki kulluk eden bir topluluk için bunda (Kur'an'da) 'açık bir mesaj' (veya gerçek bir çıkış yolu) vardır.” “Kulluk eden bir topluluk için,” bakın bu konuda Allah şimdi bize Kuran’a gönderme yapıyor. “Açık bir mesaj ve gerçek bir çıkış yolu vardır.” Dünya hakimiyetini yine Nur Suresi’nin 55. ayeti ve zaten 105. ayette de görüyoruz Enbiya Suresi’nde. Ve birçok ayette açık açık beyan edildiğini görüyoruz. Dünyanın kurtuluşu, hidayet, Allah’a yaklaşmak, Hak din hepsini Allah Kuran’dan öğrenebileceğimizi bize söylüyor ama sadece Kuran’dan ve Resulullah (s.a.v.)’ın bize Kuran’ı tefsir ettiği şekilde. Yine 107. ayette Cenab-ı Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Biz seni alemler için yalnızca bir rahmet olarak gönderdik.” Alemler, nedir alemler? Cin alemi, insan alemi, bütün dünyadaki varlıklar, hepsi için “bir rahmet olarak gönderdik.” Bunun ebcedi de hicri 1431 yılını veriyor. Miladi de 2010 tarihini veriyor. Bak “Biz seni alemler için yalnızca bir rahmet olarak gönderdik”. Kuran’ın her yeri böyle mucizelerle doludur. Fakat Doğu Ergil tarzı kişiler, zamanında böyle hep Cübbeli tarzı kişilerin eğitiminden geçtikleri için, bunların beyni pişmiş, dine karşı şartlanmışlar ve başka da insan dinlememişler. Halbuki bizleri bir dinleseler, Bediüzzaman’ın Risale-i Nur Külliyatı’nı okusalar, kafaları bambaşka olacak, inşaAllah.
“Selamun Aleykum” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatühü. “Çok çok sevgili Muhammed Adnan Hocam. Hocam daha önce sizin sohbetlerinizde dünya şampiyonu Kenan Sofuoğlu için beyanatlarınız vardı. Hocam inşaAllah kendisine ücretsiz Harun Yahya kitapları ulaştırıldı ve kendisi ile ufak sohbetimize çok sevindiğini veşampiyonalara giderken uçakta ve boş zamanlarında hepsini okuyacağını beyan etti ve size çok çok teşekkür etti. Size selam gönderdi, inşaAllah”. Aleykum Selam. “Saygı ve sevgilerimle Celal Özbektaş, Sakarya Akyazı.”
ALTUĞ BERKER: Resmi vardı Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bakalım.
ALTUĞ BERKER: Kenan Sofuoğlu’nun elinde Atlas var.
ADNAN OKTAR: Şans oyunlarından gelen parayı haram diye almamış.
ALTUĞ BERKER: Doğru Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Aferin, tabii, inşaAllah. “Değerli Hocam, programlarınızı hem yurt dışından, hem yurt içinden o kadar çok takip eden var ki, internette nereye baksam sizin programlarınızı dinleyen kişilerin yorumlarını ve beğenilerini okuyorum. Hocam anladığım kadarıyla Ahmet Hakan da sizi sürekli takip ediyor. Bu konuda sizin düşüncenizi merak ettim. Saygılarımı sunarım, Sedef”. Geçen gün ne diyor? Cübbeli ‘out’, Adnan Hocamız ‘in’ mi diyor?
ALTUĞ BERKER: Doğru inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Akşamları sürekli herkes seyrediyor” diyor Ahmet Hakan, kendisi de seyrediyormuş, söylemiştik zaten. Ahmet Hakan bizi dinledikçe garip konuşmaları da durdurdu. Eskiden hafta 8, gün 9 böyle acayip acayip laflar ediyordu. Ne oldu buna diyorduk biz de? Nasihat ettikçe, uyardıkça, düzeltmeye başladı. Öbürleri de düzeltmeye başladılar. Dikkat edersen öyle densiz ifadelere pek rastlanmıyor, inşaAllah. Olanları da uyarıyoruz zaten, inşaAllah. Berker Hocam seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam, geçen gün siz Adli Tıptan bahsetmiştiniz Hocam. Onunla ilgili bir haber dikkatimi çekti bugün. İkisi kardeş dört çocuğa tecavüz konusunda Adli Tıp kurumu çocukların tecavüze uğradığını, ancak ruh ve beden sağlıklarının bozulmadığı yönünde bir rapor vermiş. Sonra tekrar rapor istenince, mahkemeden tekrar bir 6 ay daha beklemişler, cevap vermemişler. Bir 7 ay daha beklemişler, cevap vermemişler. En son hakim beklemeden karar vermek zorunda kalmış, daha az bir cezayla.
ADNAN OKTAR: Adli Tıp şu an zannediyorum mercek altındadır, inceleniyordur, incelenecektir, inşaAllah. Çünkü çok uyardık, inşaAllah. Başka neler var Berker Hocam.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah Hocam, Sayın Erbakan Hocamız ile ilgili bir haber vardı Hocam. Daha doğrusu Reşat Nuri Erol Milli Gazete’den, Süleyman Karagülle’den bir yazıyı köşesinde yayınlamış. Süleyman Karagülle kendisinin 82 yaşında olduğunu ve çalıştıkça dinçleştiğini söylemiş. Erbakan’ın da bu yaşta çalışmaya devam ederek dinçleştiğini yazmış. Numan Kurtulmuş’un bir takım vaatlerle kandırılarak Erbakan’ı bıraktığını, Başbakan olma umudu ile Milli Görüş’ü terk ettiğini, ancak Milli Görüş’ü bırakarak pek bir yere gelemeyeceğini yazmış Hocam.
ADNAN OKTAR: Onu daha önce de söyledik ama bunu tabii zamanında söyleyeceklerdi. Hocamız’ı tenzih ederim de, fakat o devirde işte biz Milli Görüş’ün aslanları, kaplanlarıyız, işte şöyle biçeriz, şöyle atak yaparız, şöyle heyecanlıyız, diyorlardı. Hocamız’ı yalnız bırakıp uzaktan seyrediyorlardı. Hocamız’ın etkisizleştirilmesini, pasifize edilmesini; güya kendilerince, seyrediyorlardı. Sonra biz masaya akılla, fikirle, bilimle yumruğu vurunca, bunlar kendilerine geldiler. Ne zaman ki Erbakan Hocamız gücünü gösterdi, ondan sonra bunlar başladılar Erbakancıyız, işte Erbakan Hocamız’ı şöyle seviyoruz, böyle seviyoruz. ‘Dost acı günde belli olur’ derler. Acı günde neredeydiniz siz, zor günde neredeydiniz? Onun için bıraksınlar öyle hareketleri, öyle tavırları. O imtihanı kazanamadılar orada, tabii Allah onlara bir kere o imtihanı verdi, bir daha da ellerine o imkan geçmez, inşaAllah. O yönde geçmez ellerine, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hocam dün şöyle söylediniz: “Ben Erbakan Hocamız’a destek verirken on binlerce kişinin düşmanlığını aldım. O benim şerefimdir. Ben sadece hakkı, hakikati savunmakla mükellefim” dediniz. “Erbakan Hocam bir kişi için on binleri karşısına alırdı. Biz ondan öğrendik bu ahlakı, en başta Peygamberimiz (s.a.v.)’den gördük, Bediüzzaman’dan gördük” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Kuran’dan öğrendik, evet.
ALTUĞ BERKER: PKK ile ilgili bir haber vardı Habervaktim’de; “Öcalan’ın önderliğinde Kürt açılımı nasıl boşa çıkarıldıysa, Alevi açılımı da halkımızın örgütlü mücadelesiyle boşa çıkarılacaktır” şeklinde bir açıklama yapmış PKK. Alevileri örgütlenmeye, Kürdistan’da ve yurt dışında Türkiye’ye karşı mücadele etmelerine yönelik çağrıda bulunmuş.
ADNAN OKTAR: KCK, PKK, bilmem ne, bunlar hep boşuna uğraşıyorlar. Türk-İslam Birliği olacak, İttihad-ı İslam olacak, Aleviler bizim canımız. Aleviler komünist değiller, bıraksınlar bunları. Aleviler, Hz. Ali (r.a.) aşığıdır, Ehl-i Beyt aşığıdır, sevgi, şefkat, merhamet üstüne kuruludur onların muhabbet anlayışları, sevgi anlayışları, inanç anlayışları. Komünizm dehşet ve şiddet üstüne kuruludur. Ve maneviyatı inkar üstüne, Allah’ı inkar üstüne kuruludur. Hangi komünist Hz. Ali (r.a.)’yi kabul eder? Karl Marx Hz. Ali (r.a.)’yi mi kabul ediyordu? Ehl-i Beyti mi kabul ediyordu Karl Marx? Bıraksınlar bunları. Stalinist çizgide boğulacaklar.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam, inşaAllah.Bu konuda, ırkçılıkla ilgili dün şöyle söylediniz Hocam: “Irkçılık Darwin ile birlikte ortaya çıktı. Osmanlı’yı parçalamada kullanıldı. Irkçılık çok tehlikelidir, sürekli parçalayarak gider, kanser gibidir vücudu öldürmeden bırakmaz. Önce Kürtleri ayıralım, sonra Arapları ayıralım, sonra Lazları ayıralım, sonra Çerkezleri ayıralım. Hepsinin genetik kodlarına bakalım der. Ucu bucağı gelmez ve insanları mahveder. Mahallelere ayırır, sonra sokaklara, sonra evlere, evde de kardeşi kardeşe kırdırır. Cehennem ehli tek bir ümmettir, cennet ehli de tek bir ümmet. Cennet ehli cennette birbirine hangi ırktansın demeyecek, hepsi Hz. Adem (a.s.)’in..”
ADNAN OKTAR: Tabii, mezheplerini de sormayacak, ırklarını da sormayacak. Ne mezhep var cennette, ne ırk var.Herkes Müslüman, inşaAllah. Dolayısıyla onlar kendilerinin açtıkları bataklıkta Stalinistler boğulacaklar, manen boğulacaklar ve hepsi İslam ahlakına teslim olacak sonunda, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hürriyet’te CHP ile ilgili bir haber vardı Hocam. CHP’nin yeni parti meclisi üyesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Muhammed Çakmak, ‘CHP’nin yeni dini, dili” altında bir açıklama yapmış. Özet olarak; “herkesin dini inancında özgür olacağını, tarikat ve cemaatlere yönelik bir ayrım yapılmayacağını, inanan herkesin inanç dünyasına saygı duyacağını” söylemiş. “Fakirliğin ise kişinin kaderi olmadığını, yanlış ekonomik politikaların sonucu olduğunu ve kişinin kaderini değiştirebileceğini” (haşa) söylemiş.
ADNAN OKTAR: Değişen kısım zaten yine kaderinde olandır, Allah değiştirir. Allah devleti vesile eder, insanı vesile eder, olayları vesile eder, fakat değiştirebilir.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam. Fethullah Hocamızla ilgili bir haber vardı Milliyet’te. Osman Nuri Gündeş son kitabında Fethullah Gülen okullarında CIA ajanlarının İngilizce Öğretmeni maskesi altında görev yaptıklarını, Gülen hareketinin komünizmle mücadele temelinde yola çıkarak Büyük Ortadoğu Projesi kapsamındaki ülkelere öncelik verdiğini yazmış. Cemaatin faaliyetlerinin Rusya’ya kaymasının da CIA talimatıyla olduğunu söylemiş.
ADNAN OKTAR: Kim bunu diyen?
ALTUĞ BERKER: Osman Nuri Gündeş.
ADNAN OKTAR: Resmini görebiliyor muyuz?
ALTUĞ BERKER: Bakayım Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bu dedemiz mi? Bu tip ihtiyar amcalarda zaman zaman böyle ilginç fikirler olabiliyor. Akıl almaz şüphecilik, akıl almaz kuşkular, böyle insanları hayrette bırakan üslup oluyor. Bir kere Fethullah Hocamın CIA ajanlarına niye ihtiyacı olsun. CIA ajanlarının onlara ihtiyacı var. Fethullah Hocamız’ın talebeleri bayağı münevver, aklı başında, kültürlü, görgülü gençler. CIA ajanları, yolda yürümekten aciz adamlar, ne bilecek onlarda ne anlatacaklar? İki lafı bir araya getiremezler. Bıraksınlar böyle garip, mantıksız lafları. Birde isim versin, kimmiş bakalım, nerede? Demek ki doğru değil. Öyle olsa, mesela şu, şu, şu, bunlar CIA ajanı dersin. Fethullah Hocam CIA ajanlarını da eğitir, FBI ajanlarını da eğitecek, hepsini adam edecek, inşaAllah. Müslüman olmalarına vesile olacak, inşaAllah.
Celal Özbektaş, Kenan Sofuğlu’na kitapları veren kardeşimiz Celal’e de helal olsun, aferin Celal’e, oradan çok sevap kazanmış, iyi bir hizmet etmiş. Kitap en güzel hediyedir. Şeker, baklava falan hediye edeceklerine kitap hediye etsinler. Mesela çiçek hediye ediyor, anında soluyor, iki gün içinde soluyor. Kitap solmaz, durur. Adam ölüyor, kitap duruyor, inşaAllah. Baklava, börek falan bunlara gerek yok, herkese kitap, en güzel hediye. Güzelce paketletirsiniz, sana güzel bir hediye getirdim diyeceksin, inşaAllah. Başka ne var?
ALTUĞ BERKER: Dün şöyle söylediniz Hocam: “Türk Milleti’nin üstünlüğü, ahlak üstünlüğüdür. Genetik kodu üstünlüğü demiyor Bediüzzaman. Peygamberimiz (s.a.v.) “o ne güzel asker, o ne güzel komutan” derken genetik kodu övmüyor. Genetik kod ile üstünlük olmaz. Üstünlük takva iledir. Kültür zenginliği süstür, fitneye dönüştürülmez. Çerkez kıyafeti bir süstür, Kürt edebiyatı, Kürt şarkısı, şiiri, Kürt çadırı, Arap mimarisi, bunlar güzelliktir, süstür. Ama bölünmeyi, parçalanmayı, kavgayı gerektirecek bir şey değildir” dediniz Hocam, inşaAllah
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Saffat Suresi, Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. Şeytandan Allah’a sığınıyorum.“Saflar halinde dizilenlere andolsun. Haykırıp sürükleyenlere, zikir okuyanlara.” Saflar halinde dizilenler nedir? Askerlerimiz. “Haykırıp sürükleyenlere,” Çanakkale’de komutanlarımız askerlerimizi, aslanlarımızı arkalarından çağırıyorlardı yüksek sesle, inşaAllah. “Zikir okuyanlara,” Kuran okuyanlara. “Tartışmasız, sizin İlahınız gerçekten birdir.” Üç değildir, birdir. “Göklerin ve yerin ikisi arasında bulunanların Rabbi’dir, doğuların da Rabbi’dir. Şüphesiz biz dünya göğünü çekici bir süsle, yıldızlarla süsleyip-donattık.” Hakikaten mesela gökyüzü, uzay boş olabilirdi ama nefes kesici bir yapısı var. Uçsuz bucaksız, devasa gök cisimleri havada; o onun etrafında dönüyor, o onun etrafında dönüyor, herkes birbirinin etrafında dönüyor. Mesela kendi etrafında dönüyor, o bir başka sistemin içinde, diğeri başka bir sistemi içerisinde, hepsi böyle Mevlana’nın dervişleri gibi dönüş halindeler, maşaAllah. “Hayır, sen bu muhteşem yaratılışa ve onların inkarına şaşırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar” diyor. Küfür alay eder. Kardeşlerimiz diyor ki; alay ediyor. Allah onu öyle yaratmış. Ona alay ettiren de Allah’tır. Küfrün alay etmesini Allah yaratır. “Hayır, sen bu muhteşem yaratılışa ve onların inkarına şaşırdın kaldın.” Müslüman da şaşırıyor Allah’ın yaratılışının ihtişamına, “ve onların inkarına” mantıksızlığına, üslubuna. “Kendilerine öğüt verildiğinde, öğüt almıyorlar” diyor Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Bir ayet mucize gördüklerinde de, alay konusu edinip eğleniyorlar.” Mesela diyoruz ki, bakın Peygamberimiz (s.a.v.)’in mucizesi ortaya çıktı. ‘Kabe’ye baskın oldu’ diyoruz, adama eğlence olarak geliyor. Bakın ‘ay ve güneş tutulmaları oldu onbeş gün arayla Ramazan Ayı’nda bir mucize meydana geldi. Ona da alaycı gözle yaklaşıyor. Bakın ‘Fırat’ın suyu kesildi’ diyoruz, Peygamberimiz (s.a.v.)’in dediği gibi ve aynı bölgede anarşi başladı Peygamberimiz (s.a.v.)’in söylediği gibi. Ona da adam alaycı gözle yaklaşıyor. ‘Kuyruklu yıldızlar çıktı’ bak, diyoruz. ‘Halley kuyruklu yıldızı ve Lulin kuyruklu yıldızı,’ detay vermiş Peygamberimiz (s.a.v.); ‘iki uçlu olacak, bütün yıldızların aksi istikamete gidecek ve çok parlak olacak’ demiş diyoruz. Ve ‘aynı dönemde yağmurların birkaç sene öncesinde kesileceği ve kuyruklu yıldız çıktıktan sonrada yağmurların çoğalacağını söylüyor’ bu da oldu, diyoruz. Ona da alaycı gözle bakıyor. Mesela Cübbeli bile o gözle yaklaşıyor. “Bir ayet mucize gördüklerinde de, alay konusu edinip eğleniyorlar” diyor Allah. Fatih Altaylı ile, şunla, bunla falan bir arada kakara kikiri falan, inşaAllah. Berker’im seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER: Hocam “Mehdiyet ve başarı bir bütündür. Allah Mehdiyet’i dünyaya hakim kılmış olarak yaratmıştır. Allah şu anda Hz. Mehdi (a.s.)’ı dünyaya hakim etmiş durumda. Hz. Mehdi (a.s.)’ın sırtındaki beni yaratan Allah, dünyaya İslam ahlakını hakim eden Allah’tır. Atoma hakim olan Allah, Amerika derin devletine, ateist masonluğa, tüm gizli teşekküllere de hakimdir ve Hz. Mehdi (a.s.)’a da hakimdir” dediniz, inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Ağabeylerden Seyid Salih Özcan Hocamız’ı konuşturalım. Çünkü o Nurcular içerisinde sahtekarlık yapanların kafasına tam bir tokmak, beyinleri uğulduyor adeta Hocam konuştuğunda. Seyid Salih Özcan Hocamız’ı güzel bir sohbete davet edelim. Bize Mehdi (a.s.)’ın şahıs değil, şahs-ı manevi olduğunu iddia edenlere güzel bir cevap versin. “Mehdi (a.s.) şahıstır. Ben Bediüzzaman’dan böyle duydum. Ve Allah onları ıslah etsin” diyor, şahsı manevi diyenlere. Mehdi (a.s.) yoktur, Mehdi (a.s.) gelmeyecektir, gelip geçmiştir diyenlere; “Allah onları ıslah etsin. Mehdi (a.s.) gelecek, İsa (a.s.) ile birlikte namaz kılacaklar, dünyaya hakim olacak ve üç görevin üçünü birden yapacak. Hem siyaset, hem saltanat, hem diyanet, üçünü birden yapacak. Daha önceki alimler bir tanesini, bir cihedde yapmışlardır. Ya diyanet, ya siyaset, ya saltanat ciheddinde yapmışlardır. Ama o üçünü birden topluca yapacaktır, onun için büyük Mehdi (a.s.)’dır. Allah onlara da hidayet versin” diyor. Mealen, yaklaşık o şekilde söylüyor. Evet buyurun.
-VTR- Seyid Salih Özcan Hocamızın Mehdi (a.s.)’ın şahıs olduğunu ve görevlerini açıklayan konuşması.
-VTR- Abdullah Yeğin Ağabeyin konuşması.
ADNAN OKTAR: Şimdi Abdullah Yeğin Ağabeyimiz Bediüzzaman Hazretleri’nin mutlak vekillerinden, çok önemli bir insandı. Sungur Ağabey, Abdullah Yeğin Ağabey olsun, Seyyid Salih Özcan Ağabeyimiz olsun, bunlar çok ehemmiyetli insanlar. Çok iyi olmuş konuşmanız.
ALTUĞ BERKER: Vesilenizle Hocam. Çok selamlarını gönderdi, dua istedi sizden Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatühü. Allah bereket, bolluk, güzellik, sağlık, sıhhat versin Hocamıza. Allah ömrünü uzun etsin, bizlere bağışlasın. Mehdi (a.s.)’ın zuhuruna kadar Hocamızı Allah diri tutsun. İsa Mesih (a.s.)’a onu yetiştirsin. İsa Mesih (a.s.)’a sarılmayı, Mehdi (a.s.)’a sarılmayı ona nasip etsin, inşaAllah. Hocamızı bir daha dinleyelim. Abdullah Yeğin Ağabeyimiz’i.
-VTR- Abdullah Yeğin Ağabeyin konuşması.
ADNAN OKTAR: Bediüzzaman Hazretleri’nin mutlak vekili olan bu mübarek eşhas son derece hayatidir. Kardeşlerimiz nasıl bir nimetle beraber, nasıl nimetlerle yaşadıklarını bilmiyor olabilir bir kısım kardeşlerimiz. Onun için bu mübarek, muhterem ağabeylerimizin ömrünün uzun olması için, sağlık, sıhhat içinde kalmaları için bütün Müslüman kardeşlerim dua etsinler. Olağanüstü şahıslar bunlar, Bediüzzaman’la yüz yüze görüşmüş, senelerce beraber olmuş, cezaevlerinde beraber yatmış Bediüzzaman’ın bir parçası, aynısıdır Bediüzzaman’ın neredeyse. Çok önemlidir, ifadeleri de çok önemli, sözleri de çok önemlidir. Onun için onların korunup kollanmaları da çok hayatidir. Bütün Müslüman kardeşlerimiz onları koruyup kollamakla, saygı göstermekle, her türlü konuda onlara destek olmakla mükelleftirler. Onların hayatı son derece rahat olması lazım. Her konuda onlara koşuşturmamız lazım. Hepimiz onların hizmetindeyiz. “İttihad-ı İslam olacak, İttihad-ı İslam olduğunda da Mehdi (a.s.)’ı göreceğiz” diyor.
ALTUĞ BERKER: Evet inşaAllah. “Mehdi (a.s.) kendini gösterir” diyor.
ADNAN OKTAR: “Mehdi (a.s.) kendini gösteriyor, o kendini gösterir” diyor. Biz de başından beri onu söylüyoruz, en büyük alamet budur, İttihad-ı İslam’ın oluşmasıdır. İttihad-ı İslam oluşunca soracağız tabii, ‘kimdir İttihad-ı İslam’ın başı?’ diyeceğiz. Bu kişi, diyecekler. Allahualem o işte Mehdi (a.s.)’dır, diyeceğiz. Hocamız da aynısını söylüyor. maşaAllah bayağı güzel. Bana da daha önce söylemişti Mehdi (a.s.)’ın geleceğini. Sana konuşmada hatırlatmış onu öyle mi?
ALTUĞ BERKER: Evet bugün yine aynısını söyledi Hocam. Şu an görüntüde yok ama görüntüde var.
ADNAN OKTAR: Var, bantta var, maşaAllah. Ziyaretime gelmişti, çok mübarek, çok muhterem bir ağabeyimiz. Allah rahmetini, bereketini üzerlerine yaysın. Allah bu güzel insanlara zulmedenlere hidayet versin. Onları zulümden korusun. Kötü insanlardan korusun Allah, inşaAllah. Ne yapıyoruz?
ALTUĞ BERKER: Kaçkar TV’den yarım saat sonra devam ediyoruz inşaAllah.
SUNUCU: “Adnan Oktar’la Gece Sohbetleri” programımıza Mavi Karadeniz Radyo, Kaçkar TV, Tokat Turhal Süper TV ve Radyo, Kütahya Destan TV ve HarunYahya.TV sitemizden devam edeceğiz. Şimdilik hoşçakalın
