Adnan Oktar'ın Kahramanmaraş Aksu TV ve Kaçkar TV'deki canlı röportajı (23 Aralık 2010)
SUNUCU: Programımıza kısa bir aradan sonra kaldığımız yerden, Hocamızla birlikte devam ediyoruz.
ADNAN OKTAR:Berker’im neler tekellüm buyurursun, neler anlatalım?
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah hocam. Müsaade buyurursanız basında güzel haberler vardı Hocam. Birincisi “Başbakan Erdoğan, aralarında Kırgızistan, Tacikistan, Kazakistan, Afganistan, Irak, Katar, Afganistan, İran, Pakistan gibi ülkelerinde bulunduğu, on üç devlet başkanına, bugün İstanbul’da, Ekonomik İş Birliği Teşkilatı Zirvesi vesilesiyle ağırladı” Hocam inşaAllah. “Bu birliğin gücünün yakın bir zamanda, tüm dünyanın konuşacağını, bölgede huzuru ve istikrarı pekiştirdiğimiz kültürel ekonomik bağımızı güçlendirdiğimiz taktirde, bölgenin ekonomik güç merkezine dönüşeceğini” söylemiş. Bu örgütün 400 milyonluk bir nüfusu temsil ettiğini ve muhteşem bir ekonomik potansiyeli barındırdığını ancak ekonomik krizden çıktık demek için şu an oldukça erken olduğunu” söylemiş Hocam. Resimler de vardı Hocam, uygun görürseniz.
ADNAN OKTAR:Evet bakalım.
ALTUĞ BERKER:Dediğiniz gibi Türk-İslam dünyasından bütün ülkelerin, Türkiye’de bir araya gelmiş olması maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Osmanlı fermanları da arka planda görülüyor. Bayraklara dikkat ediyor musun? Azerbaycan bayrağı, Türk bayrağı. Konum aynı mı?
ALTUĞ BERKER:Şu anda aynı görüyorum Hocam.
ADNAN OKTAR:Dediklerimiz oluyor muymuş? Türk İslam Birliği bir gerçek miymiş?
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Hikaye gibi görüyorlardı. Ayet ayet Kuran, adım adım İslam. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Allah razı olsun, vesile oluyorsunuz Hocam. Siz hiç kimsenin söyleyemeyeceği, düşünemeyeceği bir zamanda, “vizelerin kalkmasını” söylediniz. Şu anda 62 ülkenin üzerinde vize kalktı Hocam maşaAllah. Bir başka haberde Hocam, Zaman gazetesinde; “Türkiye’ye ilk defa resmi bir ziyaret gerçekleştiren, Sırbistan Meclis Başkanı Dejanoviç; “ülkesi açısından, Türkiye ile ilişkilerin geliştirmesinin, Avrupa Birliği ile bütünleşme sürecinden daha önemli olduğunu” söylemiş. “Dokuz binden fazla ortak kelimemiz olduğunu, mutfak kültürümüzün ortak oluşunu ve altı tane Padişah hanımının Sırp olduğunu hatırlatarak, bölgesel iş birliğinin şart olduğunu” söylemiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Kardeşim “biz evlad-ı Fatihan’ız” diyor, “Osmanlı’nın evlatlarıyız” diyor. “Türk İslam Birliği’ne hazırız” diyor. Anlamı bu, konuştuğunun açıklaması bu. Bulgaristan, Sarathiller’e inşaAllah, Nemciller’e inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ahmet Kurucan isimli kardeşimiz bir yazı yazmış Hocam. İçtihad ile, Müçtehitlikle ilgili, Zaman gazetesinde; “Müçtehitlerin, insan olduğu için hatadan masum olmayacağını, bu nedenle yüzde yüz isabet kaydedemeyeceğini, dolayısıyla hiç kimse müştehitlik makamına layık görülmediğini yazmış. Bu sebeple İslam’da görüş ayrılıkları çoktur ancak hedef tektir. Dolayısıyla müçtehidler, görüşlerinde isabet etmeseler bile ecir alırlar” diye eklemiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Tamam da neye örnek veriyor bunu?
ALTUĞ BERKER:O belli değil Hocam Allahualem.
ADNAN OKTAR:Onu bir şeye örnek vermesi lazım. Mesela “şu olayda olduğu gibi” diye göstermesi lazım. O zaman olmaz.
ALTUĞ BERKER:Müçtehidlik makamından bahsetmiş yani “şu anda hiç kimse müştehidlik makamına laik görülmediğinden” bahsetmiş.
ADNAN OKTAR:Şu anda zaten mutlak müçtehid Mehdi (a.s)’dır. Mutlak müceddid, Bediüzzaman’ın ifadesiyle böyledir. Hem en büyük bir müceddid, hem Mehdi (a.s), hem mürşid, hem Kutb-u Azam olarak bir zat-ı nuraniye’yi gönderecek. O da Ehl-i Beyt’i nebeviden olacaktır” diyor.
İnşaAllah oralarda, Polonya da olsun, Fransa da olsun ileriki zamanlarda tek bir topluluk olarak inşaAllah dünyaya İslam ahlakının hakim olduğu dönemde, Hz. İsa Mesih’in indiği dönemde, çok güzel olan bu birliğin içerisinde yer alacaklar. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Bugün Gazetesi’nde, Ahmet Taşgetiren; “Said Nursi’nin Kürt olduğunu ancak PKK’lı Kürtlerin hiçbir zaman Bediüzzaman’a sahip çıkmadığını, çünkü Üstad’ın Türklerle Kürtler arasındaki İslam’a dayalı kopmaz kardeşliğin sözcüsü olduğunu” yazmış. “PKK’lılar, Kürtlerden ümmet fikrini ve Müslümanlığı yok etmek istedikleri için, üstadı hiçbir zaman kendilerinden kabul etmezler” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Ahmet Taşgetiren, değerli bir Hoca Efendidir. Güzeldir hitabeti, nezaketli bir insandır, saygı duyduğumuz bir ağabeyimiz.
ALTUĞ BERKER:Ergun Babahan Star Gazetesi’nde bugün; PKK’nın kara kutusu olan Nizamettin Taş ile yaptığı röportajda, şöyle demiş Nizamettin Taş: “Ergenekon ve PKK arasındaki bağlantıyı” anlatmış. “Derin Devletin, Ak Parti hükümetini devirmek için PKK’yı yönlendirdiğini” söylemiş Hocam.
ADNAN OKTAR:AK Parti’yi devirmek için. Yani bir hükümeti bir terör örgütü deviremez. Yani hükümeti devirmesi demek; devleti devirmesi demektir, devlete gücü yetmez. Yani bir terör örgütü zorla bir hükümeti devirmeye kalkıyorsa, devleti devirmeye kalkıyor demektir. O zaman gereken karşılığı alır hukuk ve kanunlar içerisinde.
ALTUĞ BERKER:PKK ve Ergenekon bağını ilk siz anlatmıştınız Hocam inşaAllah. İçeriden oradan biri olarak bunu itiraf etmiş olması maşaAllah doğru diyorsunuz.
ADNAN OKTAR:Çok şahane Azeri gençler. Geçenlerde o toplantıda baktım, filinta gibiler maşaAllah. Çok canlı, modern, kaliteli, imanlı, şevkli, Türk İslam Birliği için can atan çok şahane delikanlılar, Allah güçlerini, kuvvetlerini, şevklerini, heyecanlarını, hidayetlerini artırsın, Allah ilim versin, hikmet versin, başarılı olmalarını vesile etsin Allah hepimize bu başarıyı nasip etsin, bütün milletimize.
ALTUĞ BERKER:Hürriyet’te, Sedat Ergin şöyle demiş Hocam; “Birçok yazar, DTP’nin, Demokratik-Özerklik talebinin bir bölümü anlamına gelmeyeceğini, sadece tek elde toplanan merkezi otoriteye ait bir dizi yetkinin yerel kuruluşlara devri anlamına geldiğini ve yerinden yönetim modelinin zaten Avrupa ülkelerinde de çok kullanılan demokratik bir sistem olduğunu” yazıyorlar Hocam, bazı yazarlar, özellikle de Doğan Medyası yazarları bunu yazıyorlar.
ADNAN OKTAR:Derdine düşmesinler, Türkiye’de Üniter Devlet vardır. Üniter Devlete muhalif olmayan her şey mubahtır. Ama devleti bölmeye, parçalamaya, milleti bölmeye, parçalamaya yönelik bir şey görürsek, hemen hukuk ölçüleri içerisinde karşılığını alırlar. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hasan Celal Güzel, buna karşı bir yazı yazmış; “Ülkenin bölünmeyeceğini kesinlikle, şanlı bayrağımız, bin yıllık Diyarbakır’ı vermeyeceğimizi” söylemiş, “böldürtmeyeceğimizi” söylemiş fakat çözümün nasıl olacağına dair bir yol göstermemiş.
ADNAN OKTAR:Çözüm Türk İslam Birliği’dir. Biz vatanı böldürmeyiz. Nasıl böldürmeyiz? Türk İslam Birliği ile böldürmeyeceğiz, İttihad-ı İslam ile böldürmeyeceğiz, sevgi ile böldürmeyeceğiz, imanla böldürmeyeceğiz, akılla, bilimle, kültürle böldürmeyeceğiz. Darwinizm ve materyalizmi yıkarak böldürmeyeceğiz. Darwinizm ile materyalizmi adam körüklerse, ona karşı suskun kalırsa, Türk-İslam Birliği’ni savunmazsa, bölücü hareket gelişir. Yani böldürmeyiz derken, o daha böl kelimesinde adamın nefesini kesecek bir karşılık verebilirler. Onun için akılcı, gerçekçi ve doğru politika izlenmesi gerekiyor. Bir kere Darwinizm ve materyalizmin yani PKK’nın dininin ortadan kaldırılması gerekiyor bir, ikincisi de Türk İslam Birliği’nin oluşturulması gerekiyor. Önce Azerbaycan ve Suriye ile birleşeceğiz. Doğrumu birleşecek miyiz Azerbaycan ile?
AZERBAYCAN’LI SUNUCU:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Ahmet Hakan; “BDP ile Refah Partisi arasında bir paralellik” kurmuş Hocam. “Her iki parti de toplumun tahammül sınırlarını zorlayan uygulamalar yaptılar” demiş. “Ancak Yeni Şafak gibi gazetelerin sadece BDP’yi eleştirdiklerini, Refah Partisine ise hiç ses çıkarmadıklarını” yazmış. “Ayrıca AK Parti, türban konusunda fiili durum oluşturarak, siyasi mücadele yapmıştı, BDP’de Güneydoğulu fiili durum oluşturarak siyasi mücadele yapıyormuş. Arada hiçbir fark yok” demiş.
ADNAN OKTAR:O hiç derdine düşmesin. Eğer bölünmeyi istemiyorsa, babasına söylesin Aydın Doğan’a, manevi babasına, şu Darwinist-Materyalist propagandadan vazgeçsin. Çünkü PKK’nın dinidir Darwinizm ve materyalizm. Darwinist-materyalist propagandayı Doğan Grubu bir kere bırakacak bir, ikincisi karşı atağa geçecek. Anti Darwinist, anti materyalist çalışma yapacaklar ve Türk İslam Birliği’ni savunacaklar. O zaman akılcı ve gerçekçi mücadele olmuş olur. Onun dışında orada dedikodu gibi konuşmalar, süreci durdurmak değil, olumsuz yönde hızlandırabilir. Ama her halükarda Türk İslam Birliği, bu olayı en güzel şekilde neticelendirecek. Ne Darwinizm-materyalizm kalacak, ne de PKK hareketi kalacak.
Şeytan’dan Allah’a sığınırım. Ayette diyor; “Bekleyedurun, Ben de sizlerle beraber bekleyenlerdenim”diyor. Onlar da bekleyedursunlar, biz de onlara beraber bekleyenlerdeniz. “Bakalım bu yurdun sonu kimin olacak” diyor Allah ayette (Yunus Suresi, 102). Bu yurdun sonu, bu yurdu sevenlerin, imanlı neslin, Atatürkçü gençlerin, milliyetçi gençlerin, maneviyatçı, mukaddesatçı gençlerin, mukaddesatçı milletimizin, bu milleti coşkuyla seven, aşkla seven insanların olacak inşaAllah. Biraz acele etmezlerse, bunu göreceğiz.
Berker Hocam seni dinliyoruz.
ALTUĞ BERKER:Hürriyet’te, Yalçın Doğan; Demirel’e bir soru sorulmuş Hocam, “Kürdistan modeli hakkında ne düşündüğü” sorulmuş. O da “bir dil, bir toprak, bir bayrak olacak. Türkiye Cumhuriyeti bunları 80 yıl korudu. Şimdi nazik bir durum. Ancak Türkiye parçalanmaya izin vermez. Defacto (fiilen) durum patlar” demiş.
ADNAN OKTAR:Ne demek o?
ALTUĞ BERKER:Ben de anlamadım Hocam ne demek olduğunu. Yani fiilen de böyle bir şey olabilir anlamında mı diye düşündüm, siz daha iyi bilirsiniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ama gelişinden böyle bir şey mümkün değildir anlamı çıkmıyor mu?
ALTUĞ BERKER:“Türkiye parçalanmaya izin vermez ama fiilen durum patlar” diyor.
ADNAN OKTAR:Patlarsa biz de hukuk ve kanunla onu durdururuz. Öyle bir şey olmaz. Burası dağ başı değil. Yani üç beş tane böyle it kopuğun şamatasıyla, Türkiye’nin parçalanması diye bir konu olmaz. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Mustafa Mutlu, Vatan gazetesinden; “CHP’nin yeni parti meclis üyesi İlahiyatçı Muhammed Çakmak, Elazığlı Halidi Nakşibendi Şeyhi Halit Hocanın torunuymuş ve Fethullah Gülen’e yönelik övücü ve saygılı açıklamalarda bulunmuş.” Gazeteci Mustafa Mutlu ise; “Sayın Çakmak’ın, Fethullah Gülen hakkındaki bu sözlerini okuyunca, dayak yemişe döndüğünü, CHP’nin bu söylemi derhal düzeltmesi gerektiğini” yazmış.” Bir tarikat şeyhinin torununun, CHP’ye bilge bir adam gibi kabul edilmesinin, CHP’yi ilkesiz hale getirdiğini” söylemiş.
ADNAN OKTAR:Mustafa Mutlu. CHP’nin doğru politikasını eleştirmesi, CHP’nin küçülmesini isteyen ve CHP’nin etkisiz kalmasını isteyen insanların politikası oluyor. Onlar hiçbir şekilde CHP’nin iktidar olmasını istemez, Mustafa Mutlu da istemez. Dolayısıyla sürekli CHP’yi halka karşı, halkın değerleriyle mücadele eden konumunda göstermek isterler. Dolayısıyla baktılar ki CHP hakikaten güçlenecek, hakikaten iktidara gelme ihtimali var, o gücü kıracak ne varsa yapmaya başladılar. Halbuki CHP’nin, dindarları kucaklıyor olması, dindarlara sevgi gösteriyor olması, Allah’a, dine, mukaddesata muhabbetle bakıyor olması, zaten CHP’nin gerçek Atatürkçü parti olmasının bir gereğidir. Atatürk, Allah’a, dine, mukaddesata coşkuyla sevgi duyan, Türk İslam Birliği’ni isteyen, gece gündüz Kuran okuyan, yanında cebinde Kuran taşıyan, Elmalılı tefsirini meydana getirmeye vesile olan, Buhari-i Şerif’i tefsir ettiren, imam hatipleri açtıran, İlahiyat fakültelerini açtıran, Anadolu’ya binlerce Kuran dağıttıran bir insandır Atatürk. Gerçek CHP’li böyle olması lazım. Dolayısıyla gerçek CHP’yi bambaşka bir CHP’ye çevirmeye kalktılar ve CHP’yi iyice küçülttüler, neredeyse yok edeceklerdi, CHP son anda kendine geldi, toparlandı, atağa geçti, bu sefer de durdurmaya çalışıyorlar, yok öyle şey. CHP özüne dönecektir, gerçek Atatürkçü çizgiye oturacaktır, mukaddesatçı, maneviyatçı, dindar CHP iktidar olacak inşaAllah. Ama tavizsiz ilerleyerek. Anti Darwinist-Anti Materyalist olarak, CHP tarihe damgasını vuracak inşaAllah. Ne diyor Atatürk? “Şurası unutulmamalıdır ki, Türk milletinin en büyük düşmanı Komünistliktir” diyor. “Behemehal her görüldüğü yerde ezilmelidir” diyor. Gerçek CHP de böyle bir CHP’dir. Mustafa Mutlu Hocanın, komünizm konusunda, iddia edilen Ergenekon örgütü konusunda, Darwinizm-materyalizm konusundaki fikirlerinin önce ondan sorulması lazım. Önce bunu bir beyan etsin, kimliğini anlayalım, ondan sonra fikirlerini dinleyelim. Yani kimliğini, fikirlerini beyan etmeden bu tip konuşmalar yaparsa, biz ona itibar etmeyiz. Önce ne olduğunu anlayacağız.
ALTUĞ BERKER:Son bir haber Hocam, eğer uygun görürseniz Erbakan Hocamız ile ilgili. Yavuz Donat Sabah Gazetesinde yazmış; “Sayın Erbakan’ın eskisi gibi iddialı ve hırslı olduğunu ve siyasetin onun için ibadet ve yaşam tarzı olduğunu” söylemiş. Bir de Erbakan Hocanın “Siyasi Felsefesi” başlığı altında, bir il başkanı ile Erbakan Hocanın bir konuşmasını aktarmış. “İl Başkanı Erbakan’dan görevi bırakmak istediğine dair müsaade istemiş ve kalp hastası olduğunu söylemiş. Erbakan; “kendisinde de kalp rahatsızlığı olduğunu ve göreve devam etmesi gerektiğini” bildirmiş. İl Başkanı; “Ama benim kalbimde pil var Hocam” diye cevap verince, Erbakan Hocamız da; “O zaman pil bitene kadar devam” diyerek il başkanını görevde kalması konusunda teşvik etmiş.”
ADNAN OKTAR:Erbakan Hocamız çok yaman maşaAllah. Tabi evde de olsa ölür insan, vazife başında da olsa ölür. Çünkü vazifesinde olması ona zaten moral yönden de, her yönden de fayda getirir, sağlık, sıhhat getirir. Yani evinde olması onu sağlıklı hale getirmez. Dolayısıyla Erbakan Hocamız ona yorucu bir iş de teklif etmiyor, yardımcı olanlar da olur. Demek istiyor ki; “kanımızın son damlasına kadar” derler ya, Erbakan Hocamız da; “takatimizin son noktasına kadar davaya hizmet edeceğiz, Türk İslam Birliği’ne” diyor inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Evrim ile ilgili bazı haberler vardı, eğer uygun görürseniz. İki tane haber vardı Hocam. Birisini yine NTV yapmış; “Modern insana yakın akraba yeni bir tür bulundu” diye yalan bir haber yapmış. Diğerini de Haber7 yapmış Hocam. Ünal Tanık ayrıldıktan sonra yerine Yaşar İliksiz başa geçmişti. Haber7; “Neandertaller’in akrabası bulundu iddiası” diye Evrim’i savunan bir haber yapmış.
ADNAN OKTAR:Kardeşim bir kere Neandertaller normal Homo Sapiens insan kafatasından çok daha büyük beyin hacmine sahip, çok zeki, akıllı, sanatçı adamlar. Sadece gürbüz vatandaşlar. Başka bir özellikleri yok. Evrimle mevrimle alakası da yok, bıraksınlar bu iddiaları. Bunları akılcı olarak değerlendirsinler. Bizim sitelerimize girenler www.HarunYahya.org veya www.HarunYahya.com’agiren kardeşlerimiz, buradaki gerçekleri açık açık görürler, bilimsel delilleri görürler. Neandertaller müzik aletleri kullanıyorlar, iğne iplik yapmışlar, kendilerine elbise dikiyorlar, gayet modern çok güzel hayat yaşayan insanlar ve beyin hacmi de yaklaşık 200cm küp daha büyük, normal insan kafatasından daha büyük. Adamlarda böyle kafa var. Bayağı da zekiler. Dolayısıyla tersine evrim olmayacağına göre, bunların iddiasına göre, sadece beyin hacmi geniş bir kavim. Mesela bazı kavimlerin de beyin hacmi küçük olur. Mesela Japonların küçüktür, Çinlilerde küçüktür, Pigmeler qde küçüktür beyin hacmi daha küçük, bedenen de küçüktür. Ama Norveç, Danimarka gibi yerlerde, beyin hacmi daha büyüktür. Bedenen de daha büyüklerdir. Ama asıl beyin kıvrımlarının çokluğuyla orantılıdır zeki olmaları. Dolayısıyla bilimsel bir yönü de yok aslında beyin hacminin büyük olması küçük olmasının. Normal ruh sahibi olması önemlidir. Yani Allah’ın, ona verdiği akılla insan hareket eder. Yani beyninin kıvrımlarının ne kadar olmasıyla ilgili değil, Allah’ın ona verdiği akılla ilgilidir. Her dönemde akıllı, bilgili, Müslümanlar olmuştur. Aynı dönemde de aya, güneşe tapan, vahşi olan, insan eti yemeğe kalkan, çiğ et yiyen, saldırgan, vahşi mahluklar da olmuştur. Fakat aynı dönemde Allah’a, dine, mukaddesata bağlı, Müslümanca yaşayan insanlar da olmuştur. Bu devirde de var, yüzyıl öncesinde de vardı. Yani bu denge hiçbir zaman için değişmemiştir. Her dönemde böyle olaylar olur. Neandertali de ara varlık gibi göstermeye çalışmaları, yanlış yönlendirme. Doğru konuşmuyorlar. Bakın 200 cm küp daha büyük beyin hacmi. Yapmasınlar yani çok ayıp yapıyorlar. Yahut yaklaşık 150 cm küp daha büyük. Dolayısıyla evrime değil, yaratılışa delildir Neandertal. Yalnız Haber7.com tamamen stil değiştirmiş. Ne diyorlar ona? Eksen kaymasına uğramış, ekseni fırlamış, başka bir yere gitti o. Özellikle Aydın Doğan’ın orayı ziyaretinden sonra, ne ekseni kaldı, ne dingili kaldı anladığım kadarıyla, gitti binaya çarptı anladığım kadarıyla. Haber7 ile Milliyet’’in haberleri arasında, Hürriyet’in haberleri arasında bir fark yok. Yani kardeşlerimiz boş yere oradan bir medet ummasınlar. Doğru bilgilenmek için, net bilgilenmek için bizim internet sitemize girsinler, oradan haberleri takip etsinler.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam inşaAllah. TRT’de de Hocam uygun görürseniz, 2000’li yılların başından beri yayınlanan evrim propagandası yapan belgesellerin bir listesi var önümde. Yaklaşık 26 tane belgesel yayınlanmış. TRT 1, TRT 2, TRT ŞEŞ’de en son.
VTR: TRT Belgesel Ve TRT ŞEŞ’de Yayınlanan “Renklerin Dansı” Belgeselinde Yer Alan Evrimi Anlatan İfadelerin Bir Bölümü.
ADNAN OKTAR: “TRT’de evrim propagandası yapmıyoruz, haberim yok “ falan diyor da orada yönetmenler. Evrim propagandası cayır cayır TRT’de yapılıyor ve bizim paramızla yapılıyor. Cevabı için de yine bizim internet sitelerimize baksınlar kardeşlerimiz. En iyisi biz TRT’yi de takibe alalım. TRT’ye cevap, Haber7.com’a cevap, Hürriyet’in haberlerine cevap yani bu tip yanlış bilgilendirmelerin hepsine, “yanlış bilgiye cevap” diye bir bölüm oluşturun bizim sitemizde. Yanlış bilgiye cevap’a girenler, bunların cevaplarını anında alsınlar. Saati saatine, dakikası dakikasına onları cevaplandıralım. İnşaAllah. Yoksa başka türlü olacak gibi değil.
Ne diyor Ömer Canpolat? Canpolat genellikle Çerkez soyadıdır. “Selamun Aleykum Muhammed Adnan Hocam.” Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Dünyanın sevgiye ve şefkate o kadar ihtiyacı varken, Müslümanların bir kısmı, bu duygu ve duyarlılıktan yoksun” diyor. “Siz bu konuda dikkat çekiyorsunuz, Allah razı olsun etkili oluyorsunuz” diyor. “Samanyolu Tv’deki gerçeği yansıtmayan, saçma ve şiddet içerikli diziler var” diyor. “Onlardan da çok mutazarrırız. Bu Samanyolu Tv’ye yakışmıyor” diyor. “Yani böyle bir zamanda, böyle yayınlar yapması Samanyolu Tv’nin bizi rencide ediyor” diyor. Doğru mu, şiddet içerikli diziler var mı Samanyolu Tv’de?
ALTUĞ BERKER:Allahualem Hocam. Ben izlemedim, böyle canlandırma olarak gördüm ama takip etmiyorum.
ADNAN OKTAR:Ömer kardeş, benim bir bilgim yok, onu bir göreyim ben, bir bakayım. Öyle bir şey varsa tabii biz burada uyarırız. Çünkü Nur talebeleri saygılı, nezaketli insanlardır, sözümüzü dinlerler Allah’ın izniyle. Yani Fethullah Gülen Hocamızın, Allah ömrünü uzun etsin, o çok efendi bir insan. Talebeleri de nezaketlidir. O camiayı iyi değerlendirmek lazım, şefkatle yaklaşmak lazım. Bölücülükten de nefret ederler. Vatanı bölmeye kalkanlar kim varsa, Allah onları helak etsin. Yani Türk milletini bölmeye kim kalkarsa Allah onu helak etsin. İnşaAllah. Onlar bölünmeyi değil, birleştirmeyi isteyen insanlar, orada bir yanlış anlaşılma var.
Flash Tv’de hangi gün çıktı Şeyh Nazım Hocam’ın haberi?
ALTUĞ BERKER:Flash Tv’de dün çıktı galiba Hocam.
ADNAN OKTAR:Dün çıktı. Bana çünkü filmini gösterdiler. Orada güya Şeyh Nazım Hocamıza karşı böyle üst perdeden bir üslup takınmış Flash Tv. Cübbeli’ye müthiş saygılılar, acayip hürmetkarlar, Cübbeli’nin bunca yaptığı eyleme rağmen, onu destekliyorlar. Dolayısıyla Cübbeli’nin yaptıklarını da onaylıyor Flash Tv yönetimi. Çünkü desteklediğine göre tasdik ediyor anlamına geliyor. “Bu adamın yaptıkları doğru, garanti veriyoruz, biz buna kefiliz” diyorlar. Kefalet ne demektir? Tasdik demektir. Flash Tv’de, Cübbeli’nin bu yaptıklarını tasdik ettiğine göre, biz de Flash Tv’ye bundan sonra o gözle bakacağız. Şeyh Nazım Hocam diyor; “Adnan Hocamızla ilgilenenler, tavırlarına dikkat etsinler” diyor. Yani “ona karşı ters tavır gösterenler, çirkince bakış açısında bulunanlar, onu tedirgin etmeye kalkanlar yahut ona benzer düşmanca, ters tavır gösterenler, onlara Allah’tan bir belanın gelmesinden kaçınsınlar” diyor. “Allah onların belasını verecek” diyor Şeyh Nazım Hocam, “ben bilirim Cenab-ı Allah’ın bildirmesi, ilhamıyla bilirim” diyor. Bu onlara bayağı dokunmuş Flash Tv’ye. Acayip rahatsız olmuşlar, üsluplarından anlaşılıyor. Bak görüyorsunuz, kendi adamınız Cübbeli’yi Allah ne hale getirdi. Bir ucu da size dokundu. Çünkü siz sahip çıktığınız için, Flash Tv eşittir Cübbeli, Cübbeli eşittir Flash Tv ve onun yaptığı hareketleri de Flash Tv’de birkaç kişi üstlenmiş oluyor. Cübbeli’nin söyleyip de sonra lafını çevirdiği ve doğru söylemediği anlaşılan konuşmaları var. Onları bir yayınla bakayım. Flash Tv bunları yayınlasın. Oturup Şeyh Nazım Hocamız’ı güya eleştiren yayınlar yapacağına, kendi Hocaları olan, mürşidleri olan, şeyhleri olan Cübbeli’nin bu anormal konuşmalarını da yayınlasınlar, millet Cübbeli’yi tanısın, Flash Tv’de millete bir hizmet etmiş olsun.
VTR: Cübbeli’nin İfadelerindeki Çelişkiler.
ADNAN OKTAR: Ne anlatayım?
ALTUĞ BERKER:Nasıl uygun görürseniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Şimdi Flash Tv ne yapacak? Bunları yayınlayacak. Dürüst yayıncılık anlayışına uygun olarak bunları yayınlayacak. Oturup Şeyh Nazım Hocamla ilgili yayınlarda, Şeyh Nazım Hocamın beni öven, sevgi dolu sözlerinde, Flash Tv’yi rahatsız eden hususlar, bizi biraz şaşırttı. Bize biraz hayret verdi. O zaman olayın arkasında başka şeyler mi var diye haklı olarak şüphe ederiz. Çünkü Cübbeli’yi bütün bunlara rağmen var gücüyle Flash Tv destekliyorsa ve Fatih Altaylı destekliyorsa, Aydın Doğan destekliyorsa, bu bizde olumlu etki yapmaz, çok olumsuz etki yapar. Yani bu çok olumsuz puandır. Yani bu bizim için, dibi görünmeyen bambaşka bir olaydır. Kim olursa olsun bu konuda, çok ciddi kuşkuya düşer, şüpheye düşer. Yani Aydın Doğan destekliyor ne kadar güzel, Flash Tv destekliyor ne kadar güzel, aklımıza gelmez. Çünkü olaylar çok vahim. Gelişmeler çok vahim. Bütün bunlara rağmen “biz bu adama konuda adama kefiliz” demek, “biz bu konuda bu adamın görüşlerini kabul ediyoruz” anlamına gelir ve “biz de bu düşüncedeyiz” anlamına gelir. Yani başka anlamı varsa bana söylesinler.
Azerbaycan. “Selamun Aleykum.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Selamun Aleykum can Muhammed Hocam.” Uzun övgüler yazmış, ama bir soru yok. İnşaAllah.
“Selamun Aleykum aslan Muhammed Adnan Hocamız. Siz ekrana çıktığınızda, kalbimizin hızı artıyor inşaAllah. Yüzünüz maşaAllah kelimelere sığdıramadığımız bir yakışıklılığınız var.” Hay maşaAllah. “Sizi çok seviyorum. Her akşam sizi izleyerek, hem bilgimiz, hem göz zevkimiz hem kalbimizi manen güzelleştiriyorsunuz” diyor. “Hocam Allah sizden razı olsun inşaAllah. Berker Hocam, Oktar Hocam ve diğer talebelerinizden de Allah razı olsun inşaAllah. Hakan Kaya, Adıyaman.” Bütün Adıyaman’a buradan selam, sevgiler, saygılar, bütün milletimize.
TRT’yi biz bilimsel yönden takibe alacağız. Kardeşlerimiz bizi oradan takip etsinler. TRT’nin bütün yayınlarına cevap vereceğiz. ŞEŞ Tv’nin bütün yayınlarına cevap vereceğiz. Darwinist-Materyalist propaganda yaptığında, kardeşlerimizi anı anına bilgilendireceğiz, oradan takip etsinlar. Neydi kuracağımız sitenin ismi?
OKTAR BABUNA: www.yanlışacevap.com
ALTUĞ BERKER:www.yanlışbilgiyecevap.com
ADNAN OKTAR:İkisi de olur. Berker’im seni dinliyorum.
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah Hocam. Şöyle söylediniz Hocam dün; “Allah durduk yere iman vermez. Mutlaka şahsın candan, samimi, ısrarlı talip olması lazım. İman çok büyük lüks. Öyle herkesin istediği gibi alacağı, elde edeceği bir şey değil. İman bir lüks olduğu için, mühim konsantrasyon gerekir, çok iyi bir vicdan gerekir, çok iyi bir samimiyet gerekir ve dostluğu asla bırakmamak, Allah’ı asla bırakmamak gerekir” dediniz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Biraz da hadis okuyayım. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametlerini belirtiyor. “Kenda Kabilesi’nden topal bir adamın çıkması, Mehdi (a.s)’ın çıkış alametidir” diyor. Mesela bu oldu. Bunu insanlar gördüler. “Hz. Mehdi (a.s) beraberinde Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in bayrağı, gömleği ve birçok alametleri olduğu halde, yatsı vaktinde ortaya çıkacağı” belirtiliyor. “Yatsı namazını kıldıktan sonra, uzun bir hutbe irat edecek.” Yatsıdan sonra sohbetlerini yaptığı, yani geç vakitlerde Mehdi (a.s)’ın sohbet yapacağını Peygamberimiz (s.a.v) belirtiyor. İnşaAllah. 25. Maddede; “süfyanı etkisiz hale getireceği” belirtiliyor. “Şam caddelerine” dikkat çekilmiş. Süfyanın Hafız Esad olduğunu da buradan anlıyoruz inşaAllah. “Hz. Mehdi (a.s), Allah’tan çok korkan birisi olacaktır. Aynı kartal cinsinden Nesir kuşunun kanatlarıyla titremesi gibi Allah’tan korkacaktır.” Bak “Hz. Mehdi (a.s), Allah’tan çok korkan birisi olacaktır. Aynı kartal cinsinden Nesir kuşunun kanatlarıyla titremesi gibi Allah’tan korkacaktır.” “Bedir ashabı adedince insanlar çıkacakmış.” Bedir ashabı kaç kişiydi?
ALTUĞ BERKER:313.
ADNAN OKTAR:313. Mehdi (a.s) da 313 kişi inşaAllah. Süfyandan sürekli bahsediliyor, Mehdi (a.s) bahsinde. Süfyan ile Mehdi (a.s) iki ayrılmaz yapıdır. Yani süfyan önce çıkar, tahribatını yapar, Mehdi (a.s) çıkar, onun tahribatını düzeltir, tamir eder inşaAllah. Onun için süfyansız Mehdi (a.s) olmaz, Mehdi (a.s)’sız süfyan olmaz. İkisi birliktedir. Ama süfyan istemeden, Mehdi (a.s)’a zemin hazırlar. Yani negatif bir şahıstır, fakat Mehdi (a.s)’a muazzam bir zemin hazırlar süfyan. Yani süfyan çıkmadan Mehdi (a.s)’ın çıkması mümkün değildir. İnşaAllah. Mesela süfyan olmasaydı, Mehdi (a.s)’ın hareket alanı son derece daralırdı. Süfyan olmasa, Mehdi (a.s)’ın mücadele edeceği zemin olmazdı. Mehdi (a.s)’a ihtiyaç olmazdı. Yani biri zemini meydana getiriyor, biri inkişafı meydana getiriyor. Süfyan negatif gücüyle İslam’a hizmet ediyor, Mehdi (a.s) pozitif gücüyle İslam’a hizmet ediyor. Her ikisine de Hızır (a.s) yardım eder.
“Hz. Mehdi (a.s) Tabut-u Sekineyi, Antakya mağarasından çıkaracaktır. Mehdi (a.s)’ın yanında Hz. Peygamberin (s.a.v) bayrağı bulunacaktır.” Bayrak nerede? Topkapı’da, burada. Bayrak neredeyse Mehdi (a.s) da orada. Demek ki bayrak İstanbul’da olduğuna göre, Mehdi (a.s) da İstanbul’da. “Mehdi (a.s) işlerinde çok disiplinli, cömert, fakirlere karşı çok merhametli olacaktır.” Bak “Mehdi (a.s) işlerinde çok disiplinli, cömert, fakirlere karşı çok merhametli olacaktır.” Onların ücretsiz yemek yemesini sağlamak, ücretsiz kıyafet sağlamak, onlara bol bol imkan sağlamak gibi görevleri olacak inşaAllah. “Dünyada ismi geçecek bir halife kalmayıncaya kadar çıkmayacaktır.” Yani “halifelik kaldırıldıktan sonra Mehdi (a.s) çıkacaktır” diyor. Halifelik kaldırıldı ve aradan bir süre geçti, ondan sonra Mehdi (a.s) çıkıyor. İnşaAllah. “Çok yaygın ve sona ermesi mümkün görülmeyen bir fitne çıkacak.” Yani muazzam bir anarşi çıkacak ve bu anarşinin durması mümkün değilmiş gibi görünecek” diyor Peygamberimiz (s.a.v). “Bu fitne semadan üç kez emir “Mehdi (a.s)’dır, gerçek odur” şeklinde nidaya kadar sürecektir.” Bak “semadan üç kez” bu konu işte, Radyo, televizyon ve internettir. Ama “semadan bir melek” dediğinde, o melektir. O meleğin sesini de, ancak melekler duyar. İnsan duymaz. Eğer insan duyarsa imtihan kalkar inşaAllah. Mesela “semadan bir münadi çıkacak.” Bu da yine radyo, televizyon, internet. Çünkü bir münadi, herhangi bir münadi bu. Melek oluğunda ayırım yapılıyor. “Melek söyleyecek” diyor. Münadi bir ses yani radyo sesi olabilir, mikrofon olabilir, her şekilde bir ses. “Hak Al-i Muhammed’dendir.” Yani Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in soyundandır diye bir ses duyulacaktır” diyor. “Semadan zuhur eden bir el “emriniz Mehdi (a.s)’dır” şeklinde bir nida duyuluncaya kadar, tefrika ve ihtilaflar devam edecek.” Tefrika nedir? Müslümanların bölünmesi, ayrılığa düşmesi. İhtilaf nedir? Birbirleriyle uğraşmaları. Aynı tarikatta bile, birbirleriyle uğraşan Müslümanlar var. Mezhep kavgaları var, birbirlerine düşmüş durumdalar, birbirlerine karşı düşmanca bakıyor birçok Müslüman. “Bu nida geldiğinde tefrika ve ihtilaflar birden duracak” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Bak ne diyor? “Semadan zuhur eden bir el “emriniz Mehdi (a.s)’dır” şeklinde bir nida duyuluncaya kadar, tefrika ve ihtilaflar devam edecektir.” “Semadan bir el,” el yine bir gücü ifade eder yani bir melek eli demiyor bu hadiste. Bir el, bir güç. Birçok yerde bunu görürüz, elin bir kuvvet, herhangi bir güç anlamında kullanıldığını anlarız. Bir kuvveti ifade etmek için kullanıldığını anlarız. Dolayısıyla melek ifadesiyle, bir el ayrıdır. Burada öyle olsa “bir meleğin eli” derdi. Bir el, bir güç. “Emriniz Mehdi (a.s)’dır” şeklinde bir nida duyuluncaya kadar, tefrika ve ihtilaflar devam edecektir.” “Mehdi (a.s) ile süfyan karşı karşıya geldiğinde” demek ki Mehdiyet ve süfyaniyet, mücadele halindeler, “bir münadi”, münadi ne, yine aynı şekilde, melek demiyor, “münadi” bir ses, herhangi bir ses. “şöyle seslenecek; “Allah’ın dostları, Mehdi (a.s)’ın arkadaşlarıdır.”” Yani Allah taraftarları Mehdi (a.s) taraftarı olmak durumundadır. “Allah’ı seviyorsan, Mehdi (a.s) taraftarı olacaksın anlamında bir ses duyulacak” diyor gökten. Radyodan, televizyondan, internetten. “O görmeden önce (Mehdi (a.s) gelmeden önce), doğudan ışık veren bir kuyruklu yıldız görülecektir.” Bu kuyruklu yıldız görüldü. Hatta iki tane kuyruklu yıldız görüldü. “Ramazanda iki defa ay tutulması olacaktır.” 82 ve 83 yıllarında oldu üst üste. Hz. Mehdi (a.s) zamanında, adalet o kadar bol olacak ki, zorla alınan her mal sahibine geri verildiği gibi insanın başkasına ait olup da, dişinde kalmış bir şey bile sahibine geri iade edilecektir.” Bazen borcundan dolayı insanların malına el koyuluyor ya, onların hepsi “geri iade edilecek” diyor. “Doksan dokuzuncu senede mülkleri zail olacak.” 99’da deprem olacak anlamında bir hadis. 1999’da mülkler zail oldu ve büyük bir deprem oldu. Bak “Doksan dokuzuncu senede mülkleri zail olacak.” Çok açık.
Ne yapıyoruz, yarım saat sonra nereden devam ediyoruz?
ALTUĞ BERKER:Samsun AKS Tv’de yarım saat sonra devam ediyoruz inşaAllah.
SUNUCU:Adnan Oktar ile Gece Sohbetleri programımıza, Mavi Karadeniz Radyo, Samsun AKS Tv, Tokat Turhal Süper Tv ve Radyo, Kütahya Destan Tv, HarunYahya.Tv sitemizden devam edeceğiz.
ADNAN OKTAR:Bandırmalı kardeşlerimize de selam ediyoruz hepsine. Bandırma Radyo’ya da selam ediyoruz, orada çalışanların da hepsini çok seviyoruz. Bütün milletimizi çok seviyoruz. İnşaAllah.

